Şirketlerin teknoloji yatırımlarında yazılım güncellemeleri, lisans değişiklikleri ve teknik destek sürelerinin sona ermesi önemli bir maliyet yükü oluşturuyor. ABD ve İngiltere’de gerçekleştirilen bir araştırmaya göre işletmeler, yazılım bütçelerinin ortalama yüzde 28’ini kendi tercihleri dışında gelişen değişikliklere ayırıyor. Teknoloji yöneticilerinin yüzde 95’i, olumsuz sonuç doğurabileceğini düşündükleri en az bir yazılım değişikliği için ödeme yaptıklarını belirtirken, tek bir değişikliğin yıllık ortalama maliyeti 12,87 milyon dolara ulaşıyor.
Yazılım Bütçesinin Yüzde 28’i Zorunlu Harcamalara Ayrılıyor
20 Ekim’de açıklanan araştırma, büyük şirketlerin teknoloji bütçelerinde giderek daha fazla hissedilen maliyet baskısını ortaya koydu. Yazılım bakım ve destek hizmetleri sunan Origina’nın Thinkers50 iş birliğiyle hazırladığı çalışma, ABD ve İngiltere’deki işletmelerde görev yapan 2 bin 18 üst düzey teknoloji yöneticisi ve karar vericisinin yanıtlarına dayanıyor. Censuswide tarafından yürütülen araştırmada, yazılım harcamaları ve teknoloji sağlayıcılarıyla ilişkiler incelendi.
Araştırmanın sonuçlarına göre şirketler, yazılım bütçelerinin ortalama yüzde 28’ini kendilerinin özellikle talep etmediği güncellemelere, sistem geçişlerine ve lisans değişikliklerine harcıyor. Bu oran, yazılıma ayrılan her 100 doların yaklaşık 28 dolarının işletmelerin kendi projeleri yerine sağlayıcıların yönlendirdiği değişikliklere gittiğini gösteriyor. Söz konusu oran, toplam şirket harcamalarını değil, yalnızca yazılım bütçesini kapsıyor.
Şirketler mevcut yazılımlarından memnun olsalar bile teknik desteğin sona ermesi veya yeni sürüme geçişin ticari koşul haline gelmesi nedeniyle ek harcamalar yapmak zorunda kalabiliyor. Böylece teknoloji yatırımları, işletmelerin büyüme hedeflerinden ziyade yazılım sağlayıcılarının belirlediği takvimlere göre şekillenebiliyor.
Yöneticilerin Yüzde 95’i Olumsuz Sonuç Beklediği Değişikliklere Ödeme Yaptı
Araştırmanın dikkat çeken bulgularından biri, şirketlerin yazılım değişiklikleri karşısındaki sınırlı hareket alanı oldu. Katılımcıların yüzde 95’i, şirketlerinin sonuçlarını kötüleştirebileceğini düşündükleri ve yazılım sağlayıcılarının yönlendirdiği en az bir değişiklik için ödeme yaptıklarını bildirdi. Bu veri, değişikliklerin tamamının olumsuz sonuçlandığını değil, yöneticilerin karar aşamasında risk beklemelerine rağmen harcama yaptıklarını ortaya koyuyor.
Katılımcıların yüzde 80’i, büyük bir yazılım sağlayıcısıyla çalışmayı bırakmanın şirket faaliyetlerini ciddi biçimde aksatacağını düşünüyor. Mevcut sistemlerin diğer uygulamalarla bağlantılı olması, verilerin taşınması ve çalışanların yeni yazılımlara uyum sağlaması gibi gereklilikler, sağlayıcı değiştirme sürecini zorlaştırıyor.
Yöneticilerin yüzde 78’i, temel kurumsal yazılımlarda değişikliklerin zamanlamasını ve koşullarını büyük ölçüde sağlayıcıların belirlediğini ifade ediyor. Katılımcıların yüzde 76’sı ise ticari görüşmelerde kendi şirketlerinin pazarlık gücünün sınırlı olduğunu belirtiyor. Bu durum, işletmelerin başlangıçta kendi tercihleriyle satın aldıkları yazılımlar üzerinde zamanla daha az söz sahibi olabildiğine işaret ediyor.
Yazılım Desteğinin Bitmesi Çalışır Durumdaki Donanımları Da Etkiliyor
Yazılım değişikliklerinden kaynaklanan maliyetler, yeni lisans alımıyla sınırlı kalmıyor. Eski sürümlere verilen teknik desteğin sona ermesi, bu yazılımlarla çalışan sunucuların ve diğer bilgi işlem ekipmanlarının da yenilenmesini gerektirebiliyor. Böylece henüz ekonomik ömrünü tamamlamamış cihazlar için yeni yatırım yapılması gündeme geliyor.
Araştırmaya katılan yöneticilerin yüzde 91’i, son üç yılda yazılım sağlayıcılarının destek süreleri nedeniyle çalışır durumdaki donanımlarını kullanım dışına çıkardıklarını belirtti. Değiştirilen ekipmanların ortalama 1,65 yıllık kullanılabilir ömrünün kaldığı bildirildi.
