Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Türkiye’nin ulaşım altyapısında katettiği tarihi mesafeyi ve gelecek dönem stratejilerini paylaştı. Karayolları teşkilatında 34 yıl boyunca her kademede görev yapmış bir isim olarak toplantıya hitap eden Uraloğlu, bu yılın karayolları tarihi açısından “30 bin kilometre eşiğinin aşılması” nedeniyle özel bir önem taşıdığını vurguladı.
Bakan Uraloğlu’nun açıklamaları, Türkiye’nin sadece fiziksel yollar inşa etmekle kalmayıp, bu yollar aracılığıyla ekonomik kalkınmayı, trafik güvenliğini ve uluslararası lojistik gücü nasıl pekiştirdiğini ortaya koyuyor.
Bölünmüş Yol Ağında Tarihi Eşik: 30 Bin Kilometre Sınırı Aşıldı
Bakan Uraloğlu’nun konuşmasındaki en dikkat çekici veri, Türkiye’nin bölünmüş yol ağında ulaştığı devasa rakamlar oldu. 2002 yılında yalnızca 6 bin 101 kilometre olan bölünmüş yol uzunluğu, 2026 yılı itibarıyla 30 bin 51 kilometreye çıkarıldı. Bu başarı, Türkiye’nin yol ağının yalnızca %44’ünü oluşturmasına rağmen, ülke genelindeki toplam trafiğin %83’üne hizmet vererek sistemin ne kadar verimli çalıştığını kanıtlıyor.
2002 yılında sadece 6 şehir birbirine bölünmüş yollarla bağlıyken, bugün bu imkan 77 ilimize ulaştırılmış durumda. Fiziksel altyapıdaki bu dönüşüm sadece yollarla sınırlı kalmadı; köprü ve viyadük uzunluğu 311 kilometreden 821 kilometreye, tünel uzunluğu ise 50 kilometreden 856 kilometreye yükseltildi. Sadece geçtiğimiz yıl inşa edilen 57 kilometrelik tünel uzunluğu, geçmiş dönemlerin toplam kapasitesini dahi geride bırakan bir çalışma temposuna işaret ediyor.
Güvenlik, Ekonomi ve Çevre: Yolun Katma Değeri
“Yol medeniyettir” vizyonuyla hareket edildiğini belirten Bakan Uraloğlu, yapılan yatırımların toplumsal ve ekonomik yansımalarını şu verilerle özetledi:
Hız ve Zaman Tasarrufu: 2002 yılında 8,5 milyon araçla saatte ortalama 40 kilometre olan seyahat hızı, araç sayısı 34 milyona yaklaşmasına rağmen bugün 90 kilometreye çıktı. Bu durum, sürücülerin her iki dakikadan birini tasarruf etmesi anlamına geliyor.
Ekonomik Kazanç: Zaman ve akaryakıttan sağlanan tasarrufun Türkiye ekonomisine yıllık getirisi 405 milyar lira seviyesine ulaştı. Bu rakam, Karayolları Genel Müdürlüğü’ne ayrılan yıllık ödeneklerin bile üzerinde bir ekonomik fayda sağlıyor.
Trafik Güvenliği: Yol standartlarının yükselmesiyle birlikte trafik kazalarındaki ölüm oranlarında ciddi bir düşüş yaşandı. Taşıt-km başına hayatını kaybeden kişi sayısı %81 oranında azaltıldı.
Çevresel Etki: Modern yollar ve kısalan mesafeler sayesinde yıllık 6,55 milyon ton karbon emisyonunun önüne geçilerek çevre dostu bir ulaşım modeli desteklendi.
Gelecek Hedefleri: 38 Bin Kilometre Yol ve Yeni Otoyollar
Bakan Uraloğlu, ulaşılan rakamların bir son değil, yeni bir başlangıç olduğunu ifade ederek gelecek hedeflerini açıkladı. Bölünmüş yol ağının ilk etapta 31 bin 250 kilometreye, orta ve uzun vadede ise 38 bin kilometrenin üzerine çıkarılması hedefleniyor. Otoyol ağında ise ilk hedef 4 bin 330 kilometreye ulaşmak.
2025 ve 2026 yılları için planlanan projeler arasında; Aydın-Denizli Otoyolu’nun tamamlanması, Antalya-Alanya ve Ankara-Kırıkkale-Delice otoyol çalışmalarının hızlandırılması yer alıyor. Ayrıca Bursa Doğancı Tüneli, Pertek-Tunceli yolu ve Batman-Hasankeyf yolu gibi stratejik öneme sahip yerel projeler de takvime bağlanmış durumda.
Akıllı Ulaşım Sistemleri ve Teknoloji Çağı
Geleceğin ulaşım politikalarında teknolojinin merkezde olacağını belirten Uraloğlu, Kooperatif Akıllı Ulaşım Sistemleri (K-AUS) projesine dikkat çekti. İstanbul Havalimanı ve Hasdal Kavşağı arasındaki 40 kilometrelik koridorda başlatılan test uygulamalarının bir sonraki aşaması Ankara Çevre Otoyolu’nda daha gelişmiş bir düzeyde hayata geçirilecek. Bu sistemler, araçların birbirleriyle ve yol altyapısıyla haberleşmesini sağlayarak trafik güvenliğini ve akışını maksimize etmeyi amaçlıyor.
Uluslararası Koridorlar ve Lojistik Süper Güç Türkiye
Türkiye’nin “Jeostratejik Güven Adası” ve bir lojistik merkezi olma hedefi, Bakan Uraloğlu’nun konuşmasının temel taşlarından birini oluşturdu. Orta Koridor, Kalkınma Yolu ve Zengezur Koridoru gibi uluslararası projelerin kararlılıkla takip edildiği belirtildi. 1915 Çanakkale Köprüsü, Yavuz Sultan Selim Köprüsü ve Avrasya Tüneli gibi mega projelerin ardından, Türkiye’nin Doğu-Batı ve Kuzey-Güney akslarında vazgeçilmez bir merkez haline gelmesi hedefleniyor.
Bakan Uraloğlu, ulaştırma modlarının (karayolu, demiryolu, denizyolu) birbirine entegre edilmesiyle Türkiye’nin 21. yüzyılın “lojistik süper gücü” olacağını vurguladı.
Kaliteden Tavizsiz Çalışma Prensibi
Konuşmasının sonunda Karayolları personeline seslenen Uraloğlu, “kalitesiz iş en pahalı iştir” prensibini hatırlattı. Yatırımların belirlenen bütçe ve program dahilinde, zamanında ve en yüksek kalite standartlarında tamamlanmasının takipçisi olacaklarını ifade etti. Türkiye’nin dört bir yanındaki şantiyelerde görev yapan binlerce çalışanın emeğinin unvanlarla ölçülemeyecek kadar değerli olduğunu belirterek, 2026 yılı çalışmalarının bu motivasyonla sürdürüleceği mesajını verdi.