Türkiye’de görülen yeni bir virüs ve bunun neden olduğu hastalıkla alarma geçti. Ülkede 3 farklı ilde görülen şap virüsü nedeniyle hayvan pazarları kapatıldı. Tarım ve Orman Bakanlığı, tüm Türkiye genelinde ikinci bir emre kadar veteriner hekim, veteriner sağlık teknikeri ve teknisyenlerin izinlerini iptal etti. Tarım ve Orman Bakanlığı “Yürütülen çalışmalar neticesinde, SAT-2 serotipi şap hastalığını taşıyan ilk vaka tespit edilmiştir.” açıklamasında bulundu. Bu ifadenin ardından hayvanlarda görülen şap virüsünün ne olduğu ve belirtilerinin neler olduğu gündemdeki en önemli konu başlığı olarak yerini aldı. Peki, şap hastalığı nedir, nasıl yayılır ve belirtileri neler?
Şap, çift toynaklı hayvanlarda görülen viral bir hastalıktır. Halk arasında tabak veya dabak olarak adlandırılır. Evcil veya yabani tüm çift tırnaklı hayvanlarda görülebilen, kronik durumlarda zayıf ve yavru hayvanlarda ölüme sebebiyet veren, genellikle et, süt ve iş gücü kaybına sebep olan viral bir hastalıktır. Türkiye Tarım ve Orman Bakanlığınca ihbarı mecburi hastalıklar arasında yer almaktadır. Hastalığın mortalitesi düşük olmasına karşın yüksek morbiditeye sahiptir. Bu şu anlama gelir: Öldürücü olmamakla birlikte sürü içerisinde veya bölgede hızla yayılır. Her ne kadar zoonoz kabul edilse de insanlara bulaşma oldukça nadirdir.
Şap hastalığı, çift tırnaklı hayvanların akut seyirli, çok bulaşıcı ve zoonotik karaktere sahip viral bir enfeksiyonudur. Hastalığın bulaşma oranı yüksek olup, hassas hayvan topluluklarında (popülasyonlarında) % 100’e kadar ulaşabilmektedir. Bu nedenle hastalık ekonomik, siyasi ve ticari yönlerden büyük önem taşımaktadır.
Hastalığın etkeni Picornaviridae familyasının Aphtovirus alt grubunda yer alan şap virusudur. Virusun O , A, C , SAT-1, SAT-2, SAT-3 ve ASİA 1 olmak üzere antijenik olarak farklı yedi ayrı serotipi bulunmaktadır. (O) serotipinin II, A serotipinin 32, C serotipinin 5, SAT I serotipinin I, SAT 2 serotipinin 3, SAT 3 serotipinin 4 , ASIA I serotipinin ise I alt tipi vardır. Serotipler arasında çapraz bağışıklık görülmemesi hastalıkla mücadeleyi güçleştirmektedir.
Virus fiziksel etkenlere karşı değişik duyarlılık göstermektedir. Isıya dayanıksız olup 37oC’de 12 saatte, 60-65oC de 1/2 saatte, 85oC de ise birkaç dakika da yıkımlanarak etkisiz hale gelmektedir. Ancak düşük ısı derecelerine ve ani donma ve çözülmelere karşı oldukça dayanıklıdır.
Şap hastalığı ilk kez ne zaman ortaya çıktı?
Hastalık İlk kez 1546 yılında Hieranymus Fracastorius tarafından tanımlanmıştır. Türkiye’de ise ilk olarak 1914 yılında istatistiki bilgi olarak kayıt altına alınmıştır.
Picorna virüsler grubu içinde Aphtovirus alt grubundandır. Virüsün bilinen (A, O, C, Sat 1, Sat 2, Sat 3 ve Asia 1) isimlerinde 7 adet serotiplerinin yanında, yaklaşık 64 farklı alt tipi mevcuttur.
Türkiye’de en çok görülen serotipler A, O ve Asia-1 serotipleridir.
- Yüksek sıcaklık, direkt güneş ışığı virüs için uygun olmayan şartlardır.
- Direkt güneş ışığı virüsün tahrip olmasına sebep olur. Direkt güneş ışığına maruz kalmadığı şartlarda
- 40 °C 12 saatte,
- 60-65 °C 30 dakikada,
- 85 °C ise hemen tahrip olur. (sütü kaynatmak, eti kaideye uygun şekilde pişirmek virüsü temizler)
- Virüs normal hava şartlarında (ör. oda şartları) yaşamını sürdürür,
- Virüs bilinen birçok dezenfektan a karşı dayanıklıdır.
