İzmir Büyükşehir Belediyesi Eşrefpaşa Hastanesi, 118 yıllık köklü geçmişiyle sadece bir sağlık kuruluşu değil, aynı zamanda şehrin yaşayan bir hafızası konumunda. Türkiye’nin ilk ve tek belediye hastanesi olma unvanını taşıyan bu sağlık çınarı, kurulduğu günden bu yana binlerce bebeğin ilk nefesine, binlerce İzmirlinin şifa bulma yolculuğuna tanıklık etti. Ancak hastanenin en özel hikâyeleri, kendi koridorlarında dünyaya gelen ve yıllar sonra aynı çatı altında meslektaş olarak görev yapan sağlık kahramanlarının hikâyeleridir.
Üç Kuşağı Birleştiren Meslek Aşkı
Dr. Ural Hamurcu, Yasemin Şen, Ekin Başak Bozdağlı ve İrem Ayçetin… Farklı yıllarda, farklı bölümlerde dünyaya gelen bu dört isim; doktor, hemşire, diş hekimi ve eczacı olarak Eşrefpaşa Hastanesi’nin kadrosuna katılarak eşsiz bir bağ kurdular. Onları bir araya getiren ortak nokta ise sadece doğdukları hastanede çalışmak değil, insan hayatına dokunmanın verdiği derin meslek aşkı oldu.
Çocukluk Hayallerinin Gerçeğe Dönüştüğü Yer
1972 doğumlu üroloji uzmanı Dr. Ural Hamurcu, hastanenin değişimine en yakından tanıklık eden isimlerden biri. Doğduğu odanın bugün yoğun bakım servisi olarak hizmet verdiğini belirten Dr. Hamurcu, “Çocukken hasta olarak geldiğim bu koridorlarda, bugün meslektaşlarımla omuz omuza çalışmak büyük bir gurur. Hatta beni muayene eden eski hekimlerle aynı mesaiyi paylaşma şansım oldu” ifadeleriyle geçmişle bugün arasındaki kopmaz bağı özetliyor.
“Doğumuma Şahit Olanlarla Çalışmak Bir Onur”
Hastanenin ameliyathane hemşiresi Yasemin Şen, diş hekimi Ekin Başak Bozdağlı ve eczacı İrem Ayçetin de benzer duyguları paylaşıyor. 1996 yılında dünyaya gelen diş hekimi Bozdağlı, “Doğumuma şahitlik eden, küçüklüğümü bilen büyüklerimle şimdi ekip arkadaşı olmak işime olan sevgimi katlıyor” derken; eczacı İrem Ayçetin, mesai arkadaşlarının kendisine, “Senin doğumunda o ameliyathanede çalışıyorduk” demesinin hayatındaki en ilginç ve gurur verici anlardan biri olduğunu vurguluyor.
Nesilden Nesile Uzanan Şifa Mirası
Eşrefpaşa Hastanesi’nde görev yapan bu sağlık emekçileri, hastanenin sadece bir bina değil, nesilleri birbirine bağlayan bir “şifa köprüsü” olduğunun en somut kanıtı. Sağlık hizmetlerinde sürekliliğin ve kurum kültürünün ne kadar kıymetli olduğunu gösteren bu anlamlı tesadüfler, hastanenin 118 yıldır İzmir’e dağıttığı şifanın kaynağını da gözler önüne seriyor.
Kendi doğdukları topraklara, yine kendi doğdukları hastanede hizmet etmenin gururunu yaşayan bu dört isim, 14 Mart Tıp Bayramı vesilesiyle hem tüm sağlık camiasını selamlıyor hem de sağlıkta şiddetten arındırılmış, sevgi dolu bir gelecek temennisinde bulunuyorlar. Eşrefpaşa Hastanesi, bu özel çalışanları sayesinde geçmişten aldığı gücü geleceğe, umutla ve şefkatle taşımaya devam ediyor.