Amerika Birleşik Devletleri ile İran arasında aylardır süren askeri ve diplomatik gerilimin bir çerçeve anlaşmayla sonuçlanması, küresel piyasalarla birlikte Türkiye ekonomisine de derin bir nefes aldırdı. Jeopolitik risklerin azalmasıyla birlikte Türkiye’nin 5 yıllık kredi risk primi (CDS), 225 baz puana kadar gerileyerek 26 Şubat’tan bu yana görülen en düşük seviyesine ulaştı. 28 Şubat’tan bu yana Washington ve Tahran hattından gelecek haberlere kilitlenen piyasalar, bu uzlaşı adımıyla birlikte rahatlarken, Türkiye’nin risk algısı da çatışma dönemi öncesindeki güvenli seyrine geri döndü.
Tarihi İmzalar On Dokuz Haziran’da İsviçre’de Atılıyor
Orta Doğu’daki askeri operasyonları ve Hürmüz Boğazı’ndaki deniz ablukasını tamamen sonlandıracak olan resmi mutabakat zaptının, 19 Haziran’da İsviçre’de taraflar arasında imzalanacağı açıklandı. Küresel enerji koridorlarının güvenliği ve nükleer faaliyetlerin geleceği açısından tarihi önem taşıyan taslak anlaşmanın öne çıkan en kritik başlıkları şunlardır:
-
Hürmüz Boğazı’nın Açılması: Dünya petrol ve doğalgaz sevkıyatının kalbi olan Hürmüz Boğazı, herhangi bir geçiş ücreti talep edilmeksizin derhal uluslararası deniz trafiğine açılacak.
-
Lojistik Hacmin Artırılması: Boğaz üzerinden gerçekleştirilen deniz taşımacılığı hacminin, 30 gün gibi kısa bir süre içinde savaş öncesindeki yüksek seviyelerine ulaştırılması hedeflenecek.
-
Nükleer Taahhütler: Sağlanan ekonomik ve lojistik esnemelere karşılık olarak İran, nükleer silah geliştirmeme taahhüdünde bulunacak ve uluslararası kamuoyunun zenginleştirilmiş uranyum stokuna ilişkin endişelerini giderecek adımlar atacak.
Uluslararası arenada sağlanan bu yumuşama ikliminin, önümüzdeki günlerde gelişmekte olan piyasalara yönelik yabancı yatırımcı sermaye akışını daha da hızlandırması bekleniyor.