ABD’nin savunma ve teknoloji sektörleri, potansiyel olarak tarihi bir değişimin eşiğinde. Üst düzey bir yönetim yetkilisinin açıklamaları, hükümetin Lockheed Martin veya Boeing gibi büyük savunma firmalarında hisse satın alma fikrini değerlendirdiğini ortaya koydu. Bu fikir, şimdiden ciddi eleştirilere neden oldu. Uzmanlar, böyle bir hamlenin inovasyonu engelleyebileceği, çıkar çatışmalarına yol açabileceği ve savunma sanayiinin serbest piyasa ilkelerinden uzaklaşarak “devlet kapitalizmine” yönelebileceği konusunda uyarıyor.
Hükümet Ortaklığı Fikri Nasıl Gündeme Geldi?
Tartışmalar, Ticaret Bakanı Howard Lutnick‘in CNBC’ye yaptığı açıklamayla alevlendi. Hükümetin kısa süre önce Intel‘de hisse satın almasını değerlendiren Lutnick, bu tür anlaşmaların savunma sektöründeki diğer şirketler için de düşünülebileceğini belirtti. Lutnick, Lockheed Martin‘in gelirinin yüzde 97’sini ABD hükümetinden elde ettiğini ve bu durumun şirketi “esasen ABD hükümetinin bir kolu” haline getirdiğini savundu. Bakan, mühimmat tedariklerinin nasıl finanse edileceği konusunun ciddi bir şekilde konuşulması gerektiğini ifade etti ve bu konuyu Savunma Bakanlığı liderlerinin gündemine bıraktı.
Intel Anlaşması: İlk Somut Adım ve Tartışmalar
Lutnick’in sözleri, ABD hükümetinin teknoloji sektöründe attığı ilk somut adımla birlikte yankı buldu. Trump yönetimi, federal hükümetin CHIPS ve Bilim Yasası kapsamında sağlanan fonlarla Intel‘de yüzde 10 hisse satın aldığını duyurdu. Başkan Donald Trump, bu anlaşmayı Intel ve ABD için “harika” bir adım olarak nitelendirdi ve “ülkemiz için bu tür anlaşmaları her gün yapacağını” söyledi. Bu hamle, yarı iletken üretimini ABD’ye geri getirme ve Çin’e olan teknolojik bağımlılığı azaltma hedefine yönelikti.
Intel anlaşması, siyasi yelpazenin her iki tarafında da farklı tepkilere neden oldu. Küçük hükümet yanlısı muhafazakarlar, Senatör Rand Paul’un “Eğer sosyalizm, hükümetin üretim araçlarına sahip olması anlamına geliyorsa, hükümetin Intel’e sahip olması sosyalizme doğru bir adım değil midir?” sözleriyle bu fikre karşı çıktı. Öte yandan, ilerici Senatör Bernie Sanders, “Mikroçip şirketleri federal hükümetten aldıkları cömert hibelerden kâr elde ediyor ve vergi mükellefleri de bu yatırımdan makul bir getiri elde etme hakkına sahip,” diyerek hükümetin hisse alımını destekledi.
Savunma Sanayii Uzmanlarının Eleştirileri: “Devlet Kapitalizmi” ve İnovasyon Endişesi
Ancak savunma sanayii uzmanları, hükümetin şirketlerde hisse sahibi olmasının yaratacağı potansiyel sorunlar konusunda ciddi uyarılarda bulunuyor. Amerikan Girişim Enstitüsü’nden (American Enterprise Institute) kıdemli araştırmacı Todd Harrison, bu hamlenin “ulusal güvenlik uğruna serbest piyasayı terk etmek” anlamına geldiğini ve daha çok Amerikan geleneği yerine “Çin modeline” benzediğini ifade etti.
Mitchell Havacılık ve Uzay Çalışmaları Enstitüsü’nün (Mitchell Institute for Aerospace Studies) İcra Direktörü Doug Birkey ise, hükümetin savunma sanayiine doğrudan müdahil olduğu tarihi örneklerin verimsizlik ve inovasyon eksikliğine yol açtığını belirtti. Örneğin, Birinci Dünya Savaşı sonrası Philadelphia’da kurulan Deniz Uçak Fabrikası, özel şirketlerle haksız rekabete girmesi ve verimsiz çalışması nedeniyle eleştirilmişti.
Uzmanlar, hükümetin bir şirketin hissesini elinde bulundurmasının sektörde bir dizi çarpıtıcı etki yaratabileceğini söylüyor:
Çıkar Çatışmaları: Hükümetin, kısmen sahibi olduğu şirketleri kayırması ve diğer firmaları dezavantajlı duruma düşürmesi, haksız rekabete ve sözleşme ihalelerine yönelik itirazların artmasına neden olabilir.
İnovasyon Engeli: Eğer pazar hükümet tarafından kontrol edilen bir yapıya dönüşürse, yatırımcılar yeni kurulan ve pazarı dönüştürebilecek firmalara para yatırmak için daha az sebep bulabilir. Bu da uzun vadede inovasyonun önünü tıkayabilir.
Siyasi Müdahale: Harrison, bir hükümetin hisse sahibi olduğu şirketlerin yönetim kurullarında söz sahibi olmak istemesi ve kararların verimlilikten ziyade siyasete göre alınma riskinin bulunduğunu belirtiyor. Bu durum, sektörün “her şeyin siyasetle ilgili olduğu” bir yapıya dönüşmesine yol açabilir.
Nvidia ve Komisyon Anlaşması: Başka Bir Garip Örnek
Hükümetin sanayi ile olan ilişkisinin değiştiğini gösteren bir diğer örnek de, yapay zekâ çipi üreticisi Nvidia ile yapılan anlaşma oldu. Yönetim, ulusal güvenlik endişeleri nedeniyle Nvidia ve AMD’nin Çin’e yapay zekâ çipi satışlarını durdurmuştu. Ancak daha sonra, iki şirketin Çin’e satış yapmasına, ancak karşılığında satış gelirlerinin yüzde 15’ini ABD hükümetine komisyon olarak ödemeleri koşuluyla izin verildi. Eski ulusal güvenlik yetkilileri, bu anlaşmanın bir ulusal güvenlik kısıtlamasını paraya çevirerek Çin’e ihtiyacı olan teknolojiyi sağladığı endişesini dile getirdi.