Başkan Donald Trump, İran’a karşı başlattığı savaşın ardından küresel piyasalarda yaşanan gerginlikler ve düşen anket sonuçlarıyla karşı karşıya kaldı. Bu süreçte, İran’ın katı ayetullah rejimlerinden birinden diğerine geçiş yapması yönündeki baskılar artarken, Trump’ın tutumu koşulsuz teslim çağrılarından daha esnek bir yaklaşıma doğru evrildi. Cumhuriyetçi lider ve yardımcılarının sürekli değişen açıklamaları, Orta Doğu’yu sarsan ve dünya ekonomisini etkileyen 12 günlük çatışmanın belirsizliğini pekiştirdi.
Her iki tarafın da taviz vermediği bu savaş, öngörülemez bir hal aldı ve inandırıcı bir çözümün ufukta olmadığı bir yola girdi. Savunma Bakanı Pete Hegseth, gazetecilere yaptığı açıklamada savaşın gidişatının tamamen Trump’a bağlı olduğunu vurguladı. Trump ise Cumhuriyetçi Temsilciler Meclisi’nde yaptığı konuşmada, çatışmayı kısa vadeli bir gezi olarak nitelendirirken, daha sonra yeterince kazanmadık diyerek pozisyonunu değiştirdi. Bu kararsızlık, Trump’ın net bir hedefi olmadığı yönündeki eleştirileri artırdı ve Senatör Mark Kelly’nin “Bir planları yoktu” ifadesi gibi yorumlarla desteklendi.
Değişen Hedefler ve Küresel Yankılar
Trump, İran bombardımanını emrettiğinden beri savaşın zaman çizelgesini ve amaçlarını sürekli gözden geçiriyor; bu durum, cevaplar yerine yeni sorular doğuran bir retorik yarattı. Son günlerde, İran liderlerinin koşulsuz teslim olması çağrısında bulunan Trump, aynı zamanda İran ordusunun büyük kısmını yok etme hedeflerine ulaştığını iddia etti. Ekibi ise Amerikalıları, bu çatışmanın uzun soluklu olmayacağı konusunda temin etmeye çalışıyor, ancak Trump ABD güçlerini sahaya sürme seçeneğini reddetmiyor.
ABD ordusu, İran donanmasını etkisiz hale getirdiğini ve bölgedeki füze saldırılarını önlemede ilerleme kaydettiğini belirtiyor. Yine de, Hürmüz Boğazı gibi kritik bir ticaret yolu kapalı kalmaya devam ediyor ve İranlı yetkililer direnişini sürdürüyor. Devrim Muhafızları, ABD bombalamaları durana kadar boğazdan petrol geçişine izin vermeyeceklerini açıkladı. Ali Laricani’nin Trump’a yönelik “Kurban milleti İran sizin boş tehditlerinizden korkmuyor” cevabı, gerilimi daha da tırmandırdı.
ABD Kamuoyuna Yönelik Açıklama Çabaları
Trump, İran’a karşı alınan önleyici tedbirlerin gerekçesini ve bunun ABD’yi uzun süren savaşlardan uzak tutma vaadini Amerikalılara anlatmakta zorlanıyor. Şimdiye kadar yedi ABD askeri hayatını kaybetti ve yaklaşık 140 asker yaralandı. Trump’ın gerekçelerinden biri, İran’ın ABD’ye saldırı hazırlığında olduğu hissiydi, ancak Pentagon’un açıklamaları bu istihbaratın olmadığını gösteriyor. Anketler, Trump’ın kararının ABD’yi daha az güvenli hale getirdiğini ortaya koyuyor; Quinnipiac ve Fox News verilerine göre, seçmenlerin yarısı bu müdahaleyi eleştiriyor.
Avrupalı müttefikler, Trump’ın baskıları altında dikkatli hareket ediyor. Almanya Başbakanı Friedrich Merz, savaşın her geçen gün yeni sorunlar getirdiğini ve hızlı bir son için ortak bir planın gerekliliğini vurguladı. Bu durum, ABD-İsrail ittifakının İran politikalarını desteklese de, Avrupa’nın sonsuz bir çatışmadan uzak durmak istediğini netleştiriyor.
Okul Saldırısı ve Sorumluluk Tartışmaları
Çatışmanın ilk günlerinde bir kız okuluna düzenlenen ve 165’ten fazla kişinin ölümüne yol açan bombalama olayında Trump, sorumluluğu İran’a yıkmaya çalıştı. Bellingcat’in ABD yapımı Tomahawk füzelerinin isabet ettiğini kanıtlayan videoları yayınlanınca, Trump yine de İran’ı suçladı. Beyaz Saray sözcüsü, Trump’ın görüşlerini paylaşma hakkını savunurken, Senatör Chuck Schumer bu iddiaları aptallığın ötesinde olarak niteledi. Cumhuriyetçi Senatör Kevin Cramer ise, ordunun hataları düzeltmesi gerektiğini belirtti, ancak yaşananların geri alınamaz olduğunu ekledi.