Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu olarak her ay düzenli bir şekilde yaptırdığımız açlık ve yoksulluk sınırlarını belirleme çalışmaları, Eylül ayı sonuçlarıyla birlikte dikkat çekici bir artış göstermiştir. Açlık sınırı, bir önceki aya göre 42 liralık bir artışla 21 bin lira olarak belirlenmiştir. Yoksulluk sınırı ise, yine bir önceki aya oranla bin 715 lira artışla 65 bin 873 lira olmuştur.
Bu rakamları değerlendirdiğimizde, ülkemizdeki yedi milyon asgari ücretlinin 17 bin lira ile çalıştığını düşündüğümüzde, bu emekçilerin açlık sınırının 4 bin lira altında bir maaşla yaşamlarını sürdürmek zorunda kaldıkları ortaya çıkmaktadır. Aynı şekilde, 12 bin 500 lira maaşla geçinmek zorunda kalan emeklilerin de açlık sınırından 9 bin 500 lira daha aşağıda, düşük bir gelirle yaşamlarını devam ettirmek zorunda oldukları görülmektedir.
Yılbaşından bugüne kadar geçen dokuz aylık süreçte, açlık sınırında 4 bin 517 lira ve yoksulluk sınırında ise 19 bin 35 lira gibi önemli artışlar yaşanmıştır. Bu durum, özellikle 12 bin 500 lira ile geçinen emeklilerin, açlık sınırının %59.5‘ine denk gelen bir gelirle yaşam mücadelesi verdiklerini göstermektedir.
Her geçen gün, zorunlu ihtiyaç maddeleri, gıda, elektrik, doğalgaz, ulaşım ve su gibi temel hizmetlere yapılan zamlar, mutfak ve pazar fiyatlarındaki olağanüstü artışlar ile birleşince, bu güzel ve zengin kaynaklara sahip ülkede emekçilerimizin, asgari ücretlilerin ve emeklilerin bu zorlu koşullarda açlık ve sefaletle yüz yüze kalmaları kabul edilemez bir durumdur.
Unutmamalıyız ki, bu ülkenin tüm yoksul emekçilerinin sorunları, aslında bizim sorunlarımızdır. Her bireyin, insani koşullarda, emeklerinin karşılığını alarak yaşama hakkı vardır. Bu hakların savunulması ve geliştirilmesi için ortak bir mücadele verilmesi gerekmektedir.