Türk Havacılık ve Uzay Sanayii (TUSAŞ), Türkiye’nin beşinci nesil savaş uçağı projesi olan Kaan’ın uçuş testlerini yoğunlaştırmak ve prototip üretim sürecini hızlandırmak için aralıksız çalışıyor. Şirket yetkilileri, bu stratejik öneme sahip projenin ilk meyvesi olan Kaan uçağını 2028 yılı sonuna kadar Türk Hava Kuvvetleri’ne teslim etmeyi hedeflediklerini belirtiyorlar.
TUSAŞ Genel Müdürü Mustafa Demiroğlu, Teknofest Havacılık, Uzay ve Teknoloji Festivali’nde TRT’ye yaptığı özel açıklamalarda, Kaan projesinde gelinen son aşamalar hakkında detaylı bilgiler paylaştı. Demiroğlu, ikinci ve üçüncü prototiplerin montaj çalışmalarının tüm hızıyla devam ettiğini müjdeledi. Projenin test kampanyası için toplamda dört adet uçağın planlandığını belirten Demiroğlu, bu uçaklardan üçünün kapsamlı uçuş testlerinde, birinin ise kritik yer testlerinde kullanılacağını ifade etti.
“İkinci prototipin gelecek yılın başlarında tamamlanarak uçuş testlerine başlaması öngörülüyor,” diyen Demiroğlu, ilk prototipte gerçekleştirilen başarılı testlere de değindi. “Şu anda ilk uçakta art yakıcıyı ateşlemiş durumdayız. Üçüncü uçuşunu heyecanla bekliyoruz – bu uçuşun Ağustos ayında veya en geç Ekim ayından önce gerçekleşmesi muhtemel. Ancak bu konuda kesin bir tarih vermek için henüz erken,” şeklinde konuştu.
Kaan’ın ilk üretilecek prototipleri ve düşük yoğunluklu ilk üretim partisi, yüksek performanslı bir art yanmalı turbofan jet motoru olan General Electric F110 ile güçlendirilecek. Ancak TUSAŞ’ın uzun vadeli stratejik hedefi, 2032 yılına kadar bu yabancı menşeli motoru, tamamen yerli imkanlarla geliştirilen bir Türk motoruyla değiştirmek. Bu hedef, Türkiye’nin savunma sanayiinde tam bağımsızlık vizyonunun önemli bir parçası olarak öne çıkıyor.
İlk prototipten elde edilen değerli geri bildirimler ve kazanılan deneyimler ışığında, ikinci prototipte bazı önemli tasarım revizyonlarına gidileceğini kaydeden Demiroğlu, bu iyileştirmelerin özellikle uçağın dış şekillendirmesi ve iç yapısal unsurlarında yoğunlaştığını belirtti. “İkinci prototip dışarıdan bakıldığında ilkine göre bazı farklılıklar gösterecek – özellikle hava girişlerinin çevresinde belirgin değişiklikler olacak – ancak uçağın genel boyutları aynı kalacak,” açıklamasında bulunan Demiroğlu, iç kısımda ise ağırlık ve denge optimizasyonlarına odaklandıklarını vurguladı. Bu optimizasyonlar, uçağın performansını ve manevra kabiliyetini daha da artırmayı hedefliyor.
Başlangıçta TF-X olarak adlandırılan Kaan programı, Türkiye’nin havacılık alanındaki en iddialı ve stratejik projesi olma özelliğini taşıyor. Türk Hava Kuvvetleri’nin giderek yaşlanan F-4E Phantom filosunun ve gelecekte F-16 savaş uçaklarının yerini alması amacıyla tasarlanan Kaan, diğer önde gelen beşinci nesil savaş uçağı platformlarının performans ve dayanıklılık standartlarına ulaşmayı hedefliyor.
Kaan savaş uçağının temel özellikleri arasında düşük radar kesit alanı sağlayan özel bir şekillendirme (stealth), dahili silah bölmeleri (internal weapon bays), süpersonik seyir (supercruise) kabiliyeti ve tamamen yerli olarak geliştirilen aviyonik paket yer alıyor. Bu özellikler, Kaan’ı modern hava muharebesinin gereksinimlerine tam olarak cevap verebilecek bir platform haline getiriyor.
Uçağın ilk prototipi, havacılık tarihimiz için bir dönüm noktası olan ilk başarılı uçuşunu Şubat 2024’te gerçekleştirmişti. Bu tarihi uçuşla birlikte Kaan, şu anda uçan prototipiyle Avrupa kıtasında beşinci nesil etiketi taşıyan tek savaş uçağı projesi konumunda bulunuyor. Bu durum, Türk havacılık sanayiinin geldiği ileri seviyeyi ve mühendislik kabiliyetlerini tüm dünyaya bir kez daha kanıtlıyor.
Mustafa Demiroğlu, Kaan’ın geliştirme sürecinin ilerleyen aşamalarında Türk Hava Kuvvetleri’nin operasyonel ihtiyaçlarına tam olarak cevap verecek ölçekte seri üretime geçileceğini de vurguladı. “Teslimatlara 2028 yılı sonuna kadar başlamayı hedefliyoruz,” diyen Demiroğlu, Kaan’ın sadece bir uçak projesi olmanın ötesinde, Türkiye’nin gelecekteki güvenliği ve bağımsızlığı için Türk mühendis ve teknisyenlerin alın teriyle geliştirdiği milli bir proje olduğunun altını çizdi. Bu ifadeler, Kaan projesinin Türkiye için sadece savunma sanayii açısından değil, aynı zamanda teknolojik bağımsızlık ve milli gurur açısından da ne kadar hayati bir öneme sahip olduğunu açıkça ortaya koyuyor. TUSAŞ’ın Kaan projesindeki kararlılığı ve elde ettiği başarılar, Türkiye’nin havacılık ve savunma alanındaki iddiasını ve geleceğe yönelik vizyonunu somut bir şekilde yansıtıyor.