ABD Donanması, MH-60R ve MH-60S Seahawk helikopterlerinin değişen harekât ihtiyaçlarına ve geleceğin tehditlerine uyarlanmasını hedefleyen TALON modernizasyon programında ilk aşamayı başlattı. Programla filonun teknolojik altyapısının 2050 dönemine kadar sürdürülebilir şekilde güncellenmesi amaçlanıyor.
NAVAIR bünyesindeki H-60 Çok Amaçlı Helikopter Program Ofisi (PMA-299) tarafından Avustralya Kraliyet Donanması iş birliğiyle yürütülen TALON, dijital mühendislik yaklaşımı ile Modüler Açık Sistem Yaklaşımı’nı (MOSA) bir araya getiriyor.
Firmaların Görevleri Belirlendi
Program kapsamında MH-60S platformlarının fiziksel ve yapısal entegrasyonundan Sierra Nevada Corporation’ın sorumlu olması planlanıyor. MH-60R platformlarında ise aynı entegrasyon görevini Lockheed Martin Rotary and Mission Systems üstlenecek.
Uçuş kritik aviyonik segmentinin ana entegratörleri olarak Rockwell Collins ve Lockheed Martin görevlendirildi. Şirketler; donanım ve yazılım mimarisinin oluşturulması, arayüzlerin yönetimi ve helikopterin dijital omurgasına yönelik sistem seviyesindeki yazılım entegrasyonundan sorumlu olacak.
Açık sistem standartlarının uygulanmasının doğrulanması için Technology Security Associates Inc. üçüncü taraf doğrulama entegratörü olarak seçildi. Şirket, yüklenicilerin belirlenen açık sistem standartlarını dijital omurga ve aviyonik segment üzerinde nasıl uyguladığını ABD Donanması adına değerlendirecek.
Yetkililer, söz konusu firma seçimlerinin henüz nihai sözleşme taahhüdü anlamına gelmediğini ve Faz 1 çalışma esaslarının yapılacak müzakerelerin ardından kesinleşeceğini belirtti.
İlk Aşamada Aviyonik Sistemler Ele Alınacak
TALON’un ilk aşamasında uçuş kritik aviyonik segmentinin ön tasarımının gerçekleştirilmesi, dijital mühendislik ortamının oluşturulması, A-kit üretimi ve helikopterlerde gerekli yapısal modifikasyonların yapılması planlanıyor.
İkinci aşamada ise prototiplerin geliştirilmesi ve doğrulama testlerine geçilmesi hedefleniyor. Böylece yeni teknolojilerin mevcut MH-60 platformlarına daha hızlı ve düşük maliyetle entegre edilebilmesini sağlayacak açık ve taşınabilir bir mimari oluşturulması amaçlanıyor.
Program kapsamında geliştirilecek mimarinin yalnızca mevcut Seahawk filosunun modernizasyonunda değil, ABD Donanması’nın gelecekteki Future Vertical Lift Maritime Strike programında da teknik temel oluşturması bekleniyor.
MH-60R Çok Rollü Görevler Üstleniyor
MH-60R Seahawk, başta denizaltı savunma harbi ve su üstü harbi olmak üzere elektronik harp ile komuta-kontrol görevlerinde kullanılıyor. Helikopter; çok modlu radar, elektronik destek sistemleri, elektro-optik/kızılötesi sensörler, daldırma sonarı ve sonoboylardan oluşan kapsamlı bir sensör altyapısına sahip.
Entegre görev sistemi, farklı sensörlerden elde edilen verileri bir araya getirerek mürettebata deniz yüzeyi ve su altındaki tehditlere ilişkin kapsamlı bir operasyonel tablo sunuyor. Platform, görev yapısına bağlı olarak torpido, füze, roket ve makineli tüfek gibi farklı silah sistemlerini kullanabiliyor.
MH-60S Farklı Görevlerde Kullanılıyor
MH-60S Seahawk ise su üstü harbinin yanı sıra muharebe arama-kurtarma, özel harekât desteği ve havadan mayın karşı tedbirleri gibi görevlerde kullanılıyor.
Her iki varyantın farklı görev ihtiyaçlarına cevap vermesi nedeniyle TALON programında platformların fiziksel yapısının yanı sıra aviyonik ve yazılım altyapısının da gelecekteki teknolojilere uyumlu hale getirilmesi hedefleniyor.
Filo Ömrü Geleceğe Taşınacak
TALON programının temel hedeflerinden biri, MH-60 filosunun teknolojik açıdan uzun vadeli sürdürülebilirliğini sağlamak. Açık mimari sayesinde yeni sensör, yazılım ve görev sistemlerinin mevcut platformlara daha kolay entegre edilmesi planlanıyor.
MH-60R için mevcut modernizasyon yol haritası operasyonel kabiliyetlerin 2045 ve sonrasına taşınmasını hedeflerken, TALON’un daha uzun vadeli yaklaşımı filonun 2050 dönemine kadar güncel tehditlere karşı kullanılabilmesini amaçlıyor.
Bu kapsamda program, onlarca yıllık hizmet geçmişine sahip MH-60 ailesinin yeni nesil teknolojilerle desteklenmesini ve ABD Donanması’nın deniz hava unsurlarındaki operasyonel kapasitesinin uzun vadede korunmasını hedefleyen önemli modernizasyon adımlarından biri olarak öne çıkıyor.