Türk Havacılık ve Uzay Sanayii (TUSAŞ), havacılık ve savunma sanayiindeki köklü geçmişinin yanı sıra, uzay ve uydu teknolojileri alanındaki iddialı projeleriyle de adından söz ettirmeye devam ediyor. Mimar ve Mühendisler Grubu Dergisi’nin 141’inci sayısında yayımlanan röportajda, TUSAŞ Genel Müdürü Dr. Mehmet Demiroğlu, şirketin güncel projeleri ve uzay hedefleri hakkında önemli açıklamalarda bulundu. Demiroğlu, TUSAŞ’ın uzay sistemlerindeki kısa sürede kaydettiği ilerlemeyi vurgulayarak, GÖKTÜRK-Y yer gözlem uydusundaki test faaliyetlerinin sürdüğünü ve bu yıl tamamlanmasının planlandığını belirtti.
GÖKTÜRK Serisi Uyduları ve USET Merkezi: Türkiye’nin Uzaydaki Ayak İzleri
Dr. Mehmet Demiroğlu, TUSAŞ’ın uzay sistemleri alanındaki varlığının henüz yeni olmasına rağmen, kısa sürede önemli mesafeler kat ettiklerini ve birçok yerli sistemi uzay sektörüne kazandırmayı başardıklarını ifade etti. GÖKTÜRK-1 ve GÖKTÜRK-2 yer gözlem uyduları ile ortağı olunan TÜRKSAT 6A haberleşme uydusu projeleri sayesinde Türkiye’nin uzaydaki yerini şimdiden aldığını belirten Demiroğlu, TUSAŞ’ın bu projelerle Uzay Sistemleri Entegrasyon ve Test (USET) Merkezi gibi kritik bir altyapıyı ülkeye kazandırdığını ve uzay alanında tecrübeli bir insan kaynağı yetiştirdiğini vurguladı.
GÖKTÜRK-Y: Yüksek Çözünürlüklü Gözlem Yeteneği Yolda
Halen tasarımı ve sistem mühendisliği TUSAŞ tarafından yürütülen GÖKTÜRK-Y Yer-Gözlem Uydusu projesi, şirketin uzay alanındaki en önemli adımlarından birini oluşturuyor. Dr. Demiroğlu’nun verdiği bilgilere göre, projenin ilk prototipi olan Isıl Yapısal Yeterlilik Modeli (IYYM)’nin montaj ve mekanik entegrasyon faaliyetleri USET Merkezi’nde başarıyla tamamlandı. Uydunun çevresel test faaliyetlerinin ise 2025 yılı içerisinde tamamlanması hedefleniyor. Projenin ikinci prototipi olan Uçuş Modeli (UM)’nin montaj, entegrasyon ve test faaliyetlerine 2027 yılında başlanacak ve bu kritik uydu, 2029 yılında fırlatılarak Türk Hava Kuvvetleri’nin hizmetine sunulacak. GÖKTÜRK-Y’nin yüksek çözünürlüklü görüntüleme yetenekleri, Türkiye’nin savunma, güvenlik ve sivil uygulamalarındaki uzay tabanlı istihbarat kapasitesini önemli ölçüde artıracak.
İMECE Uydusu: TUSAŞ’ın Öz Kaynaklarıyla Uzaya Bakışı
TUSAŞ’ın uzay alanındaki iddialı projelerinden bir diğeri ise tamamen öz kaynaklarıyla geliştirilen Mikro Uydu Projesi. Dr. Demiroğlu’nun açıklamalarına göre, bu projede 2026 yılının ilk çeyreğinde montaj ve test faaliyetlerine başlanacak ve mikro uydu, 2027 yılında uzaya fırlatılmış olacak. Bu proje ile kazanılan tecrübelerin, gelecekte seri mikro uydu üretimleriyle devam etmesi hedefleniyor. Mikro uydu teknolojileri, özellikle düşük maliyetli ve hızlı uydu çözümleri sunarak, çeşitli uygulamalar için önemli bir potansiyel taşıyor. TUSAŞ’ın bu alandaki yatırımları, Türkiye’nin uzaydaki esnekliğini ve bağımsızlığını artırma vizyonunun bir parçası olarak değerlendirilebilir.
GÖKTÜRK-3: Sentetik Açıklıklı Radarla Kesintisiz Gözlem
TUSAŞ’ın geleceğe yönelik önemli uydu projelerinden biri de Sentetik Radar Açıklıklı (SAR) gözlem uydusu olan GÖKTÜRK-3. Dr. Mehmet Demiroğlu, bu uydunun 2030 yılında uzaya fırlatılmasının hedeflendiğini açıkladı. SAR teknolojisi, bulutlu veya karanlık hava koşullarında dahi yüksek çözünürlüklü görüntüleme imkanı sunarak, özellikle savunma ve afet yönetimi gibi kritik alanlarda önemli avantajlar sağlayacak. GÖKTÜRK-3’ün devreye girmesiyle birlikte, Türkiye’nin uzay tabanlı gözlem yetenekleri daha da çeşitlenecek ve kesintisiz istihbarat imkanı elde edilecek.