- Virüsün dayanıksız olduğu dezenfektanlar şunlardır.
- Potasyum hidroksit (KOH)
- %4 soda, asitler (sirke asiti)
- %1-2 NaOH (sudkostik)
Hastalık etkeninin normal koşullarında yaşama standartları
- Donmuş sperma (-270 °C) 30 gün
- Yapağıda 24 gün
- Deri ve kıllarda 28 gün
- Kuru ot ve danelerde 130 gün
- Ayakkabı ve lastik çizme 80-100 gün
- Toprakta 28 gün
- Dondurulmuş taze ette 1 yıl süreyle hastalık yapma yeteneğini korur.
Şap hastalığı nasıl yayılır?
Hastalığın yayılışı 2 farklı unsurla gerçekleşir:
- 1- Hasta hayvanlar
- Bunların ağız salya akıntısı
- İdrar ve dışkıları
- Sütü
- Mihraklarda oluşan vezikülerin patlaması ile
- 2- Taşıyıcı hayvan ve kaynaklar
- Fare, Kuşlar, Yaban domuzu, Kanatlılar hastalığın yayılmasında rol oynar.
- Suni tohumlama (Hastalıklı sperm veya malzeme ile)
- Hastalıklı ortamda bulunan kaba yem, hayvan altlığı, su,
- Hastalıklı ortamda kullanılan elbise, kıyafet ve malzemenin (sağım makinesi, kaşağı, zincir) dezenfekte edilmeden kullanılması,
- Hayvan nakilleri (Hastalıklı hayvan, malzeme veya dezenfekte edilmemiş taşıma araçları ile),
- Hastalıklı hayvan ürünlerinin gerekli işleme tabi tutulmadan piyasaya sürülmesi hastalığın salğın haline gelmesinde önemli rol oynar.
Şap hastalığının kuluçka dönemi
Etken kuluçka dönemini (sığırlarda min. 2-7, Koyunlarda 1-6 gün) bitirdikten sonra;
- Yüksek ateş (40-41 °C)
- Durgunluk, iştahsızlık,
- Süt verimi kaybı,
- Sürüden geri kalma.
- Etken vücuda alındığı bölgede primer aft denilen ilk lezyonları oluşturur.Daha sonra çok katlı epitelin stratum spinosum hücrelerine yerleşir ve burada ürer. Ürediği hücrelerde öncelikle hidropik dejenerasyon başlar ve zamanla hücreler ölerek içi sıvı dolu veziküller oluşmaya başlar. Stratum basale katmanı sağlam olduğu için lezyonlarda kanama görülmez. Lezyonlar sıklıklar dil, ağız boşluğu mukozası, gingiva (dişeti), yanak mukozası, tırnak arası ve meme dokusunda görülür.Bu kesecikler dil hareketleri ve çeşitli nedenlerle patlar buna bağlı olarak
- İç ağız bölgesinde kızarıklık, Yem yememe, Ağızdan salya akması, ağız salya akması, dilin soyulması, dilin dışarı çıkması görülür.Bazen yakın veziküller birleşerek bulla adını alır ve daha büyük hale gelirler.
- Ağız bölgesinde oluşan veziküller ayak ve tırnak arası bölgede de görülebilir. Buna bağlı olarak,
- Tırnak arasında oluşan yaralar, kızarıklık, apse ve ilerleyen dönemlerde tırnak düşmesi görülebilir.
- Meme yangıları sebebiyle;
- Hayvan buzağının emmesine dahi izin vermez,
- Ağrı çeker,
- Sağımı reddeder,
- Süt verimi düşer.
- İlerleyen dönemlerde mastitis görülebilir.
- Buzağı, kuzu ve oğlaklar da hastalık belirtileri tam olarak görülmeden ani ölümlere rastlanabilir. Bunun sebebi etkenin doğrudan myokard hücrelerine yerleşerek perakut/akut myocarditis’e neden olmasıdır. Nekropsi sonucunda kalp kası kaplan derisi görünümünde olur. Buna daha çok virüsün O suşu neden olmaktadır.
Hastalık insanlarda da lokal ve hafif etkili olarak görülebilir. Belirtisi ağız ve el bölgesinde su dolu kabarçık oluşumu şeklindedir. Çocuklarda daha etkilidir.
Şap hastalığı belirtileri
Sığırlarda ateş, iştahsızlık, depresyon ve süt veriminde azalma ilk klinik bulgulardır. 24 saat içerisinde salya akışı başlar ve dil-dişetinde veziküller şekillenir. Keseciklere (veziküllere) interdigital bölgede, koroner bölgede, meme derisinde, ağız ve burun mukozasında rastlanabilir. Veziküllerin yırtılması ile geniş ülseratif yaralar şekillenebilir.
