Venezuela’nın Altos Mirandinos bölgesindeki uzun süredir faal olmayan RV-1 araştırma reaktöründen yaklaşık 13,5 kilogram fazla uranyum yakıtı güvenli bir şekilde tahliye edilerek ABD’ye sevk edildi. Yakıtın oradan alınması ve taşınması süreci, hem lojistik hem de güvenlik açısından sıkı denetim ve koordinasyon gerektiren çok aşamalı bir operasyon olarak yürütüldü.
Taşınan nükleer malzeme, İngiliz bandıralı özel bir gemiyle Güney Karolina’daki Savannah River Tesisleri’ne götürülmek üzere yola çıkarıldı; malzeme gelecekte LEU’ye (düşük derecede zenginleştirilmiş uranyum) dönüştürülerek yeniden kullanılmak üzere muhafaza edilecek.
Operasyonun Arka Planı ve Diplomatik Bağlam
Bu tahliye, ABD ile Venezuela arasındaki ilişkilerin kademeli normalleşme sürecinin bir parçası olarak gündeme geldi. Venezuela’daki RV-1 reaktörü, 1956’da Atoms for Peace girişimi kapsamında ABD’den sağlanmış ve 1991’e dek işletilmişti. Reaktörün son kalan yakıtının çıkarılması için Karakas yönetimi Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’ndan (UAEA) yardım istedi; sonrasında ABD operasyonun gözetimini üstlendi.
Diplomatik düzeyde gelişmelerin örneği olarak, ABD’nin Karakas’taki büyükelçiliği Şubat 2026’da yeniden açıldı ve 30 Nisan 2026 tarihinde ilk ticari ABD–Venezuela uçuşu gerçekleştirilmişti. Bu atmosfer, operasyonun planlanması ve uygulanmasına zemin hazırladı.
Taşıma Süreci ve Güvenlik Önlemleri
İlk saha incelemelerini takiben nükleer yakıt, özel onaylı bir taşıma kabına (fıçı) yerleştirildi ve Venezuela ordusunun güvenlik nezareti altında kara yoluyla Puerto Cabello limanına nakledildi. Limandan, Pacific Nuclear Transport Ltd (PNTL) tarafından işletilen İngiliz bandıralı bir gemiye transfer edildi.
PNTL’nin üç nükleer yakıt taşıma gemisinden biri olan MV Pacific Egret, MarineTraffic verilerine göre 15 Mayıs 2026 tarihinde ABD Doğu Kıyısı açıklarına doğru yol alırken sinyal verdi; gemi, yakıtı güvenli biçimde taşıyarak ABD Enerji Bakanlığı (DOE) Çevre Yönetimi Ofisi gözetimine devretti.
Risk Azaltma ve Uluslararası İşbirliği
Soğuk Savaş döneminde araştırma reaktörlerinde kullanılan yüksek derecede zenginleştirilmiş uranyum (HEU), günümüzde nükleer yayılma riski nedeniyle büyük ölçüde azaltılmakta; birçok ülke ve uluslararası kurum HEU stoklarını güvence altına almayı öncelik haline getirdi. ABD’nin 1990’lardan bu yana yürüttüğü programlarda dünya genelinde 7 tondan fazla nükleer materyal geri kazanıldı.
Operasyon, lojistik desteğin yanı sıra İngiliz hükümetinin bakanlık düzeyinde onayı ve ilgili firmaların sigorta düzenlemeleriyle desteklendi. Nükleer Taşımacılık Çözümleri (NTS) şirketinin güvenlik sicili, görevin yüksek riskine rağmen yetkililerin milyarlarca sterline kadar tazminat sorumluluğunu güvence altına alabilmesine olanak tanıdı.
UAEA’dan ve Yetkililerden Açıklamalar
UAEA Genel Direktörü Rafael Grossi, operasyon sonrası yaptığı açıklamada bu çalışmanın “ilgili tüm tarafların güçlü iradesinin, etkili koordinasyonunun, özverisinin ve profesyonelliğinin en net örneği” olduğunu belirtti. ABD Ulusal Nükleer Güvenlik İdaresi (NNSA) ve Savunma Nükleer Yayılmasını Önleme Ofisi (DNN) de sahadaki ilk incelemeler ve operasyonun uygulanmasında aktif rol aldı.