Enerji Verimliliği ve Tasarrufu Piyasalaştırma Uygulamalarıyla Sağlanamaz

Enerji Verimliliği ve Tasarrufu Piyasalaştırma Uygulamalarıyla Sağlanamaz
Enerji Verimliliği ve Tasarrufu Piyasalaştırma Uygulamalarıyla Sağlanamaz
Abone Ol  


Enerjinin etkin kullanılması, israfının önlenmesi, enerji maliyetlerinin ekonomi üzerindeki yükünün hafifletilmesi ve çevrenin korunması için enerji kaynaklarının ve enerjinin kullanımında verimliliğin artırılmasını amaçlayan Enerji Verimliliği Kanunu, 2007 yılında yürürlüğe girmiştir. Ne yazık ki, aradan geçen 15 yılda her yıl Ocak ayında 1 hafta süreyle gündeme getirilen enerji verimliliği ve tasarrufuna yönelik stratejiler tam olarak hayata geçirilmemiş, düzenlemeler yapılmamıştır.

Enerjiye ulaşmak en doğal insani ihtiyaçtır! Ancak, ekonomik/sosyal kalkınma ve insanca yaşam için, güvenilir, ucuz ve temiz enerji arzı; günümüzün en önemli sorunu haline gelmiştir. Türkiye’de son 30 yıldır sürdürülen piyasalaşma süreci ve kar hırsı, verimli üretim olanağını yok etmiş, elektrik enerjisi piyasasının tamamen özel sektörün insafına terk edilmesi sonucu ülkemiz elektrik fiyatlarına sürekli zam yapılan bir sistem içine sokulmuştur.

Enerji verimliliği; binalarda yaşam standardı ve hizmet kalitesinin, endüstriyel işletmelerde ise üretim kalitesi ve miktarının düşüşüne yol açmadan, birim veya ürün miktarı başına enerji tüketiminin azaltılmasıdır. Enerji tasarrufu ise; 2 ampulden birini söndürerek yapılan kısıntı ya da programlı olarak yapılan kesinti değil, gereksinimler ve konfor şartları içerisinde, fazladan ve gereksiz tüketilen enerjinin tasarruf edilmesi anlamını taşımaktadır.

Enerji ne kadar pahalılaşırsa, tasarruf bilincinin de o denli artacağı düşünülüyor olmalı ki; pratikte özel sektöre daha çok kar ortamı yaratılırken, vatandaşa “acaba nereden tasarruf edebilirim” diye düşünmek kalmaktadır. Bakanlığın “Aklınla Verimli Yaşa” şeklindeki kampanya sloganının aksine halkımız aklını verimliliğe değil, nereden kısıntı yapabileceğine yormaktadır.

Bunun somut örnekleri; 2001, 2008 ve 2018 gibi ekonomik krizin derinleştiği yıllarda Türkiye’nin sera gazı envanteri incelendiğinde binalarla ilgili kısımlarda gaz ve kömür kaynaklı emisyonların azalması ile açıklanabilir. Bu azalmanın temel nedeni ekonomik krizin derinleştiği dönemlerde hane halkının ithal kömür ve doğalgaz kullanımından kaçınarak kış aylarını daha çok üşüyerek geçirmesi ile açıklanabilir. Enerji zamlarından sonra halkımızın 2022 kışını da daha çok üşüyerek geçireceği görülmektedir. Halkımızın enerji tasarrufunu düşünmek yerine hayatta kalabilmek için enerji yoksulluğu ile baş etmeye çalıştığı gerçeği bütün çıplaklığı ile ortadadır. Hal böyleyken Avrupa Birliği fonları ile finanse edilen göstermelik projelerle halkımıza “akıllı ol” mesajları ile verimlilik ve tasarruf öyküleri anlatmak olsa olsa halkımızla alay etmektir.

