Türkiye ve Mısır, on yıldan uzun bir süredir devam eden siyasi gerginliğin ardından ilişkilerde önemli bir yumuşama sinyali vererek, geçen hafta ortak deniz tatbikatı gerçekleştirdi. İki ülkenin donanmalarını yeniden bir araya getiren bu adım, Ankara ve Kahire’nin diplomatik kanalları yeniden açma ve Doğu Akdeniz’de gerginliği azaltma yönündeki kararlılığını gösteriyor.
Dostluk Denizi-2025: Yıllar Sonra Gelen İş Birliği
22-26 Eylül 2025 tarihleri arasında Doğu Akdeniz’de icra edilen ve Dostluk Denizi-2025 (Bahr El Sadaka) adı verilen tatbikat, iki ülke arasında 13 yıllık aranın ardından yapılan ilk ortak askeri eğitim oldu. Bu tatbikat, 2012 yılında Mısır’daki siyasi gelişmelerin ardından bozulan ve uzun süre askıda kalan savunma iş birliğini yeniden başlattı.
Türk Deniz Kuvvetleri’nden yapılan açıklamaya göre, tatbikata üst düzey askeri yetkililer de katıldı. Bu isimler arasında Türk Donanma Komutanı Oramiral Kadir Yıldız ve Mısır Deniz Kuvvetleri Kurmay Başkanı Tuğamiral Muhammed Hasan El-Şerbeny gibi önemli komutanlar yer aldı. Bu üst düzey katılım, iş birliğinin sembolik önemini pekiştirdi.
Diplomatik Açıdan Derinleşen Normalleşme Çabası
Ortak tatbikat, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Şubat 2024’te Kahire’ye gerçekleştirdiği ve 12 yıl aradan sonraki ilk ziyaret olan geziyle başlayan daha geniş bir normalleşme sürecinin yansıması olarak görülüyor. Bu süreç; siyasi diyalog, ekonomik yatırımlar, ticaret ve güvenlik alanlarını kapsıyor.
Tuğamiral Cem Okyay, Türkiye-Mısır deniz tatbikatını hem sembolik hem de pratik bir dönüm noktası olarak nitelendirdi. Okyay, donanmaların öncülüğündeki bu diplomatik açılımın, savunma sanayii iş birliği, modernizasyon projeleri ve insani yardım misyonları gibi alanlarda da artan fırsatları beraberinde getirdiğini belirtti. Ankara’nın Kahire ile yakınlaşmasının yalnızca tek seferlik bir anlaşma değil, ekonomik yatırımlar ve siyasi diyalogla pekiştirilmiş daha derin bir ilişkiyi hedeflediğini savundu.
Uluslararası İlişkiler Profesörü Serhat Güvenç ise bu olayı ilişkilerde temkinli ama kayda değer bir yumuşama olarak değerlendirdi. Güvenç, tatbikatların iki ülkenin askeri alanda yeniden iş birliği yapacak kadar güven tazelediğini gösterdiğini vurguladı.
Stratejik Çıkarların Sınırları
Prof. Dr. Serhat Güvenç, ortak tatbikatın, Doğu Akdeniz’deki faaliyetleriyle Mısır’ı da rahatsız eden İsrail’e yönelik açık bir mesaj niteliği taşıdığını belirtse de, yakınlaşmanın boyutunun abartılmaması gerektiği konusunda uyarıda bulundu. Zira Mısır’ın, Türkiye’nin Libya ile yaptığı deniz sınırı anlaşmasını reddetmesi gibi, kendi temel stratejik çıkarlarından taviz vermediği açıkça görülüyor.
Güvenç, “Dostluk Denizi-2025″in iki ülke arasında “kötü eski günlerin” geride kaldığını gösterdiğini, ancak bunun, Türkiye ve Mısır’ın bölgesel stratejik konumlarının tam olarak örtüştüğü anlamına gelmediğini söyledi. Tatbikat, ikili ilişkilerin normalleşmesinde önemli bir aşama olmakla birlikte, Doğu Akdeniz’deki karmaşık jeopolitik denklemde iki ülkenin çıkarlarının hala tam olarak uyumlu olmadığı bir zeminde ilerliyor.