Tahran yönetimi, son hava harekâtlarında iki kritik su depolama merkezinin isabet aldığını ve binlerce sivilin temiz suya erişiminin tehlikeye girdiğini duyurdu. Verilen bilgilerin bağımsız kaynaklarca kanıtlanması durumunda bu eylem, uzun bir aradan sonra bölgedeki doğrudan sivil yaşamı baltalayan ilk operasyon olacak.
Ateşkes çabalarına rağmen iki güç arasındaki askeri hareketlilik son günlerde yeniden en üst seviyeye ulaştı. Taraflar diplomatik kanallardan barış şartları sunarken, stratejik bölgede bir helikopterin düşürülmesi bardağı taşıran son damla oldu. Karşılıklı misillemelerle birlikte üsler ve lojistik merkezler yoğun bombardımana tutuldu.
Kritik Noktalar Ağır Hasar Aldı
Yerel komutanlıklar; kıyı şeridindeki liman kentleri, adalar ve lojistik üstlerin ağır darbeler aldığını bildirdi. Operasyonlarda bir iletişim kulesinin yerle bir olduğu, bölge halkına hizmet veren devasa beton depoların ise kullanılamaz hale geldiği belirtildi. Ajanslar, bombardımanın hedefi olan tesislerin fotoğraflarını paylaştı.
Bu durum, stratejik su altyapılarına yönelik gerçekleştirilen ilk eylem değil. Daha önceki aylarda da benzer bir arıtma tesisinin hedef alındığı ve onlarca yerleşim biriminin susuz kaldığı hatırlatıldı. Denizden su arıtma sistemleri, kurak coğrafyada yaşamın sürdürülebilmesi için hayati önem arz ediyor.
Kuraklık Kıskacındaki Ülkenin Büyük Çaresizliği
Söz konusu iddialar, ülkenin tarihinin en büyük çevre felaketleriyle boğuştuğu bir döneme denk geldi. Meteorolojik raporlara göre, yeraltı kaynaklarının tükenmesi ve yanlış tarım uygulamaları nedeniyle nehirler kuruma noktasına geldi. Uluslararası endekslere göre bölge, dünyada en yüksek su stresi yaşayan alanların başında geliyor.
Geçtiğimiz yıllarda yaşanan aşırı kuraklık sebebiyle büyük barajların doluluk oranları tek haneli rakamlara inmiş, pek çok su kaynağı tamamen haritadan silinmişti. Son bombalanan depoların ise yaklaşık yirmi bin sivilin günlük hayati ihtiyacını karşıladığı ve yüz binlerce dolarlık maddi hasar oluştuğu açıklandı.
Uluslararası Hukuk Açısından Yaşanan İhlaller
Yetkililer, doğrudan sivilleri hedef alan bu hamlenin küresel normlara göre açıkça bir insanlık suçu teşkil ettiğini savunuyor. Küresel sözleşmeler uyarınca; toplumsal yaşamı ayakta tutan temiz su şebekeleri, kanallar ve barajlar hiçbir koşulda meşru askeri hedef sınıfına dahil edilemez.
Cenevre ve Berlin kuralları, çatışma dönemlerinde halkın temel ihtiyaçlarından mahrum bırakılmasını kesin bir dille meneder. Lakin hukuki bir yaptırım uygulanabilmesi; saldırının ardındaki askeri stratejinin, orantılılık prensibinin ve ortaya çıkan insani yıkımın tarafsız mahkemelerce tescillenmesine bağlıdır.