İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) araştırmacılarının gerçekleştirdiği bilimsel çalışma, megakentte fosil yakıt kullanımından kaynaklanan kükürt dioksit (SO₂) kirliliğinin son 10 yılda önemli ölçüde azaldığını ortaya koydu. Araştırmaya göre, 2016-2025 döneminde şehir genelindeki ortalama SO₂ konsantrasyonu yaklaşık yüzde 24 geriledi. Uzmanlar, doğal gaz kullanımının yaygınlaşması, daha temiz yakıt politikaları ve teknolojik gelişmelerin bu iyileşmede belirleyici rol oynadığını vurguladı.
Hava Kalitesi Verileri 10 Yıllık Dönemi Kapsadı
Araştırma, İTÜ Uçak ve Uzay Bilimleri Fakültesi’nden Prof. Dr. Hüseyin Toros, İTÜ Avrasya Yer Bilimleri Enstitüsü’nden Dr. Özkan Çapraz ve İTÜ Bilişim Enstitüsü’nden Dr. Öğretim Üyesi Nisa Özge Önal Tuğrul tarafından yürütüldü.
Çalışmada, 2016-2025 yılları arasında Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne ait hava kalitesi izleme istasyonlarından elde edilen kükürt dioksit ölçümleri analiz edildi.
İnceleme sonucunda şehir genelindeki ortalama SO₂ seviyesi 2016 yılında metreküpte yaklaşık 5,4 mikrogram iken, 2025 yılında 4,1 mikrograma düştü. Bilim insanları bu azalmanın istatistiksel açıdan anlamlı olduğunu belirtti.
Düşüş Tüm Bölgelerde Aynı Oranda Gerçekleşmedi
İstasyon bazında yapılan değerlendirmelerde yalnızca Kandilli ölçüm istasyonunda istatistiksel olarak anlamlı bir düşüş tespit edildi. Diğer bölgelerde ise değerlerde değişim görülmesine rağmen bunun bilimsel açıdan belirgin seviyeye ulaşmadığı ifade edildi.
Araştırmacılar, İstanbul genelinde hava kalitesinin iyileştiğini ancak bu gelişmenin kentin tüm bölgelerinde aynı hızda gerçekleşmediğine dikkat çekti.
Kış Aylarında Kirlilik Artıyor
Araştırmada mevsimsel değişimler de incelendi. Buna göre kış aylarında ortalama SO₂ seviyesi yaklaşık 4,9 mikrogram/metreküp olarak ölçülürken, yaz aylarında bu değer 3,8 mikrogram/metreküpe geriledi.
Uzmanlar, kış döneminde konutlarda artan yakıt tüketimi, düşük rüzgar hızları ve sıcaklık terselmesi gibi meteorolojik koşulların kirleticilerin atmosferde birikmesine neden olduğunu belirtti.
Hafta içi ve hafta sonu ölçümlerinde ise önemli bir farklılık görülmedi. Bu durum, kükürt dioksit kirliliğinin büyük ölçüde trafikten değil, ısınma kaynaklı emisyonlardan etkilendiğini ortaya koydu.
Gün İçinde En Yüksek Değer Öğleden Sonra Ölçülüyor
Araştırmanın dikkat çeken bulgularından biri de günlük değişim oldu. Ölçümlere göre kükürt dioksit seviyeleri gece ve sabahın erken saatlerinde en düşük düzeyde seyrederken, gün içinde yükselerek öğleden sonra en yüksek seviyelerine ulaşıyor.
Araştırmacılar ayrıca 2018 yılında belirgin bir düşüş yaşandığını, sonraki yıllarda zaman zaman sınırlı artışlar görülmesine rağmen genel azalma eğiliminin korunduğunu belirtti.
1990’lı Yıllara Göre Büyük İyileşme
İTÜ Uçak ve Uzay Bilimleri Fakültesi İklim Bilimi ve Meteoroloji Mühendisliği Bölümü Başkanı Prof. Dr. Hüseyin Toros, İstanbul’da hava kalitesindeki değişimin uzun yıllara yayılan önemli bir başarı olduğunu söyledi.
Toros, 1992 yılında kentte metreküpte 200 mikrogramın üzerinde ölçülen kükürt dioksit seviyelerinin bugün yaklaşık 5 mikrogram seviyesine kadar gerilediğini belirterek, doğal gaz kullanımının yaygınlaşması, sanayideki iyileşmeler ve yakıt kalitesindeki artışın bu sonuçta etkili olduğunu ifade etti.
Dünya Sağlık Örgütü Sınırlarının Çok Altında
Prof. Dr. Toros, Dünya Sağlık Örgütü ile Türkiye ve Avrupa’da günlük SO₂ sınır değerinin metreküpte 40 mikrogram olduğunu hatırlatarak, İstanbul’daki tüm ölçüm istasyonlarında değerlerin bunun oldukça altında kaldığını söyledi.
Uluslararası Denizcilik Örgütü’nün düşük kükürtlü yakıt uygulamasının da İstanbul Boğazı’ndan geçen gemilerin emisyonlarını azaltarak hava kalitesine katkı sağladığını belirten Toros, vatandaşların hava kalitesi verilerini internet ve mobil uygulamalar üzerinden düzenli takip etmelerinin önemine dikkat çekti.
Doğal Gaz ve Enerji Verimliliği Öne Çıkıyor
Uzmanlar, kömür kullanımının azalması ve doğal gazın yaygınlaşmasının hava kalitesini iyileştiren temel unsurlar arasında yer aldığını belirtti. Kalitesiz yakıtlar, atık yağ ve plastik gibi maddelerin yakılmasının ise hava kirliliğini artırdığı vurgulandı.
Araştırmacılar ayrıca binalarda yalıtımın güçlendirilmesi, enerji verimliliğinin artırılması ve iklimlendirme sistemlerinin bilinçli kullanılmasının hem enerji tüketimini hem de dolaylı olarak hava kirliliğini azaltacağını ifade etti.
“İstanbul’da SO₂ Konsantrasyonlarının Zamansal Değişimi (2016-2025)” başlıklı çalışma, Journal of Research in Atmospheric Science dergisinde yayımlanarak bilim dünyasının erişimine sunuldu.