İzmir’in tarihi ve sosyal dokusunda önemli bir yere sahip olan Meslek Fabrikası, bugün yerel yönetim ile merkezi idare arasında patlak veren dev bir mülkiyet krizinin merkezi haline geldi. Mülkiyeti İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne ait olan tarihi binanın, Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından devralınmak istenmesi ve sabahın erken saatlerinde polis ablukasına alınarak tahliye işlemlerine başlanması, kentte büyük bir yankı uyandırdı. Dünya Sağlık Örgütü’nün zirvesine katılmak üzere yurt dışında bulunan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, yaşanan bu sıcak gelişme üzerine programını yarıda keserek İzmir’e dönme kararı aldı.
“Fiilî Durum Yaratma Çabası” ve Hukuki Süreç
Başkan Cemil Tugay, sosyal medya hesabı üzerinden paylaştığı sert mesajında, belediyeye hiçbir bilgi verilmeden tapulu mülke el konulmasını “ahlaki ve hukuki ölçülere sığmayan bir çökme operasyonu” olarak nitelendirdi. Tugay, mülkiyet hakkını savunmak adına açtıkları davanın halen devam ettiğini, henüz kesinleşmiş bir yargı kararı olmamasına rağmen binanın polis zoruyla boşaltılmaya çalışılmasını, yargı kararını etkisiz kılacak bir “fiilî durum yaratma” çabası olarak vurguladı. Belediye yönetiminin aldığı üç yürütmeyi durdurma kararının olağanüstü bir hızla kaldırılmasına da dikkat çeken Tugay, bu durumun takdirini kamuoyuna bıraktı.
Restorasyon Emekleri ve Kamu Yararı
Tarihi yapının 2017 yılında büyük bir bütçe ve emekle restore edildiğini hatırlatan Başkan Tugay, binanın o günden bu yana binlerce İzmirliye meslek edindiren bir “Meslek Fabrikası” olarak hizmet verdiğini belirtti. Binanın mülkiyetinin şahsi bir mesele olmadığını, doğrudan kamuya ve İzmir halkına ait olduğunu ifade eden Tugay, Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün elinde halihazırda boş veya düşük bedelle kullandırılan yüzlerce bina varken neden özellikle bu merkezin hedef alındığını sorguladı. Yapılan müdahaleyi bir “güç gösterisi” ve yerel iradeyi yok sayma girişimi olarak tanımladı.
Yerel İrade ve Demokrasi Vurgusu
Başkan Tugay’ın açıklamasındaki en dikkat çekici noktalardan biri de seçmen iradesine yönelik eleştirileri oldu. “Peki biz bu belediye seçimlerini niye yaptık?” sorusunu yönelten Tugay, halkın seçme hakkının ve seçilen belediye başkanlarının yetkilerinin sistematik olarak kısıtlandığını savundu. Siyasetin ve devletin sadece bir partinin tekelinde olamayacağını belirten Tugay, “Kabul sınırlarını aştınız, halkı fazla göz ardı ediyorsunuz” diyerek merkezi yönetime sert uyarılarda bulundu.
İzmir’de tansiyonun yükselmesine neden olan bu tahliye girişimi, sadece bir gayrimenkul davası olmanın ötesine geçerek demokrasi ve yerel özerklik tartışmasına dönüştü. Başkan Tugay, İzmir halkının iradesini ve belediyenin mülkiyet haklarını korumak adına hukuki mücadelenin sonuna kadar sürdürüleceğini kararlılıkla ifade etti. Kent genelinde tepkiler sürerken, davanın nihai sonucu merakla bekleniyor.