Avrupa demiryolu sektörünün önde gelen üç büyük kuruluşu olan AERRL, ALLRAIL ve ERFA, Avrupa Birliği’nin askeri hareketlilik politikalarını ve stratejik önlemlerini iç pazar kurallarıyla tam uyumlu hale getirmesi talebiyle ortak bir bildiri yayınladı. Sektör temsilcileri; devlet kontrolündeki yerleşik lojistik devleriyle özel demiryolu işletmecilerinin, bağımsız yük şirketlerinin ve demiryolu araç kiralama firmalarının askeri operasyonlarda tamamen eşit şartlara sahip olması gerektiğini vurguluyor. Gelecekte atılacak adımların şeffaf, ayrımcılık içermeyen ve tüm sektörü kapsayan bir yapıda kurgulanması gerektiği açıkça ifade ediliyor.
Yapılan ortak açıklamada Avrupa’daki demiryolu araç kiralama firmalarını temsil eden AERRL, pazara yeni giren yolcu demiryolu operatörlerinin sesi olan ALLRAIL ve bağımsız yük taşımacılığı şirketlerini savunan ERFA, Avrupa Komisyonu ile Dışişleri ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi tarafından sunulan yeni askeri hareketlilik paketini memnuniyetle karşıladıklarını duyurdu. Ancak örgütler, planlanan teşviklerin pazar genelinde haksız rekabete yol açmaması ve dengeleri bozmadan demiryolu sistemini güçlendirmesi gerektiği hususunda çok net uyarılarda bulundu.
Devlet Tekeline Karşı Şeffaf İhale Talebi
Ortak bildiride, askeri lojistik süreçlerinin net kurallarla tasarlanmaması halinde, milyarlarca avroluk stratejik sözleşmelerin ve kamu mali desteklerinin yalnızca ayrıcalıklı devlet şirketlerine yarayacağı endişesi dile getirildi. Belgede örnek olarak Polonya Milli Savunma Bakanlığı ile PKP Cargo arasında imzalanan askeri teçhizat taşımacılığı anlaşması gösterildi. Bu tarz iş birliklerinin demiryolu sektörü için temelde olumlu olduğunu aktaran kuruluşlar; askeri nakliye görevlerinin sadece DB Cargo veya PKP Cargo gibi devlet teşekküllerine ihale edilmemesi gerektiğini savunuyor. Bağımsız özel operatörlerin de savunma lojistiğinde aktif rol üstlenebilecek devasa bir kapasiteye sahip olduğu hatırlatılarak, askeri lojistik ihalelerinin demiryolu pazarının tamamına açık yapılması isteniyor.
Özellikle özel sermayeli demiryolu araç kiralama şirketlerinin önemine dikkat çekilen raporda, bu firmaların sektöre her yıl yaklaşık 800 milyon avro yatırım yaptığı ve bu yıllık yatırım tutarının 2027 yılına kadar 1 milyar avro seviyesine ulaşacağı belirtildi. Özel sektörün sağladığı bu finansman; modern vagon filolarının oluşturulması, kesintisiz sınır ötesi operasyonlar ve Avrupa Demiryolu Trafik Yönetim Sistemi (ERTMS) ile tam uyumlu çalışan, birlikte çalışabilir araçların raylara indirilmesi açısından hayati bir önem arz ediyor. Bu sebeple kamu kaynaklarının askeri programlar için harcandığı durumlarda, yönetim ve tahsis süreçlerinin mutlak surette ayrımcılık içermeyen bir modelle yürütülmesi talep ediliyor.
Acil Durumlarda Adil Tazminat Ve Dayanışma Fonu
Avrupa genelinde kriz dönemlerinde askeri nakliyata öncelik verilmesini sağlayacak “EMERS” sisteminin, düzenli ticari tren trafiğini felç edebileceği uyarısı yapıldı. Önceden planlanmış sivil taşımacılığı aksatacak bu gibi olağanüstü durumlardan zarar gören özel işletmeciler ile vagon sahipleri için şeffaf, öngörülebilir ve adil tazminat mekanizmalarının kurulması isteniyor.
Ayrıca, kriz anlarında ek lojistik kapasite sağlaması planlanan “Dayanışma Fonu” mekanizmasının da ancak açık kurallarla yönetilirse Avrupa’nın direncini artırabileceği ifade edildi. Fonun, geleceğin dijital askeri bilgi sistemi ve Avrupa Araç Sicili ile entegre edilmesi gerektiği savunulurken, sisteme özel varlıkların ve kiralık filoların da dahil edilmesi çağrısı yapıldı.
Ertms Altyapısının Hızlandırılması Ve Era’nın Rolü
Etkin bir askeri hareketliliğin, teknik olarak birbiriyle tamamen uyumlu bir Avrupa demiryolu ağına bağlı olduğu açıkça belirtildi. Bu nedenle, savunma odaklı yatırımların Avrupa genelinde ERTMS sinyalizasyon sisteminin yaygınlaşmasını hızlandırması gerektiği vurgulandı. Örgütler, ERTMS modernizasyonunun Avrupa’yı Bağlama Tesisi’nin askeri bütçe bileşeni kapsamına alınmasını, bu fonların hem ray kenarı donanımlarını hem de tren üstü sistemleri finanse etmesini öneriyor.
Avrupa Birliği Demiryolları Ajansı’nın (ERA) da süreçte aktif bir rol üstlenerek, askeri sevkiyata uygun araç kriterlerini belirlemesi ve acil durumlarda araçların hızlıca devreye alınabilmesi için basitleştirilmiş, hızlandırılmış onay prosedürlerini yürürlüğe koyması talep ediliyor. Avrupa Savunma Ajansı’nın üye devletlerle yürüttüğü sınır ötesi izin standartlaştırma çalışmaları övülürken, gümrük süreçlerinde de net kılavuzlara ihtiyaç duyulduğu aktarıldı.
Ab Ve Nato Arasında Kusursuz Koordinasyon
Son olarak, Avrupa Birliği ile NATO arasında askeri hareketlilik sahasında tam bir koordinasyonun sağlanması gerektiği; bu sayede mükerrer teknik gereksinimlerin ve çelişkili kuralların önüne geçilebileceği ifade edildi. Üye devletlerin kendi başlarına parçalı uygulamalar yapmaktan kaçınması, idari yüklerin azaltılması ve teknik kuralların karşılıklı tanınması çağrısı yinelendi. Üç örgütün ortak kanaatine göre, askeri hareketlilik politikaları serbest pazar ilkeleriyle çelişmediği ve kapsayıcı kaldığı sürece Avrupa savunması çok daha güçlü bir çehreye bürünecektir.