Türkiye’nin stratejik tarım ürünlerinden biri olan pamuk, artan girdi maliyetleri, yetersiz destekler ve derinleşen kuraklık nedeniyle üretim krizine girdi. Özellikle Ege Bölgesi’nde ekim alanlarının hızla daraldığını belirten sektör temsilcileri, acil önlem alınmazsa ithalat bağımlılığının kaçınılmaz olacağı uyarısında bulunuyor. Söke Ziraat Odası Başkanı Mustafa Tanyeri, mazot, gübre ve tohum gibi ana girdilerin yıllık yüzde 80’e varan oranlarda zamlandığını, buna karşın pamuk fiyatlarının yerinde saydığını vurguladı. Tanyeri, “Pamuk fiyatı yıllar içinde sadece yüzde 5-10 artarken, maliyetlerimiz katlanarak yükseldi” diyerek üreticinin içinde bulunduğu darboğazı özetledi.
Kuraklık ve Su Kısıtı Üretimi Vurdu
Ekonomik baskının yanı sıra iklim krizi de üretimi doğrudan etkiliyor. Tanyeri, sulama kısıtları nedeniyle pamuk üretiminin zorlaştığını belirterek, “Normalde üç su gereken pamuğu artık iki suyla yetiştirmeye çalışıyoruz. Söke’de ekim alanları 360 bin dönümden 240 bin dönüme geriledi. Pamuktan kaçış başladı, artık üretemiyoruz” ifadelerini kullandı. Girdi maliyetleri ve fiyat dengesizliği, çiftçiyi toprağından uzaklaştıran en büyük etkenler olarak öne çıkıyor.
Üretim Kapasitesinde Yüzde 50 Daralma Riski
İzmir Ticaret Borsası Başkan Yardımcısı Bülent Uçak ise sektördeki daralmanın yüzde 50’ye yaklaşabileceğine dikkat çekti. Pamuğun sürekli ilgi ve yüksek maliyet isteyen bir ürün olduğunu hatırlatan Uçak, zarar eden üreticinin çekilmesiyle rekoltenin 850 bin tonlardan 400 bin ton seviyelerine gerileyebileceği konusunda rakamsal bir uyarıda bulundu.
Tarımsal girdi fiyat endeksindeki yüzde 34.26’lık yıllık artışın ciddi bir baskı yarattığını ifade eden Uçak, “Bu maliyetlerle pamuğun kilogram fiyatı en az 40 liranın altında olmamalıdır” dedi. Sektör temsilcilerine göre, pamuk üretimindeki bu düşüş sadece tekstil sanayisini değil, diğer tarım ürünlerinin fiyat dengesini de olumsuz etkileyecek bir zincirleme reaksiyon başlatma riski taşıyor.