Bir akademisyen olarak kendisini “Onkoloji Profesörü” unvanıyla tanıtan ve kamuoyunda bu şekilde tanınan Dilek İnan’ın, hayati öneme sahip bir hastalık olan kanseri, kenevir kullanımıyla tedavi ettiğine dair beyanları, bilim çevrelerini ve sağlık otoritelerini harekete geçirdi. Bursa Tabip Odası, şahsın sunduğu akademik belgelerin gerçekliğini araştırmak amacıyla kapsamlı bir inceleme başlattı. Bu süreç boyunca, İnan’ın iddia ettiği unvan ve niteliklerin sahte olup olmadığının tespiti büyük önem kazandı.
Tabip Odası ve Uluslararası İş Birliği
25 Aralık 2025 tarihinde Bursa’da düzenlenen bir sağlık sempozyumunda, İnan kürsüye çıkarak kanser tedavisinde kenevirin potansiyel faydalarından söz etmişti. Fakat, Bursa Tabip Odası, yaptığı araştırmalar neticesinde, söz konusu açıklamaların bilimsel temel ve belge ile desteklenmediğine kanaat getirdi. Bu nedenle, kamuoyunun yanlış yönlendirilmemesi adına savcılığa suç duyurusunda bulundu. Ayrıca, İnan’ın eğitim aldığı ve uzmanlık kazandığı iddia edilen Almanya’daki resmi kurumlarla iletişim kuruldu ve alınan yanıtlar doğrultusunda olayın vahameti ortaya çıktı.
Berlin’den Gelen Yanıtlardan Sahtecilik Ortaya Çıktı
Berlin Tabip Odası’ndan alınan resmi yanıt, durumun ciddiyetini gözler önüne serdi. Organize edilen soruşturmada, İnan’ın sunduğu ve kendileri tarafından düzenlendiği iddia edilen belgelerin hiçbir resmi kayıtta yer almadığı ve kurum tarafından hazırlandığına dair herhangi bir kaydın bulunmadığı belirtildi. Bu gelişmeler, şahsın Almanya’daki bazı kurumlar tarafından sahte diplomalar ve belgeler sunduğunu ortaya koydu.
Baden-Württemberg Eyaleti de Sahteciliği Doğruladı
Olay, Berlin ile sınırlı kalmadı ve Baden-Württemberg Eyaleti Kuzey Württemberg Bölge Tabip Odası, konuyla ilgili kapsamlı bir rapor yayımladı. Belirtilen uzmanlık belgesinin ve ilgili dokümanın sahte olduğu 10 Nisan 2008 tarihli raporla netlik kazandı. Bu durum üzerine, bölge yetkilileri Stuttgart Savcılığı’na resmi suç duyurusunda bulundu. Suçlamalar arasında “resmi belgede sahtecilik”, “unvan gasbı” ve “halk sağlığını tehlikeye atmak” bulunduğu öğrenildi. Bu olaya ilişkin dava sürecinin, sahte belge ve unvan kullanan kişilerin engellenmesi anlamında emsal olacağı düşünülüyor. Yetkililer, mesleki sorumluluk gereği, sürecin sonuna kadar takipçisi olacaklarını açıkladılar. Bu gelişmeler, profesyonel camia açısından ciddi bir uyarı niteliğinde olup, meslek etiğine önem veren kurumların adımlarını hızlandırmasına neden oldu.