Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü tarafından yayımlanan “Turizm Eğilimleri ve Politikaları 2026” raporu, küresel turizm sektörünün güncel durumuna ışık tutuyor. Araştırma verilerine göre, üye ülkeleri ziyaret eden uluslararası turist sayısı 2025 yılında bir önceki döneme göre tahmini yüzde 3,4 oranında artarak 847 milyona ulaştı. Yaşanan bu artış eğilimi, dünya genelindeki seyahat hareketliliğinin zorlu küresel koşullara rağmen gücünü koruduğunu gösteriyor.
Rapor içeriğinde; jeopolitik gerilimler, iklim krizine bağlı aşırı hava olayları ve değişen tüketici alışkanlıklarının turizm pazarı üzerindeki etkileri detaylıca ele alınıyor. Özellikle sıcak çatışma bölgelerinin seyahat güvenliğini sarsması, havayolu ulaşım maliyetlerini artırırken yolcu güvenini de doğrudan zedeliyor. Bu durum, turistlerin tanıdık, ekonomik ve daha yakın destinasyonlara yönelmesine yol açıyor.
Türkiye Başarısıyla Dördüncü Sırada
Zorlu döneme rağmen Türkiye, 2019-2025 yılları arasında ziyaretçi sayısını yüzde 21 oranında artırarak dünya genelinde en çok büyüme kaydeden 4. ülke konumuna yerleşti. Listenin ilk sırasında yüzde 34 artış ile Japonya bulunurken, onu yüzde 28 ile Norveç ve yüzde 22 ile Danimarka izliyor. Küresel salgın öncesi döneme kıyasla yakalanan bu başarı, Türkiye’nin uluslararası arenadaki güçlü marka değerini bir kez daha kanıtlıyor.
Krizlere Karşı Güçlü Bir Sektör Yapısı
Türkiye Seyahat Acentaları Birliği Başkanı Firuz Bağlıkaya, elde edilen bu başarıyı ve sektörün geleceğini değerlendirdi. Turizmin dışsal faktörlerden en hızlı etkilenen dinamik bir yapıya sahip olduğunu belirten Bağlıkaya, başarının sadece rakamsal büyüme ile değil, krizlere karşı dayanıklılık seviyesiyle ölçülmesi gerektiğini vurguladı. Türkiye’nin, geçmişte karşılaştığı birçok küresel ve bölgesel krizi başarıyla yönetebilen eşsiz bir seyahat ekosistemine sahip olduğunu ifade etti.
Seyahat Acenteleri Sektörün Dinamosudur
Bağlıkaya, sahadaki en dinamik aktörler olan seyahat acentelerinin pazar çeşitliliği oluşturma, yeni turizm ürünleri geliştirme ve değişen turist beklentilerine hızla uyum sağlama yeteneklerine dikkat çekti. Sektörün geleceğe dönük sürdürülebilir politikalar geliştirmesinde, acentelerin yıllar içinde edindiği derin saha tecrübelerinin ve pazar bilgilerinin kamu yönetimi tarafından bir rehber olarak kabul edilmesi gerektiğini belirtti.
Nitelikli Ve Sürdürülebilir Büyüme Modeli
“Turizm Yüzyılı” vizyonu doğrultusunda sadece turist sayısını artırmayı hedeflemediklerini belirten Bağlıkaya, kişi başı harcama miktarını, konaklama sürelerini ve yerel kalkınmaya sunulan katma değeri yükseltmek istediklerini söyledi. Barselona ve Venedik gibi şehirlerde yaşanan “aşırı turizm” protestolarının, sadece sayıya odaklanan modellerin sürdürülemez olduğunu gösterdiğini aktardı. Çözümün, turizm faaliyetlerini ülkenin geneline ve yılın 12 ayına yaymaktan geçtiğini vurguladı.
Turizm Çeşitliliğini Artırma Hedefi
Kültür, gastronomi, sağlık, spor, doğa, inanç ve kruvaziyer gibi alternatif turizm dallarının geliştirilmesine yönelik yoğun çalışmalar yürüttüklerini açıklayan TÜRSAB Başkanı, bu sayede sezon sınırlamasını ortadan kaldıracaklarını belirtti. Seyahat acentelerinin, ülkenin tarihi ve kültürel miraslarını ham bir değer olmaktan çıkarıp uluslararası pazarlarda satılabilir nitelikli ürünlere dönüştüren yegane yapılar olduğunu hatırlattı.
Yüz Milyar Dolarlık Gelir Hedefi
Türkiye’nin 100 milyar dolarlık turizm geliri hedefine ulaşabilmesi için niceliksel büyüme yerine niteliksel gelişime odaklanılması gerektiğini ifade eden Bağlıkaya, kaliteli hizmet standartlarını korumak için yetişmiş insan kaynağının korunmasının şart olduğunu söyledi. Bu kapsamda seyahat acentelerine yönelik SGK prim destekleri ve pazarlama teşviklerinin genişletilmesi gerektiğini savunarak, turizm politikalarının ortak akılla şekillendirilmesi çağrısında bulundu.
Kruvaziyer Limanları Ve Havayolu Entegrasyonu
Kruvaziyer turizminin yüksek harcama potansiyeline sahip nitelikli turistler sunduğunu belirten Bağlıkaya, bu seyahat türünün yerel esnaftan restoranlara, rehberlerden perakende sektörüne kadar tüm şehir ekonomisine can suyu olduğunu ifade etti. İstanbul Havalimanı’nın sahip olduğu devasa doğrudan uçuş altyapısının modern kruvaziyer limanlarıyla daha etkin şekilde entegre edilmesi durumunda, Türkiye’nin küresel bir ana liman merkezine dönüşerek turizm gelirlerini katlayacağını sözlerine ekledi.