İsrail ile İran arasındaki gerilim, cuma günü karşılıklı saldırılarla zirveye ulaştı. İsrail’in İran’ın askeri ve nükleer tesislerine yönelik başlattığı büyük hava saldırılarının ardından, İran da balistik füzelerle misillemede bulundu. Bu tırmanışta ABD’nin İsrail’e verdiği hava savunma desteği, bölgedeki dengeleri daha da karmaşık hale getiriyor.
İsrail’in “Önleyici” Saldırısı ve İran’ın Kayıpları
Perşembe günü, ABD’nin doğrudan yardımı olmadan İsrail, İran’ın nükleer programında yer alan üst düzey askeri liderleri ve bilim insanlarını hedef alan ülke genelinde büyük hava saldırıları düzenledi. Tel Aviv, bu saldırıları hızlanan İran’ın nükleer programına yönelik “önleyici” bir eylem olarak nitelendirdi. İsrail basınına yansıyan haberlerde, saldırılarda İran Genelkurmay Başkanı Tümgeneral Muhammed Bakıri, Devrim Muhafızları Genel Komutanı Tümgeneral Hüseyin Selami dahil üst düzey askeri yetkililer ve 6 nükleer bilim insanının hayatını kaybettiği bildirildi. Bu saldırılar, Trump yönetiminin İran ile bir anlaşma müzakere etme ve çatışmayı önleme girişimlerine rağmen gerçekleşti.
İran’dan “Ezici Tepki” ve Füze Yağmuru
İsrail’in saldırılarına misilleme olarak İran, cuma günü sivillere yönelik olanlar da dahil olmak üzere “düzinelerce” füze fırlattı. İran’ın resmi haber ajansı IRNA, “Birkaç dakika önce işgal altındaki topraklara yüzlerce çeşitli balistik füzenin fırlatılmasıyla, Siyonist rejimin vahşi saldırısına kararlı yanıt operasyonu başladı” diyerek bu misillemenin “ezici tepkisinin” sadece “başlangıcı” olduğunu belirtti. İran, bu saldırılarda İsrail’in füze ve diğer askeri teçhizat üretimi için kullanılan askeri-endüstriyel merkezlerini vurduğunu iddia etti. Uydu görüntüleri ve ele geçirilen istihbaratın, düzinelerce balistik füzenin stratejik hedefleri etkili bir şekilde vurduğunu gösterdiği belirtildi. Tel Aviv ve Kudüs semalarında patlama sesleri duyulduğu, hatta bazı balistik füzelerin yerleşim alanlarına isabet ettiği de gelen haberler arasında.
İsrail Savunma Kuvvetleri ise, İran’ın 100’den az füze fırlattığını ve sadece “birkaç isabet” sağladığını, bu isabetlerden bazılarının imha edilen füzelerin enkazından kaynaklandığını iddia etti.
ABD’nin İsrail’e Hava Savunma Desteği ve Bölgedeki Askeri Varlığı
ABD ordusu, cuma günü İsrail’i İran’ın ateşlediği füzelerden korumaya yardımcı oldu. Haberi doğrulayan bir ABD savunma yetkilisi, hangi Amerikan unsurlarının kullanıldığı ve kaç adet füze savunma sistemine ihtiyaç duyulduğu konusunda bilgi vermedi. Ancak ABD Avrupa Komutanlığı’nın, saldırı öncesinde Doğu Akdeniz’e iki destroyer konuşlandırdığı ve bu destroyerlerin güdümlü füze saldırılarına karşı savunmaya yardımcı olabileceği belirtildi.
ABD’nin Orta Doğu’da normalde yaklaşık 30.000 askeri bulunurken, bölgedeki artan gerginlikler nedeniyle bu personel sayısı yaklaşık 40.000’e çıktı. ABD, Yemen’deki İran destekli Husi isyancılarına karşı daha önce düzenlediği hava saldırısı sırasında da, İran saldırısı durumunda güçlerini daha iyi koruyabilmek için askeri varlıklarını ve hava savunma bataryalarını Orta Doğu’ya taşımıştı.
Bu haftaki karşılıklı saldırılar, İran ile İsrail arasında bir yıldır devam eden benzeri görülmemiş saldırıların bir devamı niteliğinde. Bu saldırılara, İran’ın geçtiğimiz Nisan ve Ekim aylarında gerçekleştirdiği füze saldırıları da dahil. ABD güçleri her iki olayda da İsrail’i savunmuştu ve İsrail daha sonra Ekim ayındaki saldırıya misilleme yaparak İran’ın en gelişmiş hava savunma sistemlerini imha etmişti.
Trump’ın Açıklamaları ve Rejim Değişikliği Endişesi
ABD Başkanı Donald Trump, misilleme saldırısından saatler önce İran’ı müzakereleri sürdürmeye çağırdı. Ancak İran’ın nükleer silah edinmesinin Washington için kabul edilemez olduğunu da vurguladı. Trump, cuma sabahı Truth Social adlı sosyal medya platformunda yaptığı paylaşımda, “İran’a anlaşma yapma şansı defalarca verdim” ifadelerini kullandı. Beyaz Saray, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun cuma günü Trump ile telefonda görüştüğünü doğruladı.
Tel Aviv’in devam edeceğini söylediği doğrudan İsrail operasyonu, şimdi iki ülke arasındaki gerginliğin daha da tırmanması tehlikesini doğuruyor ve ABD ordusunu da içine çekebilecek topyekün bir savaşa yol açma riski taşıyor. ABD’li analistleri ve eski savunma yetkililerini endişelendiren bir diğer nokta ise, İsrail’in asıl amacının İran’da rejim değişikliği olması ihtimali.
Netanyahu’nun cuma günü yaptığı “Daha fazlası yolda” açıklaması ise, İsrail’in saldırılarına devam etme kararlılığını gösteriyor ve bölgedeki tansiyonu daha da yükseltme potansiyeli taşıyor.