Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, katıldığı canlı yayında Türkiye’ye uygulanan açık ve örtülü kısıtlama ve yaptırımların kaldırılmasına yönelik yoğun diplomatik çabaları anlattı. Bakan Fidan, bu çabaların milli güvenlik meselesi olduğunu vurgulayarak, ilgili kurumlardan gelen talepler doğrultusunda bu yaptırımları kaldırmakla yükümlü olduğunu net bir şekilde ifade etti. Bu tutum, Türkiye’nin uluslararası arenada savunma sanayii ve askeri ihtiyaçlarındaki bağımsızlığını sağlama kararlılığını gösteriyor.
Yaptırımların Kaldırılması Diplomasisi
Bakan Fidan, göreve geldikten sonra ilk talimatının, Türkiye’ye yönelik savunma alanındaki tüm kısıtlama ve yaptırımların listelenmesi olduğunu belirtti. Bu liste; Savunma Sanayii Başkanlığı’ndan gelen bilgileri, kilit firmaların ürünlerindeki kısıtlamaları ve Hava/Deniz Kuvvetlerinin kullandığı mühimmatlardaki sıkıntıları içeriyor. Fidan, yaptırımların iki temel amaçla kaldırılması gerektiğini vurguladı: Yerlileştirme çalışmaları sürerken, cari olarak kullanılması gereken kritik ürünlerin teminini sağlamak ve Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) ve Savunma Sanayii’nin taleplerini karşılamak.
Bu kapsamda son iki yılda önemli başarılar elde edildiğini belirten Bakan Fidan, Kanada, Hollanda, Norveç, Belçika ve Almanya gibi ülkelerdeki kısıtlamaların büyük ölçüde kaldırıldığını, ABD ile olan bazı konuların da çözüldüğünü, bir kısmının ise hala müzakere aşamasında olduğunu aktardı.
Bakan Fidan, diplomatik misyonunun temelini ise şöyle açıkladı: “Benim görevim, bu yaptırımları kaldırmak. İlgili kurumlarımızdan böyle bir talep geldiği sürece bu yaptırımların kaldırılmasıyla alakalı, ben bunu kaldırılmakla yükümlüyüm.”
Milli Güvenlik ve Alternatif Tedarik Yolları
Yaptırımların kaldırılması sürecinde karşılaşılan zorluklara da değinen Fidan, ulusal çıkarların korunması adına atılacak adımların sınırlarını netleştirdi. Karşı tarafın, yaptırımların devam etmesi için mantıklı bir izah getirememesi veya konunun ilerletilememesi durumunda Türkiye’nin izleyeceği yolu şöyle ifade etti: “Benim milli güvenliğim bunu başka yerden almayı gerektirir. Ve bu muhatabın bunu bilmesi lazım. Bak ben senden bunu almak istiyorum fakat sen bunu vermezsen benim başka alternatiflerim de olacak.”
Bu açıklama, Türkiye’nin dış politikada stratejik özerkliğe verdiği önemi ve tek bir kaynağa bağımlı kalmama politikasını gösteriyor. Bakan Fidan, bu yüksek devlet konularının şeffaf bir şekilde ele alınması gerektiğini ve tartışmanın başka alanlara çekilmesinin anlamsız olduğunu vurguladı.
Dezenformasyon ve Savunma Sanayii Emeğine Saygısızlık
Bakan Fidan, son dönemde yaşanan ve kendisinin de dahil edildiği tartışmaların “dezenformasyon, manipülasyon ve kara propaganda” ürünü olduğunu belirterek, bu suni tartışma alanlarını önemsemediğini söyledi. Fidan, asıl konunun, bu tartışmaların çok üstünde olan Türkiye’nin milli güvenliği meselesi olduğunu vurguladı.
Ancak, bu propagandaların yarattığı bir tartışma alanına özellikle dikkat çekti: Savunma sanayiindeki yerlileşme ve millileşme emeğini görmeyen ve buna saygısızlık eden söylemlerin ortaya çıkması. Bakan Fidan, bu yaklaşımı şiddetle reddettiğini ve kınadığını belirtti.
Yerlileşmenin Mimarları ve Kullanıcı Tecrübesi
Bakan Fidan, savunma sanayiindeki başarının ardında binlerce mühendisin yıllardır süren emeği olduğunu, ASELSAN, TAI, ROKETSAN, HAVELSAN, Baykar ve BMC gibi öncü firmaların mücadelesiyle yerlilik oranının %20’den %80’e ulaştığını hatırlattı. Bu başarının asla küçümsenemeyeceğini vurguladı.
Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanlığı döneminde bu ürünlerin %60 ila %70’ini bizzat kullandıklarını belirten Fidan, İHA, SİHA, mühimmat, elektronik harp cihazları ve piyade tüfekleri gibi birçok yerli ürünü operasyonlarda test ettiklerini aktardı. Suriye’de, Irak’ta ve adını veremediği birçok ülkedeki operasyonlarda elde edilen tüm verilerin, Türk mühendisleri ve firmalarıyla paylaşılıp ürünlerin geliştirilmesine katkı sağlandığını söyledi.
Fidan, kendisinin bu ürünlerin hem kullanıcısı hem de ilerletilmesine katkıda bulunan bir aktör olarak, savunma sanayii emeklerinin eleştirilmesini kabul edilemez bulduğunu dile getirerek, bu alandaki fedakârlık ve millilik çabalarının önemini bir kez daha kamuoyunun dikkatine sundu. Bu alımlar ve Bakan Fidan’ın çabaları, Türkiye’nin tam bağımsız savunma sanayii hedefine ulaşma yolundaki kararlılığını pekiştiriyor.