2025 yılı boyunca rekor üstüne rekor kıran altın, 2026 yılına da hızlı bir giriş yaptı. Jeopolitik krizler ve küresel piyasalardaki belirsizliklerin etkisiyle yatırımcılar “güvenli liman” altına sığınırken, 12 Ocak Pazartesi sabahı hem iç piyasada hem de ons tarafında yeni tarihi zirveler test edildi.
İSTANBUL – Küresel ekonomideki dalgalanmalar ve özellikle Latin Amerika kaynaklı riskler, altın fiyatlarını yukarı yönlü tetiklemeye devam ediyor. Haftanın ilk işlem gününde piyasalar, jeopolitik gerilimlerin gölgesinde açıldı. Yatırımcıların riskten kaçınma eğilimi, altını hem küresel ölçekte hem de yerel piyasada yeniden bir numaralı yatırım aracı haline getirdi.
Gram altın ve çeyrekte yeni rekorlar
12 Ocak 2026 Pazartesi sabahı saat 08.45 itibarıyla gram altın, satışta 6.356 TL seviyesini görerek Türk Lirası bazında tüm zamanların en yüksek rakamına ulaştı. Bu sert yükseliş fiziki altın piyasasına da doğrudan yansıdı. Çeyrek altın 10.779 TL, yarım altın ise 21.557 TL satış fiyatıyla işlem görmeye başladı. Düğün sezonu ve geleneksel tasarruf alışkanlıkları nedeniyle fiziki altına olan talebin canlılığını koruması, fiyatlardaki yukarı yönlü baskıyı artırıyor.
Cumhuriyet altını ve ons tarafında güçlü seyir
Uzun vadeli tasarruf sahiplerinin gözdesi olan cumhuriyet altını, haftaya 43.929 TL seviyesinden başlayarak önemli bir eşiği geride bıraktı. Küresel piyasaların nabzını tutan ons altın ise aynı dakikalarda 4.582 dolar seviyesine tırmandı. ABD Merkez Bankası’nın faiz politikaları ve Orta Doğu’daki istikrarsızlık, ons fiyatını besleyen temel unsurlar olarak öne çıkıyor.
Yatırımcı neden altına yöneliyor?
Ekonomistler, altın fiyatlarındaki bu iştahlı yükselişi birden fazla nedene bağlıyor. Küresel emtia piyasalarındaki belirsizlik ve yüksek enflasyon endişesi, altını değerli bir koruma kalkanı haline getiriyor. Türkiye’de ise geleneksel birikim alışkanlıkları, fiyatlar yükselse dahi alım talebinin sürmesini sağlıyor. Uzmanlar, jeopolitik risklerin arttığı bu dönemde altının hem bir değer saklama aracı hem de krizlere karşı en güvenli sığınak olma özelliğini sürdüreceğini öngörüyor.