DEM Parti Parti Meclisi’nin Sonuç Bildirgesi
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti), geçtiğimiz hafta gerçekleştirdiği Parti Meclisi toplantısının sonuçlarını kamuoyuna duyurdu. “Türkiye’de sağlanacak onurlu bir barış, Ortadoğu’nun da barışı olacaktır” başlığıyla yayımlanan sonuç bildirgesinde önemli mesajlar verildi. Bildirgede, “Yıllardır büyük bedeller ödeyerek savaş karşıtı cepheyi büyütme ve barış talebini toplumsallaştırma mücadelesi veren partimiz, normalleşme söylemlerinin halklarımıza karşı mevcut sorunların perdeleme amacıyla kullanılmasına müsaade etmeyecektir. Çözüm tartışmalarının yeniden gündeme gelmesi olumlu bir gelişme olarak değerlendirilmektedir; ancak geçmişteki ‘teslim alma’ söylemlerinin yeniden gündeme getirilmesi, siyasal, tarihsel ve toplumsal bir mesele olan Kürt sorunu ve Türkiye’nin diğer sorunlarının çözümüne katkı sağlamayacağı açıktır” denildi.
Bildirgede, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin yaptığı açıklamalarla başlayan tartışmaların DEM Parti ve kamuoyu tarafından dikkatle izlendiği vurgulandı. “Bu tartışmaları, Kürt sorunu başta olmak üzere siyasal, iktisadi ve toplumsal sorunların müzakere ve diyalog zemininde ele alınması açısından önemli buluyoruz. Bunun yanı sıra, uyguladığı politikalarla toplumu zor durumda bırakan iktidarın, halkların en büyük özlemi olan barışı araçsallaştırmasının kimseye bir kazanç sağlamadığını geçmiş deneyimlerimizden biliyoruz. Kürt halkının kazanımlarını yok etme girişimleri, ekonomik çöküntü ve toplumsal çürüme karşısında halkların tepkisini bastırma amacıyla siyasi iklimin geçici bir şekilde yumuşatılması, mevcut sorunların çözümüne katkı sunmayacaktır. Bu tür politikaların iktidarın beklediği sonuçları vermesi de muhtemel değildir” ifadeleri yer aldı.
‘ÖCALAN’ VURGUSU
Bildirgede ayrıca, “Barışın ve çözümün gerçek bir seçenek haline gelebilmesi için atılması gereken ilk ve en önemli adımlardan biri, Sayın Abdullah Öcalan’a yönelik uygulanan özel savaş hukuku pratiği olan tecridin kaldırılmasıdır” vurgusu yapıldı. “Öcalan’ın geçmiş çözüm süreçlerinin yürütülmesi ve yönetilmesindeki kritik rolü tartışmasızdır. 43 ay sonra mutlak iletişimsizliğin sona ermesi ve Öcalan’la yapılan son görüşme önemli ve olumlu bir adım olmakla birlikte tecrit hâlâ devam etmektedir. Kendisinin de ‘Koşullar oluşursa bu süreci çatışma ve şiddet zemininden hukuki ve siyasi zemine çekebilecek teorik ve pratik güce sahibim’ ifadesiyle belirttiği gibi, fiziki özgürlüğünün sağlanması öncelikli olmak üzere sağlık, güvenlik ve özgür çalışma koşullarının oluşturulması, bu belirleyici misyonunu yerine getirebilmesi ve toplumsal barışa giden yolun açılması açısından hayati öneme sahiptir. Müzakere ve diyalog zemini ancak özgür ve eşit koşullar altında oluşturulursa gerçek, kalıcı ve kapsayıcı olabilecektir” denildi.