Yeni eğitim döneminin başlaması, çocuklar açısından yalnızca derslerin yeniden başlaması anlamına gelmiyor. Aileden ayrılma, yeni bir çevreye girme, arkadaşlık ilişkileri kurma, okul kurallarına uyum sağlama ve akademik beklentilerle karşılaşma gibi birçok değişken, çocuklarda kaygıya yol açabiliyor. Bazı çocuklar kısa sürede okula alışırken, bazıları ise bu süreçte daha fazla desteğe ihtiyaç duyabiliyor.
Özellikle okul saatleri yaklaşırken yoğun endişe, ağlama, ebeveynden ayrılmak istememe, karın veya baş ağrısı gibi belirtiler görülmesi halinde çocuğun davranışının altında yatan nedenlerin değerlendirilmesi önem taşıyor.
“Okula Gitmek İstemiyorum” Sözünün Nedeni Ne?
Moodist Psikiyatri ve Nöroloji Hastanesi Klinik Psikoloğu Buse Başakgil, günlük kullanımda “okul fobisi” olarak ifade edilen durum yerine, çocuğun okula gitmesini ya da okulda kalmasını zorlaştıran kaygının kaynağının anlaşılması gerektiğine dikkat çekti.
Başakgil, okul reddinin tek bir nedene bağlı olmadığını belirterek aynı davranışın farklı çocuklarda farklı sebeplerden ortaya çıkabileceğini ifade etti. Kimi çocuk ailesinden ayrılma korkusu nedeniyle okula gitmek istemezken, bir başka çocuk arkadaşları tarafından dışlandığı veya zorbalığa maruz kaldığı için okulu reddedebiliyor. Akademik başarısızlık ya da sınıfta hata yapma korkusu da okuldan kaçınmaya neden olabiliyor.
Okul Reddinin Altında Farklı Etkenler Bulunabiliyor
Klinik Psikolog Buse Başakgil, okul reddinin arkasında ayrılık kaygısı, sosyal kaygı, başarısızlık korkusu ve akran zorbalığının yanı sıra öğrenme güçlüklerinin de bulunabileceğini belirtti.
Öğretmenle yaşanan problemler, yeni bir okula veya sınıfa uyum sağlama güçlüğü ve ergenlik döneminde ortaya çıkabilen depresif belirtiler de çocuğun okula gitmekte zorlanmasına yol açabilecek faktörler arasında gösteriliyor.
Bu nedenle “okula gitmek istemiyorum” ifadesinin yalnızca geçici bir isteksizlik veya davranış problemi olarak değerlendirilmemesi, çocuğun yaşadığı güçlüğün kaynağının anlaşılmaya çalışılması gerekiyor.
Sorunun Kaynağı İnat Değil Kaygı Olabilir
Okula gitmek istemeyen çocukların zaman zaman “inatçı” veya “söz dinlemeyen” şeklinde nitelendirilebildiğine dikkat çeken Başakgil, yoğun kaygının çocuk açısından okula gitmeyi gerçekten zorlaştırabileceğini söyledi.
Bu durumda tehdit ve ceza yöntemlerinin sorunu çözmek yerine daha da güçlendirebileceğini belirten Başakgil, çocuğun kaygısı nedeniyle her defasında okula gitmesine izin verilmesinin de kaçınma davranışını pekiştirebileceğini ifade etti.
Ebeveynlerin yaklaşımının “şefkatli ama kararlı” olması gerektiğini vurgulayan Başakgil, çocuğun yaşadığı kaygının anlaşıldığını hissetmesinin ancak okula gitme konusunda da desteklenmesinin önemli olduğunu belirtti.
Okul Korkusunun Nedeni Zorbalık Olabilir
Okul reddinin altında akran zorbalığı veya dışlanma gibi olumsuz deneyimlerin de bulunabileceğini belirten Başakgil, çocuğun yaşadığı olaylar nedeniyle okulu tehdit olarak algılayabileceğine dikkat çekti.
Bu nedenle okula gitmek istemeyen çocuğa doğrudan “Korkacak bir şey yok” demek yerine, okulda kendisini güvende hissedip hissetmediğinin araştırılması gerektiği ifade edildi.
Özellikle okul günlerinde belirgin karın ağrısı, baş ağrısı gibi fiziksel yakınmaların ortaya çıkması, ancak tatil günlerinde bu şikayetlerin azalması dikkatle ele alınması gereken bir durum olarak değerlendiriliyor. Bununla birlikte fiziksel belirtilerin psikolojik nedenlere bağlanmadan önce tıbbi sebeplerin de değerlendirilmesi gerekiyor.
Ebeveynler Uyum Sürecinde Nasıl Davranmalı?
Uzmanlara göre okula uyum döneminde hedef, çocuğun kaygısını tamamen ortadan kaldırmak değil, bu duyguyla başa çıkma becerisini geliştirmesine yardımcı olmak.
Ebeveynlerin kısa, sakin ve tutarlı bir vedalaşma rutini oluşturması öneriliyor. Çocuğun korku ve endişesinin küçümsenmemesi, “Bunda korkacak ne var?” veya “Artık büyüdün” gibi ifadelerden kaçınılması gerekiyor.
Uyku, kahvaltı, hazırlanma ve evden çıkış saatlerinin mümkün olduğunca düzenli olması da çocuğun kendisini daha güvende hissetmesine katkı sağlayabiliyor. Bunun yanında okulun tehdit veya ceza aracı olarak kullanılmaması önem taşıyor.
Çocuk “Okula gitmek istemiyorum” dediğinde ise doğrudan karşı çıkmak yerine, “En zor gelen şey ne?” gibi sorular yöneltilerek kaygının kaynağının anlaşılması amaçlanmalı.
Hangi Durumlarda Uzman Desteği Gerekli?
Çocuğun sürekli ve yoğun biçimde okula gitmeyi reddetmesi, okul düşüncesiyle belirgin kaygı yaşaması, tekrarlayan fiziksel yakınmalar göstermesi veya akademik başarısında düşüş görülmesi halinde profesyonel değerlendirme alınması öneriliyor.
Arkadaş ilişkilerinin bozulması, zorbalık şüphesi, uzun süreli devamsızlık, evden çıkmakta ya da ebeveynden ayrılmakta genel olarak zorlanma, belirgin içe kapanma ve isteksizlik de uzman desteği gerektirebilecek belirtiler arasında bulunuyor.
Okul reddinin zaman içinde çocukta “Ben okula gidemiyorum” veya “Ben bunu yapamam” şeklinde düşüncelere dönüşebileceğine dikkat çekiliyor. Bu nedenle yalnızca çocuğun okula gitmesini sağlamak değil, attığı küçük adımları ve baş etme becerilerini fark etmesine yardımcı olmak da önem taşıyor.
Çocuğa “Bugün kaygılı olmana rağmen sınıfa girdin” veya “Zorlandığında öğretmeninden yardım isteyebildin” gibi geri bildirimler verilmesi, kendi baş etme gücünü fark etmesini ve özgüveninin desteklenmesini sağlayabiliyor.