ABD’nin gümrük tarifeleri üzerinden yürüttüğü ticaret politikası, ülkelerin Washington’a olan ekonomik bağımlılıklarını azaltmaya yönelik yeni arayışlarını hızlandırıyor. Cato Institute yardımcı akademisyeni ve University of Central Florida Küresel İlişkiler Profesörü James Bacchus, ABD’nin ticaret ortaklarının Washington dışındaki ekonomik bağlantılarını güçlendirmeye yöneldiğini belirtti.
Bacchus, InsideSources için kaleme aldığı değerlendirmesinde, ABD ile Kanada arasındaki ABD-Meksika-Kanada Anlaşması’nın (USMCA) geleceğine ilişkin müzakerelerin tıkanmasının ardından Kanada’nın Avrupa Birliği ile ilişkilerini geliştirme girişimine dikkat çekti.
Kanada Ticarette Rotasını Avrupa’ya Çeviriyor
ABD Başkanı Donald Trump’ın Kanada ürünlerinin bir bölümüne yüzde 50 gümrük vergisi uygulamasının ardından Kanada Başbakanı Mark Carney, Avrupa Birliği ile ekonomi ve güvenlik alanlarında daha kapsamlı görüşmelere yöneldi. Carney, Kanada’nın uluslararası ticari ve ekonomik ilişkilerini çeşitlendirme hedefini öne çıkarırken, AB ile yapılması planlanan görüşmelerde ABD yer almayacak.
Bacchus, bu gelişmeyi ABD’nin ticaret ortaklarının Washington dışındaki alternatifleri güçlendirme eğiliminin örneklerinden biri olarak değerlendirdi. Ona göre ABD yönetiminin ekonomik gücü ticari ortakları üzerinde baskı oluşturmak amacıyla kullanması, bazı ülkeleri farklı ekonomik bağlantılar kurmaya yöneltiyor.
Kanada 27 ABD Eyaletinin En Büyük İhracat Pazarı
Değerlendirmede Kanada’nın ABD ekonomisi açısından önemine de dikkat çekildi. Bacchus’un aktardığı verilere göre Kanada, 27 ABD eyaletinin en büyük ihracat pazarı konumunda bulunuyor.
Michigan’ın toplam ihracatının yüzde 39’unun Kanada’ya yapıldığı belirtilirken, bu oran Wisconsin’de yüzde 31 seviyesinde. Pennsylvania, Georgia, Minnesota ve Kuzey Carolina da Kanada’nın önemli ihracat pazarları arasında yer alıyor.
Bacchus’un aktardığı değerlendirmeye göre iki yıl önce Kanada’nın en büyük ihracat pazarı olduğu ABD eyaletlerinin sayısı 36’ya kadar çıkıyordu.
Tarifeler Ticaret Ortaklarını Farklı Pazarlara İtebilir
Bacchus, Trump’ın ikinci başkanlık döneminde uygulamaya koyduğu kapsamlı gümrük tarifelerinin ABD’nin ticaret ortakları üzerindeki etkisini de ele aldı.
Trump yönetiminin 2 Nisan’da “Kurtuluş Günü” kapsamında açıkladığı tarifelerin ardından farklı ülkeler ve ürün grupları için yeni gümrük vergileri uygulanmaya başlandığını hatırlatan Bacchus, söz konusu politikanın Washington’ın hedeflediği etkinin aksine sonuçlar doğurduğunu savundu.
Bacchus’a göre tarifeler, diğer ülkelerin ABD pazarına daha fazla bağımlı hale gelmesini sağlamak yerine bu ülkeleri alternatif ticaret ortakları ve yeni pazarlar aramaya teşvik ediyor.
ABD’nin Yer Almadığı Ticaret Anlaşmaları Artıyor
Bacchus, ABD korumacı ticaret politikalarını sürdürürken diğer ülkelerin kendi aralarındaki ekonomik entegrasyonu geliştirdiğini belirtti.
Değerlendirmesinde Avrupa Birliği ile Hindistan arasındaki yeni ticaret anlaşmalarının yanı sıra AB ile MERCOSUR ülkeleri arasındaki gelişmeleri, Afrika Kıtasal Serbest Ticaret Alanı’nın uygulanmasını ve Trans-Pasifik Ortaklığı’nın Kapsamlı ve İlerici Anlaşması’nın (CPTPP) gelişimini örnek gösterdi.
Kanada’nın AB ile daha yakın ekonomik ve güvenlik ilişkileri kurma girişimi de bu eğilimin bir başka örneği olarak değerlendirildi. Kanada ve AB arasındaki mevcut CETA anlaşmasına rağmen Ottawa, ticaretin yanı sıra güvenlik ve ekonomik işbirliğini daha da genişletmeye yönelik yeni adımlar üzerinde duruyor.
Bacchus, ABD’nin yüksek tarifelere dayalı ticaret politikasını sürdürmesi durumunda ticaret ortaklarının Washington dışındaki ekonomik bağlantılarını güçlendirme eğiliminin devam edebileceğini öne sürdü.