Kelliğin Çaresi Bulundu. Kelliğin Çaresi, Yapılan Çalışmalar Sonucu Bir Çin Bitkisi Sayesinde Bulundu. Independent’in Haberine Göre, Çin Tıbbında Yüzyıllardır Kullanılan Boğumluca Otu Kökünün Saç Dökülmesini Yavaşlatıyor. Bu Kapsamda Da Bilim İnsanları, Boğumluca Otu Kökünün Erkek Tipi Kellik Tedavisinde Etkili Olabileceğini Açıkladı.
Bitki Kafa Derisindeki Kan Dolaşımını Artırıyor
Erkek Tipi Kellik Olarak Bilinen Androgenetik Alopesi, Saç Foliküllerinin Zamanla Küçülmesine Neden Olarak Saçların İncelmesine Ve Büyümenin Yavaşlamasına Yol Açıyor. Araştırmacılar, Çincede “He Shou Wu” Adıyla Bilinen Boğumluca Otunun Kurutulmuş Kökünün Saç Büyümesini Destekleyen Birden Fazla Biyolojik Mekanizmayı Etkileyebildiğini Belirledi.
Çalışmaya Göre Bitki, Saç Dökülmesinde Önemli Rol Oynayan Dihidrotestosteron (Dht) Hormonunun Etkilerini Azaltarak Saç Foliküllerini Koruyabiliyor. Ayrıca Folikül Hücrelerinin Erken Ölümünü Engelleyebileceği Ve Kafa Derisindeki Kan Dolaşımını Artırabileceği Değerlendiriliyor. Bilim İnsanları, Bitkinin Hücre Büyümesi, Doku Onarımı Ve Hücreler Arası İletişimde Görev Alan Biyolojik Sinyalleri De Aktive Ettiğini, Bunun Da Saç Foliküllerinin Yeniden Büyüme Evresine Geçme İhtimalini Artırabileceğini İfade Etti.
Tarihsel Kaynaklar Modern Saç Biyolojisiyle Örtüşüyor
Araştırmanın Yazarlarından Han Bixian, Tarihsel Kaynaklarda Tarif Edilen Etkilerin Modern Saç Biyolojisiyle Dikkat Çekici Biçimde Örtüştüğünü Belirterek, “Modern Çalışmalar Bunun Folklor Değil, Farmakoloji Olduğunu Doğruluyor” Dedi. Çalışmada Laboratuvar Araştırmaları, Klinik Raporlar Ve Tarihi Bitkisel Kayıtlar Birlikte İncelendi. Bulgular, Boğumluca Otunun Yalnızca Mevcut Saçları Korumakla Kalmayıp Saç Yenilenmesini Destekleyen Koşullar Da Oluşturabileceğine İşaret Ediyor.
İlaçların Yan Etkilerinden Çekinler İçin Yeni Bir Alternatif
Araştırmacılar, Doğru Şekilde İşlendiğinde Bitkinin Olumlu Bir Güvenlik Profili Sergilediğini Ve Mevcut İlaçların Yan Etkilerinden Çekinen Kişiler İçin Alternatif Bir Seçenek Sunabileceğini Belirtiyor. Ancak Uzmanlar, Kesin Sonuçlar İçin Daha Kapsamlı Klinik Çalışmalar Yapılması Gerektiğini Vurguluyor.