Moldova’nın Siyasi Durumu ve Etkileri
Romanya ile Ukrayna arasında sıkışmış olan Moldova, yalnızca 33 bin kilometrekarelik küçük yüzölçümüne sahip olmasına rağmen, çok sayıda etnik ve siyasi çatışmayı barındıran bir ülke olarak dikkat çekiyor. Bu durum, Moldova’yı bölgenin en önemli “barut fıçısı” olarak nitelendiriyor. Ülkenin doğusunda, Rus kökenli ayrılıkçıların yaşadığı Transdinyester bölgesi, güneyde ise Hıristiyanlığın Ortodoks mezhebine mensup Gagavuz Türklerinin yaşadığı Gagavuz Yeri Özerk Bölgesi, Moldova’nın Avrupa Birliği (AB) ile yakınlaşmasına karşı duruyor.
Moldovalılar, Rumenlerle ortak kökene sahip olsa da, Romanya ile birleşme eğilimleri zaman zaman gündeme geldiğinde Gagavuzlar, böyle bir durumda Moldova’dan ayrılacakları mesajını veriyor. Etnik sorunların yanı sıra, etnik Moldovalılar da Rusya ve Batı yanlıları olarak iki farklı kutba ayrılmış durumda. Bu durum, Moldova’yı uzun yıllar boyunca bu iki kesim arasındaki çatışmalar nedeniyle Avrupa’nın en istikrarsız ülkelerinden biri haline getirmişti.
2020’deki cumhurbaşkanlığı seçimlerini Batı yanlısı Maya Sandu kazanmıştı. Sandu, kısa bir süre içinde parlamentoda ve devlet kurumlarında kontrolü ele aldı. 2022’de Rusya-Ukrayna Savaşı’nın patlak vermesi ve Rus ordusunun Ukrayna’da tıkanması, Moldova’nın Rusya’dan uzaklaşmasını kolaylaştırdı. Moldova’da hükümet karşıtı her türlü protesto gösterisi, “Rusya’nın oyunu” olarak damgalanırken, Batılı ülkeler de Moldova hükümetine destek verdi. Seçimlerden önce, Batı yanlısı olmayan adayların bir şekilde seçim dışı bırakılması dikkat çekiciydi.
Sandu, hükümete yönelik hoşnutsuzlukların seçimlerde etkili olmaması için seçimleri, AB referandumuyla bir arada yürütmeye karar verdi. “Evet” oylarının galip gelmesi durumunda, Moldova’nın AB hedefinin anayasaya eklenmesi ve böylelikle ülkenin AB nüfuzunda geri dönülmez bir konuma gelmesi planlanıyordu.
KİMSENİN YÜZÜ GÜLMEDİ
Ancak pazar günü yapılan seçimlerde, kimsenin yüzü gülmedi. Maya Sandu, yüzde 42 oy alırken, Rusya yanlısı kesimden olan Gagavuz Türkü kökenli eski başsavcı Aleksandır Stoyanoglo yüzde 26, Rusya’ya yakın olan Renato Usatıy ise yüzde 14 civarında oy aldı. Diğer bir Gagavuz Türkü olan ve yine Rusya’ya yakın olan İrina Vlah ise yüzde 5’in üzerinde oy aldı. Dolayısıyla Sandu, birinci gelmesine rağmen yüzde 50 oy barajını aşamadığı için seçimler ikinci tura kaldı. 3 Kasım’da yapılacak ikinci tur seçimlerinde Stoyanoglo’nun, Sandu karşıtlarını kendi etrafında seferber etme ihtimali az da olsa mevcut.
AB’YE KIL PAYI ‘EVET’
Sandu açısından daha büyük bir hayal kırıklığı, referandum sonuçları oldu. AB referandumuna katılanların yüzde 50.46’sı “Evet” derken, yüzde 49.54’ü “Hayır” dedi. Üstelik “Evet” oyu verenlerin önemli bir kısmı, Avrupa ülkelerinde yaşayan Moldova vatandaşlarıydı; Moldova’da yaşayanların çoğunluğunun AB hedefini desteklemediği ise yurtiçi oy oranlarından anlaşıldı. Sandu, planladığı balkon konuşmasını iptal etti ve muhalefetin ile Rusya’nın seçimlere hile karıştırdığı iddialarıyla kendisini mağdur olarak gösterdi. AB Komisyonu Dış İlişkilerden Sorumlu Sözcü Peter Stano da, bu konuda Sandu’ya hak verdi.
Sandu, yüzde 51’i bile bulmayan “Evet” oylarının Moldova halkının AB üyeliğini desteklediğini gösterdiğini, dolayısıyla AB hedefinin Moldova anayasasına ekleneceğini ifade etti. Ancak herkesin kabul ettiği üzere, bu seçim ve referandum süreci, toplumdaki bölünmüşlüğü çok net bir şekilde ortaya koydu. Bu durum, Batı ile Rusya arasındaki bir başka krizin Moldova’da patlak verme ihtimalini de gözler önüne seriyor.
[email protected]