Pentagon denetçileri, ABD içindeki bazı büyük askeri tesislerin drone saldırılarına karşı yeterli korunma altyapısından yoksun olduğunu belirten endişe verici bulgular yayımladı. Rapor, hangi tesislerin kapsamda sayılacağı konusunda süregelen bürokratik karışıklığın ve farklı kuvvetlerin uygulama politikalarındaki tutarsızlıkların, kritik bir savunma açığına yol açtığını vurguluyor.
Denetim, özellikle eğitim üsleri ve müteahhitler tarafından işletilen tesisler dahil olmak üzere, beklenmedik yerlerde zayıflıklar tespit etti. Rapor, örneğin Arizona’daki Luke Hava Kuvvetleri Üssü’nün F-35 eğitimi verilen bir merkez olmasına rağmen “kapalı tesis” statüsünde sayılmadığını ve bu nedenle C-UAS (drone karşıtı) yeteneklerinin kullanılamadığını ortaya koydu.
Kapsam Belirsizliği ve Yasal Düzenlemeler
ABD Kanunu Bölüm 130i (Başlık 10) dokuz kategoriye giren belirli tesislerde drone karşıtı savunmayı zorunlu kılıyor; buna nükleer füzelerden test sahalarına kadar çeşitli varlıklar dahil. Ancak eğitim üsleri bu kategoriler arasında sayılmadığından, raportörler birçok eğitim tesisinin C-UAS paketlerini operasyonel olarak kullanma yetkisine sahip olmadığını tespit etti. Bu durum, eğitim faaliyetleri sırasında oluşabilecek insansız hava aracı tehditlerine karşı ciddi bir savunmasızlık oluşturuyor.
Gerçek Vaka İncelemeleri
Denetim, Palmdale, California’daki Hava Kuvvetleri Fabrikası 42 gibi hükümete ait ancak müteahhit tarafından işletilen tesislerde yaşanan dron olaylarını inceledi. Fabrika 42 2024’te birçok insansız hava aracı olayı yaşadı ve daha sonra Hava Kuvvetleri’nin kapalı tesisler listesine alındı. Yine de raporda, departman yetkilileri arasında bu tesisin kapsam dahilinde olup olmadığı konusunda net bir görüş birliği bulunmadığı belirtildi.
Ayrıca rapor, Virginia’daki denizcilik ve denizaltı inşa tesislerinde 2024 boyunca tesadüfi görülen insansız hava araçlarının haftalarca uçuş yapmasının yarattığı güvenlik endişelerine de değindi. Bazı olayların ayrıntıları gizlendi, ancak denetçiler bu tür olayların daha büyük tehditlerin habercisi olabileceği uyarısında bulundu.
Politika ve Onay Süreçlerindeki Dağınıklık
2020 tarihli Savunma Bakanlığı notu, C-UAS paketlerinin Bölüm 130i onayına sunulmadan önce operasyonel ortamlarda test edilmesini şart koşuyor. Buna rağmen, kuvvetler arasında paketlerin gönderilmesi ve devreye alınmasına ilişkin farklı gereklilikler bulunuyor; örgütsel ve liderlik onayları gibi süreçler birbiriyle uyumlu değil. Sonuç: birçok tesisin C-UAS sistemlerini kullanmak için gerekli operasyonel onayları yok.
Rapor ayrıca, ABD içindeki tesislerde C-UAS dağıtımı konusunda birbiriyle çakışan veya çelişen 20’den fazla politika bulunduğunu ve bunun sahadaki uygulamaları karmaşıklaştırdığını belirtti.
Koordinasyon için Yeni Yapı ve Tavsiyeler
Savunma Bakanlığı, 2025’te C-UAS faaliyetlerini koordine etmek amacıyla Müşterek Kurumlararası Görev Gücü 401’i kurdu. Denetçiler, bu yeni görev gücünün mevcut politikaları gözden geçirerek üç temel alanda birleşik bir Savunma Bakanlığı politikası oluşturmasını önerdi: (1) roller, sorumluluklar ve yetkilerin netleştirilmesi; (2) hangi tesislerin kapsam altında olduğunun açıkça tanımlanması; (3) Bölüm 130i paketleri için standartlaştırılmış ve kolaylaştırılmış onay süreçleri.
Wargame Bulguları ve Yerel Entegrasyon İhtiyacı
DOD IG raporunun bulguları, ABD Ordusu Müşterek Karşı Küçük İnsansız Uçak Sistemleri Ofisi ve RAND tarafından yürütülen savaş oyunlarının sonuçlarıyla örtüşüyor. Bu tatbikatlar, üslerde dron tehdidine karşı farklı angajman kuralları ve sorumluluk tanımlarının karışıklık yarattığını gösterdi; bazı üs komutanları saldırgan dronları vurma yetkisine sahipken, bazılarının cezai sorumluluk riski taşıdığı saptandı.
Araştırmacılar ayrıca, devlet, yerel, kabile ve bölgesel makamların askeri üslerde veya yakınında drone karşıtı operasyonlarla entegre edilmesi gerektiğini vurguladı. Bu entegrasyon eksikliği, hızlı ve koordineli müdahaleyi zorlaştırıyor.
Bölgesel Tehditlerin Yansımaları
ABD üslerinin savunmasızlığı, Ukrayna’da insansız hava araçlarının hava üslerine saldırması ve Rusya’da park halindeki uçaklara yönelik zararlar sonrası daha da gündeme geldi. Uzmanlar, benzer taktiklerin—örneğin kamyonlarla sınır ötesine taşınan insansız hava araçlarıyla ani saldırılar—teröristler veya devlet dışı aktörler tarafından ABD’de de kullanılabileceğinden kaygı duyuyor.
