Jeoloji Mühendisi Prof. Dr. Osman Bektaş, Adalar Fayı’na ilişkin yeni değerlendirmesinde mikrodepremlerin tek başına fayın tehlikesiz olduğu şeklinde yorumlanmaması gerektiğini belirtti. Bektaş, fayın küçük hareketlerle enerjinin bir bölümünü boşaltabilse de diri ve deprem üretme potansiyeline sahip olduğunu ifade etti.
Bektaş, daha önce yaptığı açıklamada da “Mikrodeprem dalgaları sırf küçük oldukları için masum görülmemeli” sözleriyle küçük depremlerin doğru değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekmişti.
Adalar Fayı Enerji Biriktiriyor Mu?
Prof. Dr. Bektaş, kamuoyunda merak edilen “Adalar Fayı deprem enerjisini biriktiriyor mu, tüketiyor mu?” sorusuna ilişkin değerlendirmesinde fayın özelliklerine dikkat çekti.
Zayıf ve kolay kayan fayların sürünme hareketleri sırasında mikrodepremler üretebildiğini belirten Bektaş, bu tür küçük hareketlerin enerjinin bir bölümünü boşaltabileceğini ancak bunun fayın deprem üretme potansiyelini ortadan kaldırmadığını söyledi.
“Ölü Değil, Diri Bir Fay”
Sosyal medya hesabından değerlendirmede bulunan Bektaş, Adalar Fayı’nın ölü bir fay olarak değerlendirilmemesi gerektiğini vurguladı.
Bektaş, fayın eğim atım bileşenli doğrultu atımlı diri bir fay olduğunu ve deprem üretebildiğini belirterek son mikrodepremler, fay çözümleri ve 2016 yılında yapılan çalışmaların bu görüşü desteklediğini ifade etti.
Uzman, küçük depremlerin fay üzerindeki hareketliliğin göstergelerinden biri olabileceğini belirterek, mikrodepremlerin yalnızca büyüklükleri üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğine dikkat çekti.
6 Büyüklüğünün Üzerinde Deprem Uyarısı
Bektaş, Adalar Fayı’nın güçlü biçimde enerji biriktiren İzmit Fayı ile aynı özellikte değerlendirilmemesi gerektiğini belirtti. Buna karşın fayın orta büyüklükte deprem üretme potansiyelinin bulunduğunu ifade eden Bektaş, 1963 yılında meydana gelen 6’dan büyük büyüklükteki depremi örnek gösterdi.
Bektaş, Adalar Fayı’nın “M7+” büyüklüğünde bir deprem üreten İzmit Fayı gibi değerlendirilmesinden ziyade, geçmişteki 1963 depremine benzer orta büyüklükte bir deprem üretmesinin beklenebileceğini belirtti.
“Fayın Derin Kısmı Sessizce Kayabilir”
Bektaş, daha önceki değerlendirmelerinde de Adalar Fayı’nın sürünmeye müsait olabileceğini ifade etmişti. Fayın yaklaşık 10 kilometre derinliğindeki hareketin küçük depremler aracılığıyla deformasyonun bir bölümünü tüketebileceğini belirten Bektaş, bu nedenle fayın derin kesiminin “sessizce kayıyor” olabileceğini söylemişti.
Bu hareketliliğin, fayın üst bölümündeki daha kırılgan kesimin gerilim biriktirmesine engel olmayabileceğini belirten Bektaş, Adalar Fayı’nın deprem potansiyelinin değerlendirilmesinde mikrodepremler, fay hareketleri ve geçmiş depremlerin birlikte ele alınması gerektiğine işaret etti.