İzmir’in tarihi kent merkezindeki Smyrna Agorası’nda sürdürülen arkeolojik kazılar, kentin binlerce yıllık geçmişine ilişkin yeni bulgular ortaya çıkarıyor. Roma döneminde kentin aşağı kesimlerine su taşımak amacıyla kullanılan antik kanalın yaklaşık 2 bin yıl sonra hâlâ akışını sürdürdüğü belirlendi. Kazı ekibi kanalın 150 metrelik bölümünü takip ederken, Agora’da üç yeni mekan ve daha önce rastlanmayan duvar resimleri de gün yüzüne çıkarıldı.
Antik Kanalın Kaynağı Araştırılıyor
Kültür ve Turizm Bakanlığının izniyle, İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi adına yürütülen kazılarda Roma dönemine ait su sisteminin izleri takip ediliyor. Kanalın yaklaşık 150 metrelik bölümü incelenirken, suyun kaynağının henüz kesin olarak tespit edilemediği belirtildi.
Kazı Başkanı Prof. Dr. Akın Ersoy, Roma döneminde Smyrna’nın su ihtiyacının pınarlarla bağlantılı kanallar üzerinden karşılandığını belirtti. Ersoy, sistemin bir bölümünün günümüzde de çalıştığını ifade ederek, suyun Agora’ya ulaşmaya devam ettiğini söyledi.
Suyun, Agora’nın güneyindeki Namazgah Hamamı ve Kurşunlu Cami çevresinde bulunan bir pınarla bağlantılı olabileceği değerlendiriliyor.
Toprağın Altından Üç Yeni Mekan
2026 yılı kazılarında, önceki yıl ortaya çıkarılan mozaik tabanın devamında üç yeni mekan tespit edildi. Bu mekanlardan ikisinin zemininde mozaik, diğerinde ise mermer döşeme bulundu.
Kazı çalışmaları sırasında Agora ve Smyrna Tiyatrosu çevresinde daha önce karşılaşılmayan duvar resimleri de ortaya çıkarıldı. Mekanların, Efes’teki Yamaç Evleri’ni andıran özelliklere sahip olduğu belirtildi.
Prof. Dr. Ersoy, duvar resimlerine ilk kez bu bölgede rastladıklarını ve yapıların kamusal bir işleve sahip olabileceğini değerlendirdiklerini aktardı. Kazı ekibi, önümüzdeki süreçte yeni mekanların devamındaki bölümlerde çalışmalarını sürdürecek.
Smyrna’nın Geç Antik Çağı Aydınlanıyor
Yeni mekanların MS 5. ve 6. yüzyıllara, yani Geç Antik Çağ’a tarihlendiği bildirildi. Roma İmparatorluğu’nun 395 yılında ikiye ayrılması ve Hristiyanlığın yayılmasıyla birlikte kentlerin fiziksel ve sosyal yapısında önemli değişimler yaşandığı belirtildi.
Agora’da ortaya çıkarılan yeni buluntuların da Smyrna’nın bu dönüşüm sürecine ışık tuttuğu ifade edildi. Mozaikli mekanların araştırılmasının ardından kazı ekibinin daha önce tespit edilen Hamam-Gymnasion yapısına geçmesi planlanıyor.
Bu alanda Osmanlı dönemine ait katmanların altında Gymnasion’un mekânsal organizasyonunun incelenmesi hedefleniyor.
Büyükşehir Kazılara Destek Veriyor
Smyrna Agorası kazılarının ana sponsorluğunu İzmir Büyükşehir Belediyesi üstleniyor. Büyükşehir Belediyesinin Smyrna Agorası ve Antik Smyrna Tiyatrosu kazılarına 2025-2027 döneminde toplam 34,5 milyon liralık destek sağladığı belirtildi.
Belediye ayrıca 2026 yılında destek programında bulunan 16 arkeolojik kazıya toplam 19 milyon 665 bin 625 lira kaynak aktarıyor.
Prof. Dr. Ersoy, belediyenin katkısının yalnızca maddi destekle sınırlı olmadığını, uzman ve ekip sayısının artırılmasına imkan sağlayarak kazı çalışmalarını hızlandırdığını ifade etti.
Agora’dan Kemeraltı’na Uzanan Hafıza
Smyrna Agorası’ndaki çalışmalar, yalnızca antik döneme ilişkin buluntuları değil, İzmir’in günümüzdeki kent kimliğinin oluşum sürecini de ortaya koyuyor.
Prof. Dr. Ersoy, bugünkü Kemeraltı’nın sosyal, kültürel ve ticari kimliğinin köklerinin Smyrna Agorası’na kadar uzandığını belirtti. Antik Smyrna Limanı’nın zaman içerisinde dolmasıyla ticari ve sosyal yaşamın Kemeraltı yönünde geliştiğini ifade eden Ersoy, bu sürecin kentteki sosyal ve ticari hafızanın aktarımını gösterdiğini söyledi.
Smyrna Tiyatrosu Yeniden Kentle Buluşacak
Kazı çalışmalarının önemli hedeflerinden biri de Kadifekale eteklerinde bulunan ve yaklaşık 20 bin kişi kapasiteli Smyrna Tiyatrosu’nu yeniden kent yaşamına kazandırmak.
Tiyatronun oturma sıralarının önemli bir bölümünün günümüze ulaştığını belirten Ersoy, çalışmaların önemli bir bölümünün bu alana yönlendirildiğini söyledi. Tiyatronun gelecekte İzmir için önemli bir sosyo-kültürel mekan haline gelmesinin hedeflendiği ifade edildi.
Arkeolojik Miras Koruma Altında
Kazı alanında ortaya çıkarılan eserlerin korunmasına yönelik konservasyon çalışmaları da devam ediyor. Özellikle gezi güzergâhında bulunan grafitilere ait sıvaların korunması için çalışmalar yürütülüyor.
Grafiti Salonu’nun bir bölümü belirli saatlerde ziyaretçilere açılırken, İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Turizm Rehberliği Bölümü öğrencileri de staj kapsamında ziyaretçilere Türkçe ve İngilizce bilgi veriyor.
Kazı ekibi, Smyrna’nın arkeolojik mirasının ortaya çıkarılmasının ortak bir sorumluluk olduğunu vurgularken, İzmir Büyükşehir Belediyesinin çalışmalara verdiği desteğin önemine dikkat çekti.