Paratiroid Bezlerinin Önemi ve Hastalık Belirtileri
Hastaneden yapılan açıklamada, uzman doktor Aydın, paratiroid bezlerinin işlevleri, hastalık belirtileri ve cerrahi müdahale süreçleri hakkında önemli değerlendirmelerde bulundu. Paratiroid bezleri, boynun ön kısmında, tiroid bezlerinin hemen yanında bulunan, genellikle dört adet küçük bezden oluşmaktadır. Bu bezler, her biri yaklaşık nohut tanesi boyutunda olup, vücudun kalsiyum ve fosfor dengesini korumada kritik bir rol oynar.
Aydın, paratiroid bezlerinin ürettiği hormonların kemiklere, böbreklere ve dolaylı olarak bağırsaklara etki ettiğini belirterek, “Bu hormonlar, vücudumuzun kalsiyum ve fosfor dengesini düzenleyerek, sağlıklı bir yaşam sürdürmemizi sağlar.” ifadelerini kullandı. Ancak, paratiroid bezlerinden birinin aşırı büyümesi veya aşırı çalışması, vücutta kalsiyum birikmesine neden olabilmektedir.
- Aşırı kalsiyum birikimi, böbrek taşlarının oluşumuna yol açabilir.
- Kemiklerde erime, mide ve bağırsak sisteminde ağrıya neden olabilir.
- Tansiyon yüksekliği gibi sağlık sorunları ortaya çıkabilir.
Aydın, “Sık sık böbrek taşı düşüren hastalarda, altta yatan kalsiyum yüksekliği, paratiroid bezinden kaynaklanan bir adenom açısından detaylı bir şekilde değerlendirilmelidir.” uyarısında bulundu. Paratiroid bezlerinin sağlık durumunu değerlendirmek için kandaki kalsiyum ve parathormon seviyelerinin incelendiğini ifade eden Aydın, bu hastalıkların genellikle bir bezin lokalize olarak büyümesinden kaynaklandığını ve özellikle 50 yaş üstü kadınlarda daha sık görüldüğünü belirtti.
Ameliyat Süreci ve Başarı Oranı
Aydın, paratiroid bezleri ile ilgili hastalıkların tedavisine dair önemli bilgiler verdi. “Ehil ellerde gerçekleştirilen operasyonlar, riskleri oldukça düşük olan bir süreçtir ve bu sorunların önüne geçmek mümkündür.” diyen Aydın, ameliyat öncesinde yapılan tahliller sayesinde hangi paratiroid bezinin büyüdüğünün tespit edilebildiğini vurguladı. Bu bilgi doğrultusunda, daha az invaziv cerrahi yöntemlerin uygulandığını belirtti.
Aydın, “Eğer hastalık tek bir bezden kaynaklanıyorsa, cerrahi tedavi basit bir operasyonla gerçekleştirilebiliyor. Bu süreçte, başarı oranımız yüzde 95 ila yüzde 99 arasında değişmektedir.” şeklinde konuştu. Hastalığın genellikle tek bir bezden kaynaklandığını ve bu bezin çıkarılmasının ardından hastalığın nüksetme oranının düştüğünü ifade eden Aydın, “Yaşamın ilerleyen dönemlerinde diğer bezlerde de büyüme görülebilir, ancak bu durum oldukça nadirdir.” değerlendirmesinde bulundu.