Elektrik hizmetinin sunumunda yaratılan plansızlık ve verimsizliğin yol açtığı yüksek maliyetler vatandaşın sırtına yüklenmiştir. Binalarda yapılacak elektrik tasarrufu ile yüzde 20-40 daha az enerji tüketimi mümkün olabilecekken, Ocak 2022’de konutlar için birim elektrik fiyatlarına yüzde 50 ile yüzde 125 arasında değişen oranlarda zam yapılmıştır. Yani yurttaşların yapacakları tasarrufla, piyasacı enerji yönetiminin yol açtığı zamlardan kurtulmasına imkan yoktur.

Elektrik enerjisi üretiminde, ithal ve fosil kaynakların ağırlıklı olarak kullanıldığı üretim yapısı içinde elektrik dağıtım şebekelerinde ortaya çıkan kayıpların beklenen seviyeye indirilememiş olduğu göz önüne alındığında verimlilikten söz etmek mümkün değildir.

Enerji verimliliği uygulamalarının etkinleştirilmesi ve enerji tasarrufu sağlanması için;

  • Elektrik üretiminde yerli ve yenilenebilir kaynaklara öncelik verilmeli; rüzgar ve güneş enerjisi potansiyelinden azami ölçüde yararlanılmasına yönelik uygulamalar yaygınlaştırılmalıdır.
  • Yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanılması; daha az fosil yakıt kullanımı, daha düşük karbon izi ve daha az sera gazı emisyonu demektir. Yenilenebilir Enerji Stratejisi ve Faaliyet Planı katılımcı bir model eşliğinde hazırlanmalı ve Faaliyet Planı ile buna uygun bütünsel, genel bir çerçeve yasası oluşturulmalıdır.
  • Elektrik üretiminde ithal kaynak kullanımı asgari seviyeye indirilmeli, serbestleştirme ve özelleştirme politikalarından vazgeçilmelidir.
  • Kaynaklar, kamusal çıkarlar gözetilerek değerlendirilmeli, serbestleştirme ve özelleştirmelerden vazgeçilmelidir.
  • Kamusal planlama, kamusal üretim ve denetim öncelikli enerji politikası olarak ele alınmalıdır.
  • Enerji verimliliği üzerine tüm stratejik hedefler, halkın çıkarlarını esas alan ekonometrik analizlerle yeniden tanımlanmalıdır.
  • Sektörle ilgili tüm strateji ve eylem planları için ortak izleme ve değerlendirme mekanizması geliştirilmeli ve yaptırım uygulanmalıdır.
  • Enerji verimliliği dönüşümü konusu “Paris Anlaşması yükümlülükleri, temiz-eko üretim, kentsel dönüşüm ve yenilenebilir enerji” mevzuatı ile de koordine edilmeli, birlikte planlanmalı ve uygulanmalıdır.
  • Uygulanmakta olan “Ulusal Enerji Verimliliği Eylem Planı 2017-2023” hedefleri tekrar revize edilmeli ve öne çekilmeli, henüz uygulanmayan kısımları devreye sokulmalıdır.
  • Enerji Verimliliği Koordinasyon Kurulu’nun (EVKK) içine ilgili meslek odaları, sektör dernekleri ve kuruluşları da alınarak daha etkin bir yapılanma oluşturulmalıdır.

Bu yıl zam gölgesi altında karşıladığımız, her yıl ocak ayının ikinci haftasında kutlanan Enerji Verimliliği Haftası’nda, verimlilik ve tasarrufun “piyasalaştırma ve pahalı enerji” uygulamalarıyla sağlanmasına yönelik politikalardan vazgeçilmesini talep ediyoruz. Enerji verimliliği ve tasarrufu konusunun kamu hizmeti anlayışı ile ele alınması ve kamu yararı çerçevesinde toplumsal bilincin yükseltilmesi gerekmektedir. Göstermelik kampanyaların ötesinde verimliliğin gerçek ekonomik çözümlerle birlikte ele alınması temel bir zorunluluktur.

İlk yorum yapan olun

Yorumlar