Klinik Psikolog Pelin Ankay Kudu, Medipol Mega Üniversite Hastanesi’nden, sosyal medya kullanımının artık çocukluk dönemine kadar indiğini ve özellikle kısa video içerikleri gibi hızlı, sürekli değişen unsurların, çocuklarda dikkat ile odaklanma becerilerini ciddi şekilde bozduğunu belirtiyor. Bu durum, çocukların dijital dünyada savunmasız kalmasına yol açıyor ve ebeveynlerin dijital okuryazarlıklarını artırmaları ile doğru iletişim kurmaları gerektiğini vurguluyor.
Kudu’ya göre, sosyal medya platformlarının çocuklardaki olumsuz etkileri, ebeveyn denetimi olmadan büyümeye devam ediyor. Çocukların duygusal gelişimi ve riskleri değerlendirme yetenekleri yetişkinler kadar gelişmediği için, ailelerin aktif rol alması şart. Sosyal medya, doğru kullanıldığında üretkenlik sağlayabilir, ancak ebeveynlerin çocuklarının tükettikleri içerikleri izlemesi ve onlara rehberlik etmesi önemli.
13 Yaş Sınırı Var Ama Denetim Şart
Çoğu sosyal medya platformunda 13 yaş sınırı mevcut olsa da, çocuklar ebeveyn hesapları aracılığıyla veya yaşlarını abartarak bu platformlara erişebiliyor. Kudu, yeni uygulamaların riskleri devam ettirdiğini ve ebeveynlerin denetimi bırakmaması gerektiğini söylüyor. Çocuklardan kendi başlarına irade göstermelerini beklemek gerçekçi değil; onlar genellikle ‘Bir tane daha izlemeliyim’ diye düşünür. Bu yüzden ebeveyn desteği mutlaka gerekli.
Dijital Okuryazarlığa Dikkat Çekiliyor
Ebeveynlerin kendilerini dijital okuryazarlık konusunda geliştirmesi ve çocuklarına rol model olması büyük önem taşıyor. Kudu, sosyal medyanın sadece zararlı bir alan olmadığını, aynı zamanda içerik üretme fırsatı sunduğunu ifade ediyor. Doğru yönlendirmeyle, bu platformlar üretkenliği teşvik edebilir; ancak aileler, çocukların izledikleri içerikleri mutlaka denetlemeli.
Doğru Yaklaşımın Önemi
Kudu, ailelerin çocukların sosyal medya alışkanlıklarını yakından takip etmesi gerektiğini ve uygulamalardaki ebeveyn kontrol özelliklerinden faydalanmalarını öneriyor. Yargılayıcı olmayan bir iletişim dili kullanmak şart; örneğin ‘Yine mi telefonla oynuyorsun?’ demek yerine, ‘Bu içeriği izlerken seni ne etkiledi?’ diye sormak, çocukla duygusal bağı güçlendirir. Çocuklara konulan katı yasaklar sürdürülebilir olmaz; bunun yerine, onlarla iş birliği yaparak bir plan oluşturmak daha etkili. Ayrıca, çocukların öfke veya sıkılma durumlarında hemen ekrana yönelmesi, duygusal zeka gelişimlerini olumsuz etkileyebiliyor. Sağlıklı iletişim, çocukların dijital dünyada bilinçli bireyler olarak büyümesine yardımcı olur.