Avustralya tarafından geliştirilen MQ-28 Ghost Bat, çok uluslu ve müşterek kuvvetlerin katılımıyla haziran ayında düzenlenen Valiant Shield 2026 Tatbikatı’na entegre edilen ilk işbirlikçi savaş uçağı (CCA) oldu. ABD Hava Kuvvetleri Deneysel Operasyonlar Birimi’nin insansız entegrasyon hedefleri doğrultusunda icra edilen görevlerde, MQ-28 Ghost Bat Hint-Pasifik bölgesinde geniş bir hava filosuyla omuz omuza uçarak geleceğin savaş doktrinini ilk kez sahada sergiledi.
Dev Hava Filosuyla Kusursuz Entegrasyon Sağlandı
Taktik, teknik ve usullerin gerçekçi bir muharebe ortamında geliştirilmesi amacıyla düzenlenen tatbikatta MQ-28, ABD Pasifik Komutanlığı bünyesindeki F-35A, F-35B, F-15EX, HC-130, E-3, E-2D, EA-18G ve RC-135 gibi çok sayıda insanlı platformla birlikte operasyonlar gerçekleştirdi. Birlikte çalışabilirlik ve birbirinin yerine kullanılabilirlik yeteneklerini doğrulayan bu kritik eğitimde; B-2 Spirit, F-22 Raptor, P-8 Poseidon ve çeşitli lojistik destek uçakları da hazır bulundu. Japonya, Kanada, Yeni Zelanda ve Avustralya’nın da katıldığı dev tatbikatta insansız savaş jetinin müşterek kuvvete sunduğu taktik avantajlar gözler önüne serildi.
Gelişmiş İnsan Makine İş Birliği Sahaya Yansıdı
Boeing Savunma, Uzay ve Güvenlik CEO’su Steve Parker, gelişmiş insan-makine iş birliğinin (human-machine teaming) insanlı platformların menzilini ve durumsal farkındalığını nasıl genişlettiğini bu tatbikatla kanıtladıklarını belirtti. Boeing Savunma Avustralya Genel Müdürü Amy List ise MQ-28 Ghost Bat’in müttefik ülkeler arasındaki en olgun ve kendini en çok kanıtlamış CCA platformu olduğunu vurgulayarak bu kabiliyeti küresel hava kuvvetlerine sunmaya hazır olduklarını ifade etti.
Açık Mimari Sistemleriyle Geleceğin Teknolojisi
Boeing’in insansız hava aracı ailesinin en güçlü üyelerinden biri olan MQ-28, savunma kuvvetlerinin operasyonel ihtiyaçlarına göre farklı faydalı yükleri hızla entegre edebilmesine imkan tanıyan açık mimarili görev sistemleriyle tasarlandı. Platform, mevcut ve gelecekteki hava filolarının genel vurucu gücünü ve hayatta kalma kabiliyetini artırmak amacıyla özellikle 4, 5 ve 6. nesil insanlı savaş uçaklarıyla tam uyumlu kol uçuşu yapabilecek teknolojik altyapıya sahip bulunuyor.