Kremlin, Perşembe günü yaptığı açıklamada, Rusya ile ABD arasında imzalanmış olan en kapsamlı nükleer silah anlaşmasının sona ermesinden dolayı derin bir üzüntü duyduğunu belirtti. Aynı zamanda, ABD Başkanı Donald Trump, anlaşmanın mevcut sınırlarını korumak yerine, daha yeni ve gelişmiş bir düzenleme arzusunda olduklarını ifade etti. Bu gelişmenin, yüzyılı aşkın süredir var olan en büyük iki nükleer gücünü bağlayan paktın sona ermesi, dünya genelinde büyük bir endişe yaratmış durumda.
Bir zamanlar, 2010 yılında dönemin ABD Başkanı Barack Obama ve Rusya lideri Dmitry Medvedev tarafından imzalanan New START anlaşması, iki ülkenin toplamda 700’den fazla nükleer füze ve bombardıman uçağı taşıma hakkını sınırlandırıyordu. Ancak, COVID-19 pandemisi ve diğer uluslararası gelişmeler nedeniyle yapılan denetimler durdu ve anlaşmanın sıkı denetim kuralları etkili bir şekilde uygulanamadı. Söz konusu anlaşma, başlangıçta 2021 yılında sona erecek şekilde tasarlanmıştı, fakat taraflar bu süreyi uzatmayı kabul etmişti. Şimdi ise bu uzatma sona erdi ve iki ülke de yeni bir düzenleme yapma yollarını arıyor.
İki tarafın tutumu ve yeni olasılıkların doğması
Putin, geçen yıl Çin’in de katılımıyla yeni bir nükleer anlaşma yapılması gerektiğini savunurken, ABD yönetimi bu öneriyi görmezden geldi. Trump, kendi paylaştığı sosyal medya platformunda, mevcut anlaşmayı genişletmek yerine, ya yenilerini geliştirmek ya da mevcut riskleri azaltacak yeni anlaşmalara yönelmek gerektiğini vurguladı. Ayrıca, Çin’in nükleer silahlarını da içerecek şekilde daha kapsamlı ve modern bir iletişim kurmayı talep etti. Çin ise, bu isteğe olumsuz yanıt verdi ve ABD ile Rusya’nın sahip olduğu silah seviyelerinin farklılık gösterdiğini belirtti. Çin Dışişleri, Pekin’in şu anki şartlar altında nükleer silahların sınırlandırılması müzakerelerine katılmayacağını açıkladı.
Öte yandan, Rusya ve ABD arasındaki iletişim yavaş yavaş yeni bir düzeye geçiyor. ABD Avrupa’daki askeri kuvvetleri, anlaşmanın sona ermesine rağmen, Washington ve Moskova arasındaki üst düzey askeri diyaloğu yeniden başlatmayı kabul etti. Bu gelişme, 2021 yılında ilişkilerin kopmasına neden olan gerilimlerin ardından gelen bir adım olarak görülüyor.
Gelecekte neler beklenebilir?
Yukarıdaki gelişmeler ışığında, uluslararası güvenlik uzmanları ve diplomatlar, olası yeni nükleer anlaşmaların bölgesel ve küresel istikrar için kritik önemde olabileceğine işaret ediyor. Ayrıca, uzmanlar, yeni bir anlaşma olursa, Çin’in katılımı ve diğer ülkelerin de nükleer silah kapasitelerini göz önüne alan çok taraflı müzakerelerin kaçınılmaz olacağını söylüyorlar. Nükleer silahların yayılmasının engellenmesi ve silah kontrolünün sağlanması, yeni anlaşmalar ve uluslararası işbirliği gerektiriyor. Uzmanlar, her iki tarafın da yapıcı tutumlar sergilemesi halinde, diyaloğun yeniden tesis edilerek küresel güvenliğin güçlendirilmesine katkı sağlayabileceğini belirtiyorlar.