Dildeki yaraların (lezyonların) genellikle birkaç günde iyileşmesine karşın ayaklardaki ve nazal bölgedeki lezyonlar çoğunlukla ikinci (sekunder) bakteriyel enfeksiyonlara maruz kalırlar. Sekunder bakteriyel enfeksiyonlar sonucu pneumoni ve mastitis görülebilir, tırnak düşebilir.
Koyun ve keçilerde hastalık daha hafif seyirlidir. Hastalık koyunlarda genellikle topallık ile karakterizedir ve topallık süreklilik gösterir. Ağızdaki lezyonlar sığırlardaki lezyonlardan daha küçük ve daha kısa sürelidir. Genellikle hastalığın yol açtığı ekonomik kayıplar sığırlarınkinden daha düşüktür ve klinik bulgular ancak dikkatli bir gözlemle belirlenir.
Şap hastalığının ölüm (mortalite) oranı düşük olmakla birlikte genç hayvanlarda virusun kalpte yerleşmesi (lokalize) sonucu ölümle sonuçlanan myokarditis olguları görülebilir. Hastalığın bulaşma (morbidite) oranı ise yüksek olup, et ve süt verimlerindeki hızlı düşüşe bağlı ekonomik kayıplar önem taşımaktadır.
Klinik bulgular hastalıktan şüphe ettirmekle birlikte kesin tanı virolojik veya serolojik yöntemler kullanılarak konulmaktadır. Ayırıcı tanıda; topallık, mukozal erozyonlar, salya, nazal akıntı ve meme lezyonlarına yol açan enfeksiyonlar göz önünde bulundurulmalıdır.
Şap hastalığı teşhisi nasıl yapılır?
Ağız bölgesinde salya, köpüklü akıntı ve/veya tırnak arası bölgesinde oluşan erozyonlar ön teşhis için en belirli görüntüdür. Bu lezyonlar meme bölgesinde özellikle meme başlarında görülebilir ama bu teşhis için tam bir ayrım sağlamaz.
Şap hastalığının tedavisi
Viral bir hastalıktır, birçok çeşidi olduğundan tam olarak tedavisi yoktur. Veteriner hekimler hastalığın seyrine göre farklı tedavi yöntemleri uygulamaktadırlar.
Şap hastalığından korunma tedbirleri
Şap hastalığı, Türkiye Tarım ve Orman Bakanlığının salgın hastalıklarla mücadele programında yer alan bir hastalıktır. Bu yüzden yurt genelinde 6 ayda bir aşılama programı gerçekleştirilir.
- Mümkün olduğunda dezenfekte olmadan ahırlara girilmemelidir.
- Ahırların duvarları, tabanı, yemliği kolay dezenfekte edilebilecek malzemeden inşa edilmeli ve dezenfeksiyonu düzenli bir şekilde yapılmalıdır.
- Hayvanların devamlı bağlı kaldığı ahırların yanında yeni alınan hayvanların bağlanacağı ayrı bir bölüm inşa edilmelidir.
- Bakıcıların ahıra girerken özel elbise ve çizme giymeleri sağlanmalı ve başkalarının ahıra girmelerine izin verilmemelidir.
- Bakıcıların veya hayvanların ahıra giriş-çıkışta üzerine basacakları dezenfektanlı paspasların kapı önlerinde bulunması gerekmektedir.
- Sağımlardan önce ellerin, memelerin ve sağım ekipmanlarının her seferinde dezenfeksiyonuna titizlikle dikkat edilmelidir.
- Hayvanlar sistemli olarak şap hastalığına karşı koruyucu olarak aşılatılmalıdır.
- Bölgeye yeni getirilen hayvanların hastalığı taşıyıp taşımadığı takip edilmelidir.
- Aşısız hayvanlar ahıra sokulmamalıdır.
- Hastalıktan şüpheli hayvanlar hemen ayrı bir ahıra alınmalıdır.
- Hasta hayvanla ilgilenen bakıcı diğer ahırlara girmemeli, giydiği elbise ve çizmeler o ahırda kalmalıdır.
- Hasta hayvanın bulunduğu ahırdan çıkarılan artık yem ve altlıklar derhal yakılmalıdır.
- İhbari mecburi bir hastalıktır. Görülmesi durumunda Tarım bakanlığı teşkilatına haber verilmesi gereklidir.