Sosyal Güvenlik Kurumu’nun (SGK) mali yapısına ilişkin değerlendirmeler yeniden gündemde. Uzmanlar, kurumun bütçe performansına ilişkin yapılan yorumlarda en sık karşılaşılan hatanın, rakamların hangi muhasebe yöntemiyle değerlendirildiğinin göz ardı edilmesi olduğunu belirtiyor. Devlet katkısının hesaba katılıp katılmaması, SGK’nın mali görünümünü tamamen değiştiren temel unsur olarak öne çıkıyor.
Devlet Katkısı Tabloyu Değiştiriyor
Uzmanlara göre SGK’nın bütçesi değerlendirilirken devlet katkısı dahil edildiğinde kurum bütçe fazlası veren bir yapıya sahip görünürken, bu katkı hariç tutulduğunda ise ciddi bir finansman ihtiyacı ortaya çıkıyor.
Bu nedenle yalnızca “SGK bütçe fazlası veriyor” ya da “SGK büyük açık veriyor” şeklindeki değerlendirmelerin tek başına gerçeği yansıtmadığı ifade ediliyor. Kurumun mali durumunun doğru analiz edilebilmesi için devlet katkısının sosyal güvenlik sistemindeki rolünün birlikte değerlendirilmesi gerektiği vurgulanıyor.
Reformlar Mali Yapıyı Güçlendirdi
Uzmanlar, sosyal güvenlik reformlarının ardından SGK’nın mali dengesinde uzun yıllar boyunca önemli iyileşmeler yaşandığını hatırlatıyor. Kurumun açığının Gayrisafi Yurt İçi Hasıla’ya (GSYH) oranı 2005 sonrasında hızla gerileyerek yaklaşık yüzde 3 seviyelerinden 2015 yılında yüzde 0,5 düzeyine kadar indi.
COVID-19 salgınının etkisiyle 2020 yılında bu oranın yeniden yaklaşık yüzde 1,3 seviyesine yükseldiği belirtilirken, sonraki yıllarda mali dengede yeniden toparlanma yaşandığı ifade ediliyor.
2026 İçin Bütçe Fazlası Beklentisi
Son yıllarda prim gelirlerindeki artış, emekli aylıklarındaki görece sınırlı yükseliş ve alacak tahsilatındaki iyileşmenin SGK’nın bütçe performansını olumlu etkilediği belirtiliyor.
Uzmanların değerlendirmelerine göre kurum, 2024 yılını neredeyse denk bütçeyle tamamlarken, 2025 yılında yaklaşık 36 milyar lira bütçe fazlası verdi. Aynı eğilimin sürmesi halinde 2026 yılında yaklaşık 200 milyar lira bütçe fazlası oluşabileceği öngörülüyor.
Ancak bu hesaplamaların devlet katkısının bütçeye dahil edilmesiyle ortaya çıktığına dikkat çekiliyor.
Devlet Katkısı Hariç Finansman İhtiyacı Artıyor
Devlet katkısı dikkate alınmadığında ise tablo önemli ölçüde değişiyor. Uzmanlara göre 2025 yılında yaklaşık 853 milyar liralık, 2026 yılında ise yaklaşık 1,1 trilyon liralık finansman ihtiyacı oluşuyor.
Bu nedenle SGK’nın mali yapısına ilişkin değerlendirmelerde tek bir göstergeye odaklanmanın yanıltıcı olabileceği belirtiliyor.
Bütçe Fazlalarının Kullanımı Tartışılıyor
Uzmanların dikkat çektiği bir diğer konu ise oluşan bütçe fazlalarının nasıl değerlendirildiği. Mevcut uygulamaya göre SGK’nın bütçe fazlaları, torba yasalar kapsamında merkezi yönetim bütçesine aktarılabiliyor.
Bu uygulamanın kısa vadede kamu maliyesine katkı sağladığı ifade edilirken, uzun vadede sağlık ve emeklilik sisteminin mali sürdürülebilirliği açısından farklı değerlendirmeleri beraberinde getirdiği belirtiliyor.
Yaşlanan Nüfus Yeni Riskler Oluşturuyor
Önümüzdeki yıllarda Türkiye’nin sosyal güvenlik sistemi açısından en önemli gündem maddeleri arasında nüfusun yaşlanması, sağlık harcamalarındaki artış ve emeklilik sisteminin finansmanı yer alıyor.
Uzmanlar, bu nedenle sosyal güvenlik sisteminde oluşan mali kaynakların yalnızca kısa vadeli bütçe ihtiyaçları doğrultusunda değil, gelecekte artması beklenen sağlık ve emeklilik yükümlülükleri de dikkate alınarak planlanmasının büyük önem taşıdığı görüşünü dile getiriyor.