Küresel alüminyum piyasasında arz tarafındaki gelişmeler fiyatların yönünü belirlemeye devam ediyor. Körfez ülkelerindeki üretimin sert biçimde gerilemesine karşın dünyanın en büyük üreticisi Çin’in dış pazarlara daha fazla alüminyum göndermesi, arz açığının fiyatlar üzerindeki etkisini sınırlıyor.
Alüminyum fiyatı 24 Eylül işlemlerini ton başına yaklaşık 3.256 dolardan tamamladı. Metalin fiyatı, ay başında 3.360 doların üzerine çıktıktan sonra geri çekildi.
Körfez Ülkelerinde Üretim Yüzde 44 Düştü
Orta Doğu’daki çatışmalar ve Hürmüz çevresinde yaşanan lojistik sorunlar alüminyum sektöründeki arz görünümünü de etkiledi.
Körfez İşbirliği Konseyi ülkelerinin birincil alüminyum üretimi temmuz ayında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 44 azaldı.
Bölge, çatışmalar öncesinde küresel birincil alüminyum üretiminin yaklaşık yüzde 10’unu gerçekleştiriyordu. Bu nedenle üretimdeki sert düşüş, dünya fiziksel arzında önemli bir boşluk oluşturdu.
Hürmüz üzerinden gerçekleştirilen sevkiyatların zorlaşması da bölgedeki üretim kaybının küresel piyasaya yansımasını artırdı.
Çin’in Alüminyum İhracatı 626 Bin Tona Ulaştı
Körfez kaynaklı arz kaybının etkisini azaltan gelişmelerin başında Çin’in artan ihracatı geliyor.
Çin’in işlenmemiş alüminyum ve alüminyum ürünleri ihracatı ağustosta 626 bin tona yükseldi. Bu rakam, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 17,2’lik artışa işaret etti.
İhracat temmuzdaki 643 bin tona göre aylık bazda yüzde 2,6 gerilese de yıllık artış güçlü seyrini korudu.
Çin’de iç talebin zayıf olması ve stokların yüksek seviyelerde bulunması, üreticilerin ellerindeki ürünleri daha fazla dış pazara yönlendirmesine imkan sağlıyor.
Çin’den Gelen Arz Fiyat Artışını Sınırlıyor
Normal şartlarda Körfez ülkelerindeki üretimin yüzde 44 azalmasının alüminyum fiyatlarında daha sert bir yükselişe yol açması beklenebilirdi. Ancak Çin’in küresel piyasalara sunduğu ilave metal, arz kaybının bir bölümünü telafi ediyor.
Bunun yanında daha önce devre dışı bırakılan bazı alüminyum üretim kapasitelerinin yeniden faaliyete geçirilmesi ve yeni kapasite yatırımları da arz görünümünü destekliyor.
Bu gelişmeler, alüminyumun 3.300 dolar seviyesinin üzerine gerçekleştirdiği yükselişlerin kalıcılığını zorlaştıran unsurlar arasında bulunuyor.
Borsa Stoklarında Sıkılık Sürüyor
Çin’den gelen ek arza ve yeni kapasite beklentilerine rağmen fiziksel alüminyum piyasasındaki sıkılık tamamen ortadan kalkmış değil.
Londra Metal Borsası’ndaki alüminyum stokları uzun yılların en düşük seviyelerine yakın seyrederken, Şanghay piyasasındaki stokların gerilemesi de metalin fiziksel bulunabilirliğinin sınırlı kaldığına işaret ediyor.
Bu tablo piyasada iki yönlü bir baskı oluşturuyor. Körfez’deki üretim kaybı ve düşük stoklar fiyatları desteklerken, Çin’in artan ihracatı ve devreye alınması planlanan yeni üretim kapasitesi yükselişi frenliyor.
Güçlü Dolar Metal Fiyatlarını Baskılıyor
Alüminyum fiyatı üzerinde etkili olan bir diğer unsur ise ABD dolarındaki seyir.
ABD’de faizlerin yüksek kalacağı beklentisinin doları desteklemesi, dolar üzerinden fiyatlanan metallerin diğer para birimlerini kullanan alıcılar açısından daha pahalı hale gelmesine yol açıyor.
Bu durum bakır ve alüminyum başta olmak üzere sanayi metallerinde talebi sınırlayabilecek bir unsur olarak öne çıkıyor.
Dolayısıyla Körfez’deki ciddi üretim kaybına rağmen alüminyum fiyatları, küresel arz sıkıntısının tamamını henüz yansıtmıyor.
Alüminyum Birçok Sektör İçin Kritik Konumda
Alüminyum; otomotiv, beyaz eşya, inşaat, ambalaj, havacılık ve enerji başta olmak üzere çok sayıda sektörde temel girdiler arasında yer alıyor.
Özellikle elektrikli araçlarda ağırlığın azaltılması amacıyla alüminyum kullanımının artırılması, metale yönelik otomotiv talebini destekliyor.
Yenilenebilir enerji yatırımları, elektrik şebekeleri ve veri merkezleri için artan metal ihtiyacı da uzun vadede alüminyum talebini destekleyen başlıca unsurlar arasında bulunuyor.
Bu nedenle alüminyum fiyatlarındaki kalıcı değişimler, farklı sektörlerdeki üretim maliyetlerine de yansıyabiliyor.
Türkiye Açısından İki Yönlü Etki
Türkiye’nin otomotiv, beyaz eşya, kablo, inşaat ve ambalaj gibi alüminyum kullanan sektörlerde önemli üretim kapasitesi bulunuyor.
Küresel alüminyum fiyatlarının yükselmemesi, bu sektörlerin hammadde maliyetleri açısından olumlu bir gelişme oluşturabilir. Ancak Türkiye’de nihai maliyet yalnızca uluslararası alüminyum fiyatına bağlı değil.
Dolar kuru, Avrupa primleri, navlun giderleri ve işlenmiş alüminyum ürünlerinin fiyatları da maliyetler üzerinde belirleyici oluyor.
Önümüzdeki dönemde piyasanın yönünü, Körfez ülkelerindeki üretimin ne hızda toparlanacağı ve Çin’in yüksek ihracat temposunu koruyup koruyamayacağı belirleyecek.