Alstom’un Hidrojenli Manevra Lokomotifi Almanya’da Hizmete Girdi

Akıllı sürdürülebilir mobilite çözümlerinde dünya lideri Alstom, Almanya’nın Salzgitter kentinde dizel bir manevra lokomotifini hidrojenle çalışan bir motora dönüştürerek dünyanın ilk seferini tamamladı. Bu yenilikçi proje, VPS Verkehrsbetriebe Peine-Salzgitter GmbH (VPS), WTZ Roßlau, TU Braunschweig ve Fraunhofer Enstitüsü gibi önemli ortaklarla birlikte geliştirildi.

Projenin Amacı ve Teknik Detaylar

Bu araştırma projesi, manevra trafiğinin karbonsuzlaştırılmasına yönelik kritik bir dönüm noktası olarak görülüyor. Dönüşümün ardından lokomotifin motoru, hidrojenin doğrudan, CO2 içermeyen yanmasıyla çalışıyor. Salzgitter Grubunun çelik üretim tesislerinde başlayacak olan endüstriyel test operasyonunun, teknolojinin günlük kullanıma uygunluğu hakkında önemli veriler sağlaması bekleniyor.

Alstom Orta ve Kuzey Avrupa Hizmetlerinden Sorumlu Başkan Yardımcısı François Muller, bu projenin demiryolu taşımacılığında hidrojen kullanımına öncülük ettiğini ve mevcut filoları değiştirmeden emisyonsuz operasyona geçiş imkanı sunduğunu belirtti. Bir dizel manevra lokomotifinin ortalama 50-70 yıllık hizmet ömrü göz önüne alındığında, bu dönüşümün kalan 15-20 yıllık hizmet ömrü boyunca 3.000 tona kadar CO2 tasarrufu sağlayabileceği vurgulandı. Bu miktar, 650 vagonun emisyonuna veya 200.000 ağaç dikmeye eşdeğerdir.

Projeye Destek ve Gelecek Vizyonu

Proje, Aşağı Saksonya eyaletinin yapısal yardım fonlarıyla destekleniyor. Salzgitter Belediye Başkanı Frank Klingebiel, kentin “Almanya’nın dönüşüm başkenti” olma vizyonuna atıfta bulunarak, şehir olarak projeye 1,5 milyon avro finansal katkı sağladıklarını belirtti.

VPS Genel Müdürü Dr. Johannes Dreier, projenin Salzgitter Grubu‘nun düşük CO2’li çelik üretimi hedefi olan SALCOS programıyla mükemmel bir uyum içinde olduğunu ve lojistik hizmet sağlayıcısı olarak lokomotif filoları için alternatif tahrik konseptlerini test etmeleri gerektiğini söyledi.

WTZ Roßlau ve TU Braunschweig’den uzmanlar, yoğun geliştirme çalışmaları sonucunda, hidrojen motoru teknolojisini laboratuvar ortamından gerçek demiryolu raylarına başarılı bir şekilde taşıdıklarını ifade ettiler. Projenin 2025 sonbaharında tamamlanması ve elde edilen verilerin seri bir çözüme nasıl dahil edileceğinin analiz edilmesi planlanıyor.