Ukrayna’nın Rus işgaline karşı verdiği mücadelede uzuvlarını kaybeden binlerce gazi, yaşadıkları ağır travmaya rağmen cepheye ve topluma geri dönmek için inanılmaz bir direnç gösteriyor. “Engelli değilim, terfi ettirildim” sözleriyle durumu özetleyen ordu gazisi Serhiy gibi pek çok asker, yaralanmalarını bir engel olarak görmüyor. Serhiy, bacağının bir mayınla diz altından kopmasına rağmen rahatça koşabildiğini ve ip atlayabildiğini belirtiyor.
“Sadece Bir Et Yarası”: İnanılmaz Fiziksel Adaptasyon
Gazilerin gösterdiği fiziksel adaptasyon, adeta Monty Python’ın “sadece bir et yarası” öğüdünü gerçeğe dönüştürüyor. 2023’teki başarısız karşı saldırı sırasında insansız hava aracından atılan bir patlayıcıyla ağır yaralanan eski mühendis Artem, bir yıl sonra rehabilitasyon merkezinde kollarının üzerinde yürüyebiliyor, destekli bench press yapıyor ve rahatça araba kullanabiliyor. Serhiy, Artem ve onlar gibi binlerce gazi, hayatlarını olabildiğince üretken bir şekilde yaşamanın yollarını bulmuş ve çoğu, cephede bile olsa, ülkelerine hizmet etme isteğiyle yanıp tutuşuyor.
Protezde Dünya Liderliği ve Zihinsel Travma
Doğu Ukrayna’da kol ve bacağını kaybeden İngiliz insani yardım gönüllüsü Eddy Scott, Ukrayna’nın protez ve bakım konusunda dünyanın en iyi ve en gelişmiş olanaklarına sahip olduğunu belirtiyor. Lviv’deki son teknoloji ürünü Süper İnsanlar Merkezi’nde iyileşen Scott, Ukraynalı cerrahların en umutsuz vakaları bile iyileştirmesine tanık oluyor.
Ancak savaşın bıraktığı izler yalnızca fiziksel değil. Ülkedeki yaklaşık 25.000 uzuv kaybı yaşayan gazinin yanı sıra, Rus esaretinde korkunç koşullara katlanan binlerce savaş esiri de zihinsel travmayla mücadele ediyor. Mariupol kuşatmasından sonra esir alınan ve iki yıl esarette kalan asker Oleksii, dönüşünün en kötü yanının hayatta kalanın suçluluk duygusu olduğunu dile getiriyor. Rus işkencesine ve yoksunluğuna maruz kalan silah arkadaşlarının acısını bilmek, sivil hayata dönüşünü zorlaştırıyor.
“Sıra Onlarda”: Topluma Entegrasyon Zorlukları
Birçok gazi, sivil hayattaki zorlukların, mücadelelerini gerçekten anlayan az sayıda insan tanımalarından kaynaklandığını söylüyor. Gençlerin kafelerde kahve içip gece kulüplerinde eğlenmesi, gazilerde yapılan fedakarlıkların karşılıksız kaldığı hissini uyandırabiliyor. Savaşa henüz katılmamış olanlara karşı takınılan “Sıra onlarda” tavrı, gazilerin yaşadığı yabancılaşmayı özetliyor.
Bu zorluklara rağmen Serhiy gibi bazı gaziler, uzuvlarını kaybetmiş kişileri kabul eden askerî birimler aramaya başladı. Özellikle insansız hava araçlarının (İHA) yaygınlaştığı modern savaşta, bir siperde hareketsiz oturan bir İHA operatörünün, en iyi özel kuvvetler askerinden bile daha fazla hasara yol açabilmesi, bu fikrin ne kadar gerçekçi olduğunu gösteriyor.