İzmir Büyükşehir Belediyesi Eşrefpaşa Hastanesi’nde görev yapan Diyetisyen Dilara Demirkan, çocukluk yıllarından itibaren mücadele ettiği fazla kilolarından kararlı bir duruşla kurtulmayı başardı. Tam 97 kiloyla çıktığı bu zorlu yolda 16 ay gibi bir sürede 36 kilo vererek 61 kiloya düşen Demirkan, geçmişte kendisine söylenen olumsuz sözleri adeta bir motivasyon kaynağına dönüştürdü. Bugün polikliniğine gelen hastalarına kendi başarı hikayesiyle ilham veren Demirkan; sağlıklı zayıflamanın temelinde sabır, disiplin ve yaşam tarzı değişikliğinin yattığını belirtiyor.
Çevrenin Olumsuz Sözlerine Kulak Asmadı
Küçük yaşlardan itibaren kilo problemi yaşayan ve her yaz diyet yapıp kışın eski düzenine dönen Dilara Demirkan, bu kısır döngüyü üniversite yıllarında kırmaya karar verdi. Babasının diyetisyenlere harcadığı emeği görerek Beslenme ve Diyetetik bölümünü seçtiğini anlatan Demirkan, bu süreçte çevresinden gelen “Sen diyetisyen olamazsın” veya “Kelin ilacı olsa başına sürer” gibi kırıcı eleştirilere göğüs gerdi. Hedefine olan inancını kaybetmeyen genç diyetisyen, mesleğini hakkıyla yapabilmek adına ilk büyük adımı kendi sağlığı için attı.
Sağlık Sorunları Milat Oldu
Kilolarını uzun süre dert etmeyen Demirkan, tiroid rahatsızlıklarının baş göstermesi ve sağlık kalitesinin düşmesi üzerine köklü bir değişim kararı aldı. Kardeşiyle birlikte çıktığı bu yolculukta küçük ve istikrarlı adımlarla ilerleyen başarılı diyetisyen, 16-17 ayın sonunda 97 kilodan 61 kiloya geriledi. Hastanede kendisini ziyaret eden eski hastalarının büyük bir şaşkınlık yaşadığını ve “Burada şişman bir diyetisyen vardı, ona ne oldu?” diye sorduklarını belirten Demirkan, bu şaşkınlığı gururla karşıladığını ifade ediyor.
İrade Ve Sabırla Gelen Başarı
Zayıflama sürecinde kesinlikle mide ameliyatı, mide balonu ya da zayıflama iğnesi gibi yöntemlere başvurmadığını vurgulayan Demirkan, tamamen kendi hazırladığı programa ve düzenli spora sadık kaldı. Sürecin duygusal ve fiziksel olarak zorlayıcı anlarını açık yüreklilikle paylaşan Demirkan, bir gece canı salçalı makarna istediği için ağlayarak uyuduğunu ama pes etmediğini anlattı. Bu zor zamanlarda ailesinin, dostlarının ve doktor meslektaşlarının desteğinin kendisine çok büyük güç verdiğini de sözlerine ekledi.
Diyetisyenliğin Kapsamı Sadece Zayıflama Değil
Toplumdaki “diyetisyen yalnızca kilo verdirir” algısının eksik olduğunu belirten Dilara Demirkan, hastanelerdeki rollerinin çok daha geniş olduğunu hatırlattı. Diyabet, kolesterol, gut gibi kronik hastalıkların yanı sıra nöroloji ve yoğun bakım servislerindeki kritik hastaların da beslenme programlarını yönettiklerini aktaran Demirkan, asıl amaçlarının bireylere ömür boyu rehberlik edecek sağlıklı ve sürdürülebilir beslenme alışkanlıkları kazandırmak olduğunu ifade etti.
Popüler Zayıflama Yöntemlerinde Hekim Kontrolü Şart
Son dönemde popülerliği artan zayıflama iğneleri hakkında önemli uyarılarda bulunan Demirkan, bu tür tıbbi desteklerin kulaktan dolma bilgilerle veya eczaneden doğrudan alınarak kullanılmaması gerektiğinin altını çizdi. Ayrıntılı kan tahlilleri ve uzman hekim değerlendirmesinin ardından, sürecin mutlaka bir diyetisyen takibiyle yürütülmesi gerektiğini belirten başarılı diyetisyen, kendi ailesindeki kanser öyküsü ve tiroid problemleri nedeniyle bu tür uygulamalardan uzak durmayı tercih ettiğini paylaştı.
Gerçek Mücadele Kilo Koruma Döneminde Başlıyor
Zayıflama sürecinin hedef kiloya ulaşınca bitmediğini, aksine asıl önemli aşamanın “koruma dönemi” olduğunu belirten Demirkan, sürdürülebilir bir yaşam tarzı inşa edilmediği takdirde hangi yöntem kullanılırsa kullanılsın kiloların geri alınacağını hatırlattı. Diyet ve sporun geçici birer program değil, ömür boyu sürmesi gereken sağlıklı alışkanlıklar bütünü olduğunu söyleyen Demirkan, bu süreçte kazandığı en büyük tecrübenin de bu süreklilik bilinci olduğunu vurguladı.