Küresel piyasalarda gözler Japonya Merkez Bankası’nın (BOJ) 18 Eylül’de açıklayacağı faiz kararına çevrildi. Japonya’da enflasyonist baskıların devam etmesi ve yenin zayıf seyri, bankanın yeni bir faiz artışına gidebileceği beklentisini güçlendirdi. Piyasalarda ağırlıklı beklenti, politika faizinin 25 baz puan yükseltilmesi yönünde.
Investing.com verilerine göre, iki gün sürecek toplantının ardından BOJ’un politika faizini 25 baz puan artırarak yüzde 1,25 seviyesine çıkarması bekleniyor. Böyle bir artış gerçekleşirse Japonya’da faiz oranı 1993’ten bu yana en yüksek seviyeye ulaşmış olacak.
Söz konusu artış, BOJ’un 2024’te uzun yıllardır uyguladığı aşırı gevşek para politikasından çıkış sürecini başlatmasının ardından gerçekleştireceği altıncı, 2026 yılındaki ise ikinci faiz artırımı olacak.
Enflasyon Baskısı Faiz Beklentisini Güçlendirdi
Japonya’da fiyat artışlarının kalıcı hale gelebileceğine ilişkin göstergeler, BOJ’un faiz artırabileceği beklentisinde etkili oluyor. Petrol ve doğal gaz fiyatlarındaki yükseliş enflasyon üzerinde yukarı yönlü baskı yaratırken, hükümetin akaryakıt sübvansiyonları tüketici fiyatlarındaki artışın daha yüksek seviyelere çıkmasını sınırladı.
Buna karşın üretici fiyat enflasyonunun ağustos ayında son üç buçuk yılın en yüksek seviyesine ulaşması dikkat çekti. Üretim maliyetlerindeki yükselişin önümüzdeki dönemde tüketici fiyatlarına yansıması, BOJ’un yüzde 2’lik enflasyon hedefinin üzerinde kalma riskini gündemde tutuyor.
Ücret gelirlerinin güçlü görünümünü koruması da şirketlerin yükselen maliyetleri ürün ve hizmet fiyatlarına yansıtabilmesini kolaylaştırabilecek unsurlar arasında gösteriliyor.
Fed Kararının Ardından Gözler Japonya’da
BOJ’un faiz kararı, küresel merkez bankalarının para politikasında yeniden sıkılaşma adımlarının tartışıldığı bir dönemde açıklanacak. ABD Merkez Bankası’nın (Fed) 2023’ten bu yana ilk kez faiz artırarak politika faizini 25 baz puan yükseltmesi ve oranı yüzde 3,75-4 aralığına taşımasının ardından Japonya’dan gelecek karar da yakından izleniyor.
Fed’in ardından BOJ’un da faiz artışına gitmesinin beklenmesi, merkez bankalarının gelecek dönemde atabileceği yeni adımlara ilişkin beklentileri küresel piyasaların gündeminde tutuyor.
Yenin Seyri Karar Açısından Önemli
BOJ’un para politikası kararında Japon yeninin son dönemdeki zayıf görünümü de önemli bir başlık olarak öne çıkıyor. Japonya ile ABD’nin daha önce yenin değerini desteklemek amacıyla döviz piyasasında ortak müdahalede bulunması, kur hareketlerinin ekonomi politikası açısından önemini artırmıştı.
ABD Hazine Bakanı Scott Bessent de BOJ’un yeni desteklemek amacıyla faiz artışlarını daha hızlı gerçekleştirmesi gerektiği yönünde görüş bildirmişti. BOJ Başkanı Kazuo Ueda ise eylül toplantısında faiz artışının gündeme alınacağını daha önce açıklamıştı.
Ueda’nın Mesajları Yakından Takip Edilecek
Piyasalarda yalnızca faiz kararı değil, BOJ Başkanı Kazuo Ueda’nın toplantı sonrasında vereceği mesajlar da belirleyici olacak. Analistler, 25 baz puanlık artışın büyük ölçüde fiyatlandığını ve asıl odağın bankanın eylül sonrasında izleyeceği para politikası patikasında olduğunu belirtiyor.
OCBC analistleri, yatırımcıların özellikle enflasyonun yüksek seyrine karşı BOJ’un normalleşme sürecini hızlandırıp hızlandırmayacağına ilişkin sinyallere odaklanacağını ifade ediyor.
Başbakan Sanae Takaichi’nin ekonomik büyümeyi desteklemek için daha gevşek finansal koşullardan yana olması da BOJ’un karar sürecindeki önemli başlıklardan biri olarak değerlendiriliyor. Takaichi hükümetinin sübvansiyon ve vergi indirimi planları, Japonya’nın mali görünümüne ilişkin tartışmaları da beraberinde getiriyor.
Yen Ve Nikkei İçin Kritik Eşik
BOJ’un faiz artışının ardından daha şahin bir tutum sergilemesi durumunda USD/JPY paritesinde aşağı yönlü hareket yaşanabileceği, bunun da yenin dolar karşısında değer kazanması anlamına geleceği belirtiliyor.
ING analistleri ise BOJ’un daha hızlı bir sıkılaşma sürecine ilişkin beklentileri karşılamaması halinde yen üzerindeki satış baskısının yeniden artabileceğine dikkat çekiyor.
Faiz artışının Japonya borsasında da etkileri olması bekleniyor. Daha yüksek faizlerin piyasadaki likiditeyi azaltabileceği ve özellikle teknoloji şirketlerinin yüksek değerlemeleri üzerinde baskı yaratabileceği değerlendiriliyor.
2026’nın başından bu yana yüzde 24 yükselen Nikkei 225 endeksi ise teknoloji hisselerinde görülen son zayıflamanın ardından haziran ayında gördüğü rekor seviyelerin altında seyrediyor.