Özellikle veri merkezleri, finans kuruluşları ve kapsamlı bilgi işlem altyapısı kullanan şirketler açısından bu durum önemli bir maliyet oluşturuyor. Yeni cihazların satın alınmasının yanı sıra kurulum, veri ve sistem aktarımı ile uyumluluk testleri de ek harcamalara yol açıyor. Kullanılabilir durumdaki donanımların erken değiştirilmesi, elektronik atık miktarını artırarak kaynak tüketimi açısından da sorun yaratıyor.
Yazılım Maliyetleri Yapay Zekâ Yatırımlarını Yavaşlatıyor
Mevcut sistemlerin sürdürülmesi için ayrılan kaynaklar, şirketlerin yeni teknoloji projelerine yönelik bütçelerini de daraltabiliyor. Araştırmaya katılan yöneticilerin yüzde 84’ü, deneyimli mühendislerin önemli ölçüde yazılım sağlayıcılarının yönlendirdiği değişikliklerle uğraştığını ifade etti. Bu durum, teknik ekiplerin yeni ürün geliştirme ve işletmeye özgü projeler üzerinde çalışma süresini azaltabiliyor.
Araştırmada yöneticilere, son olarak yavaşlatılan, ertelenen veya iptal edilen yapay zekâ ya da veri projeleri de soruldu. Katılımcıların yüzde 34’ü, yazılım sağlayıcılarından kaynaklanan maliyetlerin bu kararlarda büyük etkisi olduğunu belirtirken yüzde 56’sı etkinin orta düzeyde kaldığını söyledi.
Bulgular, yapay zekâ projelerindeki bütün gecikmelerin yazılım güncellemelerinden kaynaklandığı anlamına gelmiyor. Ancak şirketlerin sınırlı teknoloji bütçelerini mevcut sistemleri çalışır durumda tutmakla yeni projeler geliştirmek arasında paylaştırmak zorunda kaldığını gösteriyor. Kurumsal yazılımların bakım ve yenileme giderlerinin artması, yeni veri altyapıları ve yapay zekâ uygulamaları için kaynak bulmayı güçleştirebiliyor.
Tek Bir Yazılım Değişikliğinin Yıllık Maliyeti 12,87 Milyon Dolar
Araştırmada, yazılım sağlayıcılarının yönlendirdiği değişikliklerin parasal boyutu da hesaplandı. Katılımcıların bildirdiği son değişikliğin yıllık ortalama maliyeti 12,87 milyon dolar olarak belirlendi. Yaklaşık 13 milyon dolara ulaşan bu tutar, büyük işletmelerde tek bir değişikliğin bile geniş kapsamlı harcamalar yaratabildiğini gösteriyor.
Bununla birlikte söz konusu rakam, araştırmaya katılan her şirketin her yıl aynı miktarda kayıp yaşadığı anlamına gelmiyor. Tutar, yöneticilerin bildirdiği son büyük yazılım değişikliğinin ortalama yıllık maliyetini ifade ediyor. Ayrıca bütün güncellemeler gereksiz değil. Güvenlik açıklarının kapatılması, yasal yükümlülüklerin yerine getirilmesi ve yeni işlevlerin kullanılması için bazı güncellemeler zorunlu olabiliyor.
Origina Üst Yöneticisi Tomás O’Leary, kritik sistemlerde teknik desteğin sona ermesi riskiyle karşılaşan şirketlerin istemedikleri güncellemeleri kabul etmesinin anlaşılabilir olduğunu belirtti. O’Leary’ye göre temel sorun, işletmelerin bu süreçte kullanabilecekleri alternatiflerin sınırlı olması.
Türkiye’deki Şirketler İçin De Uzun Vadeli Maliyetler Önem Taşıyor
Araştırmanın bulguları, Türkiye’deki büyük işletmeler açısından da değerlendirilmesi gereken risklere işaret ediyor. Bankacılık, üretim, perakende ve lojistik gibi sektörlerde kurumsal yazılımlar günlük faaliyetlerin önemli bir bölümünü oluşturuyor. Ancak çalışma yalnızca ABD ve İngiltere’deki yöneticilerin yanıtlarını kapsadığı için aynı oranların Türkiye’de de geçerli olduğu sonucuna varılamıyor.
Araştırmanın, yazılım bakım ve destek hizmetleri sunan bir şirketin katkısıyla hazırlanmış olması da sonuçların değerlendirilmesinde dikkate alınması gereken bir unsur olarak öne çıkıyor. Buna rağmen veriler, teknoloji yatırımlarında yalnızca ilk satın alma bedelinin değil, yazılımın kullanım ömrü boyunca ortaya çıkabilecek güncelleme, lisans yenileme, donanım değişimi ve sistem geçişi maliyetlerinin de hesaba katılması gerektiğini gösteriyor.
Şirketler açısından temel mesele, mevcut sistemlerin güvenliğini ve sürekliliğini korurken yeni teknolojilere yatırım yapabilecek kaynakları ayırabilmek. Uzun vadeli destek koşullarının, sözleşme hükümlerinin ve alternatif sistemlere geçiş maliyetlerinin satın alma aşamasında değerlendirilmesi, ilerleyen yıllarda ortaya çıkabilecek bütçe baskısını azaltmada önem taşıyor.