Dünyanın en prestijli tıp dergilerinden The Lancet’te yayımlanan dev bir araştırma, HIV-1 virüsünün 1990’dan 2024’e uzanan 35 yıllık genetik yolculuğunu mercek altına aldı. Oxford Üniversitesi liderliğinde yürütülen çalışmanın uluslararası ekibinde Yakın Doğu Üniversitesi’nden Prof. Dr. Murat Sayan da yer alarak küresel başarıya ortak oldu.
Dünyanın dört bir yanındaki araştırmacılar, 154 farklı ülkeden derlenen yaklaşık 1,4 milyon HIV-1 örneğini titizlikle analiz etti. Oxford Üniversitesi liderliğindeki bu çalışma, HIV-1 alt tiplerinin ve melez formlarının dünya genelindeki dağılımının bugüne kadar yapılan en kapsamlı ve güncel haritasını ortaya koydu. Araştırma ekibinde, dünyanın en iyi ilk 500 üniversitesi arasında yer alan Yakın Doğu Üniversitesi’nden Prof. Dr. Murat Sayan da aktif görev aldı.
Dünyadaki HIV Vakalarının Yarısı Aynı Varyanttan Kaynaklanıyor
Elde edilen bulgular, küresel HIV-1 enfeksiyonlarının neredeyse yarısına denk gelen %48,7’sinin tek başına “C alt tipi” genetik varyanttan kaynaklandığını gözler önüne serdi. Bu baskın oranı sırasıyla şu varyantlar izliyor:
-
A Alt Tipi: %11,5
-
B Alt Tipi: %10,3
-
Benzersiz Melez Formlar: %5,3
Bölgesel dağılıma bakıldığında; C alt tipi Güney Afrika, Etiyopya ve Güney Asya’da egemenken, Kuzey ve Latin Amerika ile Batı Avrupa’da B alt tipi öne çıkıyor. Güneydoğu Asya ve Doğu Asya’da ise melez varyantların baskın tip olduğu saptandı.
Her Bölgede Farklı Bir Virüs: Avrupa Ve Asya’da Alarm Sinyalleri var
2000-2024 yılları arasında küresel HIV-1 varyant dağılımı genel olarak istikrarlı kalmış olsa da bazı bölgelerde dikkat çekici değişimler göze çarpıyor. Batı ve Orta Avrupa’da melez HIV türlerinin payı belirgin biçimde artarken, bu eğilim kısmen Batı Afrika ve Doğu Avrupa’dan gelen göç dalgalarıyla ilişkilendiriliyor. Doğu Asya’da ise CRF07_BC türünde neredeyse üç katına varan bir artış gözlemlendi. Orta Afrika ise tüm bölgeler arasında en yüksek HIV-1 genetik çeşitliliğini sergilemeye devam ediyor.
Genetik Çeşitlilik Aşı Geliştirme Çalışmalarını Zorlaştırıyor
HIV’in sergilediği yüksek genetik çeşitlilik, etkili bir aşı geliştirmenin önündeki en büyük engellerden biri olmayı sürdürüyor. Araştırmacılar, influenza (grip) virüsünün tek bir bireydeki çeşitliliğinin bile HIV’in tek bir yıl içindeki küresel çeşitliliğiyle kıyaslanabilir düzeyde olduğunu hatırlatarak sürecin zorluğuna dikkat çekiyor [cite: Araştırmacılar, influenza virüsünün tek bir bireydeki çeşitliliğinin bile HIV’in tek bir yıl içindeki küresel çeşitliliğiyle kıyaslanabilir olduğunu hatırlatıyor; bu durum aşı geliştirmenin ne denli zorlu olduğunu gözler önüne seriyor.]. Bu çalışma, hangi bölgede hangi varyantın baskın olduğunu somut verilerle ortaya koyarak aşı tasarımcılarına güçlü bir yol haritası sunuyor. Uzmanlar ayrıca, değişen varyant dağılımlarının tanı ve viral yük testlerini de güçleştirebileceği uyarısında bulunuyor.
Küresel Gözetim Ağı Kuruldu
Çalışmanın en önemli çıktılarından biri, virüsün sürekli ve etkin biçimde izlenmesi amacıyla hayata geçirilen ‘Küresel HIV Moleküler Epidemiyoloji İşbirliği’ ağının kurulması oldu. Daha önce ‘WHO-UNAIDS HIV İzolasyon ve Karakterizasyon Ağı’ adıyla faaliyet gösteren bu uluslararası platform, varyant dağılımını güncel tutmayı ve küresel sağlık politikalarına bilimsel veri sağlamayı hedefliyor [cite: Daha önce ‘WHO-UNAIDS HIV İzolasyon ve Karakterizasyon Ağı’ adıyla faaliyet gösteren bu uluslararası platform, HIV-1 varyant dağılımını güncel tutmayı ve küresel sağlık politikalarına bilimsel veri sağlamayı hedefliyor.].
Bu uluslararası ağın aktif üyeleri arasında yer alan Prof. Dr. Murat Sayan, çalışmanın bilim dünyasına önemli bir referans kaynağı sunduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı [cite: Yakın Doğu Üniversitesi araştırmacılarından Prof. Dr. Murat Sayan, çalışmanın uluslararası araştırma ekibinde yer alan isimlerden., Prof. Dr. Sayan, ‘Küresel HIV Moleküler Epidemiyoloji İşbirliği’ ağının aktif üyeleri arasında da bulunuyor., “HIV’in genetik yapısı sürekli değişiyor., Bu araştırma, HIV’in dünya genelindeki genetik haritasını ortaya koyarak bilim dünyasına önemli bir referans kaynağı sunuyor” ifadelerini kullandı.]:
“HIV’in genetik yapısı sürekli değişiyor. Bu nedenle küresel ölçekte yürütülen moleküler epidemiyolojik izleme çalışmaları, hem tanı yöntemlerinin güncellenmesi hem de gelecekte geliştirilecek aşı ve tedavi stratejilerinin doğru planlanması açısından kritik bir role sahip. Bu araştırma, HIV’in dünya genelindeki genetik haritasını ortaya koyarak bilim dünyasına çok önemli bir referans sunuyor.”