Eski NASA yöneticisi Michael Griffin, Kongre’de yaptığı açıklamalarla ABD’nin şu anki Artemis Ay programının başarı şansının düşük olduğunu belirtti. 4 Aralık’ta Washington D.C.’de gerçekleştirilen ve “Çin’in Uzay Yükselişi ve ABD Liderliğine Yönelik Riskler” başlıklı oturumda konuşan Griffin, Çin’in hızla gelişen uzay ajanslarının ABD’nin üstlenmiş olduğu liderlik rolünü ciddi anlamda tehdit ettiğine dikkat çekti. Ona göre en büyük sorun, NASA’nın ve önceki yönetimlerin “işlemeyecek nitelikteki Ay görevi planına” sadık kalmasıdır.
Griffin, Çin’in tutarlı ve mantıklı bir plana sahip olduğunu, buna karşılık ABD’nin ise mantıksız ve sürdürülemez bir yaklaşımı benimsediğini vurguladı. Özellikle Artemis 3 ve sonrası görevlerin şu anki yapılarına göre sürdürülebilir olmadığını savunan Griffin, bu projelerin teknolojik açıdan uygulanabilirliğinin ve astronotlar için risk seviyelerinin kabul edilebilir olmadığını belirtti. Bu nedenle, üst düzey uzman, tüm Artemis planlarının ve görevlerinin yeniden tasarlanması gerektiği konusunda uyarıda bulundu.
Griffin’e göre, “Kayıp zamanı telafi etmek en önemli önceliktir”. Bu yarışta Çin’in ilk adımı bizim önümüzde olabilir, Ancak yarıştan çekilirsek asıl kaybetme riski büyük olur. Artemis’in mevcut planında, SpaceX’in Starship fırlatma teknolojisini kullanması öngörülüyor; ancak bu stratejinin çeşitli riskleri bulunuyor.
Starship ile yakıt ikmalinde ciddi sorunlar
Plan gerçekleşirse, yörüngede birkaç kez yakıt ikmali için yaklaşık 12 Starship fırlatması gerekebilir. Ayrıca, ikmal işlemi hâlâ tam anlamıyla test edilmemiş ve teknolojik açıdan kritik riskler barındırıyor. Griffin, bu ikmal süreçlerinin uzun süre yörüngede kalma ve yakıt buharlaşması riskini artırdığını söylüyor. Bu unsurlar, mevcut Artemis mimarisinin “kapsamlı sorunlar içeren bir yaklaşım” olduğunu gösteriyor.
SpaceX bile zamanında tamamlanamayabilir diyerek, Politico’nun elde ettiği dahili belgeler kapsamında, şirketin erken tahmine göre ilk insanlı Ay inişinin 2028 Eylül civarında gerçekleşebileceğini belirttiği ortaya çıktı. Ancak NASA’nın resmi takvimi hâlâ 2027’yi hedefliyor. Bu gecikmeler olur ise, Artemis’in ilk üç görevi arasında ortalama iki yıl fark oluşur. Apollo programına kıyasla, bu fark yaklaşık 4,5 ay civarındadır.
NASA yöneticilerinden SpaceX’e yönelik eleştiriler
NASA’nın geçici yöneticisi Sean Duffy, SpaceX’in Ay iniş aracı geliştirme sürecinde “geride olduğunu” belirterek, belirlenen takvime ulaşmanın mümkün olmadığını dile getirdi. Ayrıca, Trump yönetimi döneminde başka şirketlere — özellikle Blue Origin’e — şans tanındığını ve rekabetin devam ettiğini söyledi.
Yeni riskler ve Çin karşısında avantajlar
Potomac Institute’ten uzman Dean Cheng ise sorunun temelinde ABD’nin uzun vadeli, istikrarlı program planı olmaması olduğunu savundu. Ona göre Çin; onlarca yıl süren planlara sadık kalabiliyor; bu da aşağıdaki avantajları sağlıyor:
- Uzun vadeli program istikrarı
- İstikrarlı bütçeleme
- Devam eden kadro ve kaynak yapısı
ABD’de ise, son yıllarda bütçe kesintileri, projelerin iptali ve personel kayıplarıyla karşılaşılmakta. Griffin, asıl önemli riskin ise Ay’da “ilk söz hakkını” kaybetmek olduğunu vurguluyor. Uzmanlara göre, bir ülke Ay’da kalıcı bir varlık kurduğunda, hem kaynak kullanımı hem de uluslararası etki konusunda büyük avantajlar elde edecek. Griffin, Çin’in bu durumu göz önüne aldığını ve stratejik olarak büyük önem verdiğini ifade ediyor.