Ekonomide Denge Arayışı: Dış Ticaretin Güncel Tablosu ve Kilit Noktalar
Türkiye ekonomisi son dönemde dış ticaret dengesizliğini derinleştiren verilerle karşı karşıya kalıyor. TÜİK’in Ekim ayı verilerine göre dış ticaret açığı, geçen yılın aynı dönemine göre %27,6 artışla 7 milyar 580 milyon dolar seviyesine ulaştı. İthalatın ihracatı karşılama oranı ise gerileyerek %76 bandına çekildi. Bu tablo, enerji maliyetlerinin ve altın hariç tutulan kalemlerin etkisini de gözler önüne seriyor ve ülkenin cari açık baskısını artırıyor.

- İhracat tarafında Ekim ayında bir önceki yılın aynı dönemine göre sadece %2,0 artış kaydedildi ve 23 milyar 941 milyon dolar olarak gerçekleşti.
- İthalat ise %7,2 artışla 31 milyar 521 milyon dolara yükseldi ve bu durumda dış ticaret açığı büyümeye devam etti.
Yılın ilk 10 ayında da tablo benzer bir eğilim izledi: İhracat %3,9 artışla 224 milyar 469 milyon dolara, İthalat ise %6,1 artışla 299 milyar 152 milyon dolara ulaştı. Özellikle enerji ürünleri ve parasal olmayan altın hariç tutulduğunda bile dış ticaret açığı 1 milyar 10 milyon dolar olarak belirlendi. Bu çekirdek dinamikte dengesizlik, ekonomideki büyüme kalitesini olumsuz etkileyen unsurlar arasında öne çıkıyor.
İhracatın ithalatı karşılama oranı düşüşte: Ekim 2024’te %79,8 olan oran, Ekim 2025’te %76,0’a geriledi. Ocak-Ekim döneminde ise karşılama oranı %76,6’dan %75,0’a indi. Bu tablo, dış ticaret yapısında rekabet gücünün hangi yönlerden zayıfladığını göstermesi açısından kritik önem taşıyor.
Çin Zirvesi ve Küresel Tedarik Zincirleri
İthalatta Çin’in hakimiyeti sürüyor. Ekim ayında en fazla ithalat yapılan ülke 3 milyar 977 milyon dolarla Çin olurken, onu Rusya, Almanya, İsviçre ve ABD takip ediyor. İlk 5 ülkeden yapılan ithalat, toplam ithalatın yaklaşık %43,9’ını oluşturuyor. İhracatta ise Almanya 2 milyar 3 milyon dolarla zirvede yer alıyor; ardından Birleşik Krallık, ABD, Irak ve İtalya geliyor. Bu tablo, küresel tedarik zincirlerinin coğrafi dağılımını ve Türk ihracatının hedef pazarlarını netleştiriyor.

Yüksek Teknoloji Payları ve Katma Değer
Ekonomik büyümenin kalitesini gösteren yüksek teknolojili ürünlerin ihracattaki payı, Ekim ayında ne yazık ki sınıfta kaldı. Imalat sanayi ürünleri ihracatı içindeki yüksek teknolojili ürünlerin payı sadece %3,4 olarak gerçekleşti. Buna karşılık ithalatta bu oran %12,7 seviyesinde; yani Türkiye, katma değeri düşük ürünler satarak yüksek teknolojili ürünleri dışarıdan temin etmeye devam ediyor. Bu durum, sanayi politikalarının ve inovasyon odaklı yatırımların önemini bir kez daha gösteriyor.
Gelecek dönemde dış ticaret dengesini iyileştirmek için enerji verimliliği, yenilenebilir enerji yatırımları, yerli üretim kapasitesinin artırılması ve yüksek katma değerli ürünlerin ihracat payının yükseltilmesi gibi alanlarda atılacak adımlar kritik olacak. Ekonomi politikaları, döviz kurları ve küresel piyasa hareketleriyle etkileşim içinde değerlendirildiğinde, uzun vadeli sürdürülebilir büyüme için dengeli bir dış ticaret stratejisi zorunlu hale geliyor. Bu kapsamda, ihracat pazar çeşitliliğinin artırılması, yerli inovasyonun desteklenmesi ve maliyetleri düşüren vergi ve finansman mekanizmalarının geliştirilmesi ön planda olmalıdır. Böylece dış ticaret açığının kontrol altına alınması ve ithalat bağımlılığının azaltılması mümkün olacaktır.