Kritik Ekipmanlarda Yerli Üretim Hamlesi
TUSAŞ Uzay Sistemleri, sadece uydu platform projeleriyle sınırlı kalmayıp, kritik uydu ekipmanlarının geliştirilmesi konusunda da aktif çalışmalar yürütüyor. Bu doğrultuda Merkezi Uydu Bilgisayarı (MUB), Platform Arayüz Birimi (PAB) ve Tarihçe Kazandırma Ekipmanı (TAKE) gibi hayati öneme sahip donanımların tasarım, üretim, test ve yazılım faaliyetleri TUSAŞ bünyesinde gerçekleştiriliyor. Bu stratejik adım, Türkiye’nin uzay teknolojilerindeki dışa bağımlılığını azaltma ve milli yeteneklerini geliştirme amacına hizmet ediyor. Ayrıca, tam donanımlı bir uydu test merkezi olan USET Merkezi, TUSAŞ’ın test alanındaki tecrübe ve kabiliyetlerini savunma sanayisine hizmet eden diğer firmaların ihtiyaçları doğrultusunda da kullanıma sunuluyor, bu da sektör içi iş birliğini ve sinerjiyi artırıyor.
Uzay Çalışmaları Savunma Sanayiine Güç Katıyor
TUSAŞ Genel Müdürü Dr. Mehmet Demiroğlu, savunma sanayiine odaklanan TUSAŞ’ın uzay sektörüne yönelik çalışmalarıyla stratejik bir denge kurmayı hedeflediğini belirtti. Uzay alanında yapılan çalışmaların, doğrudan savunma sanayiini desteklediğini vurgulayan Demiroğlu, 5. Nesil Savaş Uçakları gibi modern askeri platformların Ağ Merkezli Harp (Network-Centric Warfare – NCW) teknolojileriyle donatıldığını ve diğer uçaklar, insansız hava araçları (İHA) ve savaş gemileriyle koordineli olarak çalıştığını hatırlattı. Bu bağlamda haberleşme uydularının, NCW teknolojisinin hayati bir bileşeni olduğunu ifade eden Demiroğlu, TUSAŞ bünyesinde geliştirilen Milli Muharip Uçak KAAN’ın üstün manevra ve süper seyir kabiliyetlerinin yanı sıra yine TUSAŞ tarafından geliştirilen haberleşme uyduları sayesinde ANKA ve AKSUNGUR gibi İHA’larla birlikte takım halinde Hava Kuvvetleri’ne destek olabileceğini ve Türkiye’yi dünyada henüz tanımlanmamış 6. nesil konseptine ulaştırabileceğini söyledi. Yine TUSAŞ tarafından geliştirilen gözlem uyduları sayesinde Hava Kuvvetleri’nin istihbarat ihtiyaçlarının karşılandığını belirten Demiroğlu, güçlü bir savunma mekanizmasının ancak yerli ve milli uzay platformları sayesinde mümkün olduğunu vurguladı. TUSAŞ’ın sahip olduğu tecrübe ve nitelikli insan kaynağı ile uzay sektöründe de söz sahibi olduğunu dile getirdi.
TUSAŞ’ın Uzaydaki Rekabet Gücü ve Gelecek Hedefleri
Dr. Mehmet Demiroğlu, TUSAŞ’ın uzay alanındaki rekabet gücünü artırmak için aralıksız çalıştıklarını ve farklı alt komponentlerin TUSAŞ bünyesinde üretildiğini belirtti. Öz kaynaklı uydu projeleri ve paydaş olunan platformların yapısal panellerinin TUSAŞ tesislerinde üretildiğini, benzer şekilde kompozit panel üretimleriyle uydu kritik bileşenlerinin de sağlanabildiğini ifade etti. Geliştirilmekte olan donanımların TUSAŞ uydularında kullanılmasıyla birlikte uzayda tarihçe kazanılacağını ve bu tecrübenin ticari bir ürüne dönüştürülebileceğini vurguladı. Ayrıca, tamamen yerli uçuş kontrol yazılımları ve öz kaynaklı yer istasyonu projesiyle uyduların kontrolü konusunda da önemli yetkinlikler kazanıldığını söyledi. Son olarak, elektro-optik uyduların en kritik bileşeni olan kamera lenslerini üretebilecek altyapıların TUSAŞ bünyesine kazandırılarak Türkiye’nin bu konudaki dışa bağımlılığının da sonlandırılabileceğini müjdeledi.
Dr. Demiroğlu, TUSAŞ’ın halihazırda uzay alanında dünyada rekabet edebilecek durumda olduğunu ve geliştirilmekte olan donanımların tarihçe kazanarak ticari ürüne dönüşmesinin öncelikleri arasında yer aldığını belirtti. Elektro-Optik Uydu Kamera Geliştirme Projesi ile ham ayna bloklarından uzay kalifiye lens üretme konusundaki kararlılıklarının sürdüğünü ifade etti. Yerli fırlatma sistemlerinin uzay sektöründe ayrı bir klasman oluşturduğunu da vurgulayan Demiroğlu, koydukları her hedefi başardıkça, daha da iyisini yapmak için kendilerine yeni hedefler koymaya devam edeceklerini söyledi. Önümüzdeki 5 yıllık projeksiyona bakıldığında, geliştirmekte oldukları farklı uydu platformlarının uzayda yerlerini alacaklarının görüldüğünü belirten Demiroğlu, bu durumun hem yeni insan kaynağı kazanmalarına hem de uluslararası arenada daha çok yer edinmelerine vesile olacağını sözlerine ekledi. TUSAŞ’ın uzaydaki bu kararlı ve vizyoner adımları, Türkiye’nin uzay teknolojileri alanında küresel bir oyuncu olma yolundaki ilerleyişini açıkça ortaya koyuyor.