İstanbul Teknik Üniversitesi’ne (İTÜ) 2023 yılındaki büyük depremlerin ardından yapılan Deprem Analiz Raporu başvuruları 4 bin seviyesine ulaşmıştı. O süreçte günde 200-300 başvuru alınırken, ilerleyen dönemde bu sayı günlük 5’e kadar gerilemişti. 2026 yılına gelindiğinde ise başvuru sayısı yok denecek kadar azaldı.
“Eski Binaların Yönetmeliğe Uygun Çıkması Zor”
Ensonhaber’e açıklamalarda bulunan İTÜ Yapı Malzemeleri Laboratuvarı Sorumlusu İnşaat Mühendisi Prof. Dr. Hasan Yıldırım, eski binalarda yaşayan vatandaşların artık başvuru yapmaktan kaçındığını ifade etti. Başvuruların kesildiğini belirten Yıldırım, “Bir kişi binası için başvurduğu zaman zaten genellikle binası eski oluyor. Eski binanın yönetmeliklere uygun çıkması zor” şeklinde konuştu. Birçok kişinin binasının riskli çıkacağını bildiğini ancak resmi sonucun ardından önlerine gelecek güçlendirme, yenileme ya da tahliye gibi ağır maliyetli süreçlerden çekindiğini vurguladı. Yıldırım’a göre birçok kişi binasının riskli çıkabileceğini biliyor., Ancak riskli sonuç, bina sakinlerinin önüne güçlendirme, yenileme ya da tahliye gibi ağır maliyetli seçenekler çıkarıyor.
Başvuru Yapılmamasının Arkasında Ekonomik Çıkmaz Var
Deprem anlarında panikle artan başvuruların ortalıkta sarsıntı yokken de yapılması gerektiğinin altını çizen Prof. Dr. Yıldırım, başvuru yapılmamasının temelinde ekonomik imkansızlıklar yattığını söyledi. Deprem dönemlerinde başvuruların panikle arttığını belirten Yıldırım, “Deprem olduğunda aşırı panik içinde bunu bir kurtuluş gibi görüp hemen başvuru yapanlar var. Ama ortalıkta deprem yokken de başvurması gerekir. Çünkü bina eski. Sonuçta ya güçlendirme çıkacak ya da binanın yeniden yapılması gerekecek” ifadelerini kullandı., Yıldırım, başvuru yapılmamasının arkasında ekonomik çıkmaz olduğunu belirterek, “Yeniden binayı yaptırmak istese yapamaz. İmkânı olmayanlar için güçlendirmeye de parası yok, yenilenmeye de parası yok. İlgili kurumlar ‘Ya güçlendir, ya yenile ya da evi boşalt’ diyecek. Bu nedenle başvuru olmuyor” diye konuştu. Vatandaşın yenileme veya güçlendirme için bütçesi olmadığını belirterek resmi kurumların “Ya güçlendir ya da evi boşalt” baskısından korkulduğunu iletti, Yıldırım, başvuru yapılmamasının arkasında ekonomik çıkmaz olduğunu belirterek, “Yeniden binayı yaptırmak istese yapamaz. İmkânı olmayanlar için güçlendirmeye de parası yok, yenilenmeye de parası yok. İlgili kurumlar ‘Ya güçlendir, ya yenile ya da evi boşalt’ diyecek. Bu nedenle başvuru olmuyor” diye konuştu. Şu anda başvuruların daha çok ticari kaygılarla hareket eden ve yurt dışına iş yapan yabancı firmalardan geldiğini açıklad. Başvuruların daha çok ticari kaygıyla hareket eden yabancı firmalardan geldiğini belirten Yıldırım, “Genelde yurt dışına iş yapan firmalar başvuruyor. İşin özeti, depremin etkisi olduğunda hızlı başvuru oluyor” dedi.
“Çoğu İnsan Bile Bile Boynunu Bükerek Oturuyor”
Kentsel dönüşüm sürecinde sunulan “yarısı bizden” modeli ve kredi gibi devlet desteklerine rağmen bina sakinlerinin yine de ciddi bir ek mali yükle karşı karşıya kaldığını hatırlatan Yıldırım, İstanbul’daki mevcut acı tabloyu şu sözlerle özetledi . Kentsel dönüşüm desteklerine rağmen bina sakinlerinin yine de mali yükle karşı karşıya kaldığını söyleyen Yıldırım, “Kentsel dönüşüme girebiliyorlarsa ‘yarısı bizden’ ve kredi gibi destekler var. Ama yine paraya ihtiyaç var, krediye ihtiyaç var” ifadelerini kullandı., Yıldırım, İstanbul’daki tabloyu şu sözlerle özetledi: “Çoğu insan binasının riskli olduğunu bile bile boynunu bükerek oturuyor.”
Uzmanlar, İstanbul genelinde deprem riskinin ciddi şekilde devam ettiğini, bina güvenliğinin yalnızca büyük felaketlerin hemen ardından hatırlandığını, zaman geçtikçe ise ekonomik gerçekler nedeniyle riskli binalarda yaşama zorunlu olarak devam edildiğini belirtiyor.