Kısa sürede olgunlaşan ve ağustos ayının ikinci yarısından eylül ayına kadar hasat edilen aronya, son yıllarda hem yetiştiricilerin hem de tüketicilerin ilgisini çeken meyveler arasında yer alıyor. Polifenol, antosiyanin, C ve K vitaminleri ile lif bakımından zengin olan aronya, taze tüketildiğinde belirgin buruk bir tada sahip olsa da işlendiğinde bu yoğunluk azalıyor.
Aronya; meyve suyu, reçel, marmelat ve likör gibi farklı ürünlerin hazırlanmasında kullanılabiliyor. Özellikle evde hazırlanabilen aronya suyu, meyvenin değerlendirilme yöntemlerinden biri olarak öne çıkıyor.
Aronyanın Buruk Tadı Nasıl Azaltılır?
Ev yapımı aronya suyu hazırlarken meyvenin taze haldeki buruk tadını hafifletmek için önceden derin dondurucuda bekletilmesi öneriliyor. Bunun için aronyaların yaklaşık 24 saat boyunca dondurucuda tutulması yeterli oluyor.
Tarifte 2 kilogram aronya, 1 litre su, 400 ila 700 gram şeker ve 1 limonun suyu kullanılıyor. Şeker miktarı hazırlanacak içeceğin tercih edilen tatlılık seviyesine göre değiştirilebiliyor.
Aronya Suyu İçin Uygulanacak Adımlar
Öncelikle aronyalar iyice yıkanarak temizleniyor ve ardından tencereye alınıyor. Üzerine 1 litre su eklendikten sonra karışım kısık ateşte yaklaşık 20-30 dakika kaynatılıyor.
Pişirme işleminin ardından karışımın bir süre ılıması bekleniyor. Daha sonra aronya ve sıvı, süzgeç ya da temiz bir tülbent yardımıyla ayrılıyor.
Elde edilen meyve suyuna şeker ve limon suyu ekleniyor. Karışım, şeker tamamen çözünene kadar yeniden ısıtılıyor. Hazırlanan sıcak aronya suyu sterilize edilmiş kavanoz veya şişelere doldurulup kapakları kapatılıyor.
Kapların birkaç dakika ters çevrilerek bekletilmesinin ardından serin, kuru ve güneş almayan bir ortamda muhafaza edilmesi öneriliyor.
Farklı Tariflerde De Kullanılabiliyor
Hazırlanan aronya suyu doğrudan tüketilebildiği gibi suyla seyreltilerek de içilebiliyor. Bunun yanında çay, yoğurt, yulaf ezmesi ve limonata gibi farklı yiyecek ve içeceklerin içerisine eklenebiliyor.
Aronyanın kendine özgü buruk aroması, elma, armut, ahududu ve erik gibi meyvelerle bir araya getirildiğinde daha dengeli bir lezzet oluşturabiliyor. Bu nedenle aronya, komposto ve çeşitli tatlı tariflerinde de kullanılabiliyor.
Antioksidan İçeriğiyle Öne Çıkıyor
Aronya, özellikle polifenol ve antosiyanin açısından zengin meyvelerden biri olarak biliniyor. Bu bileşikler antioksidan özellikleriyle öne çıkarken, aronyanın besin içeriği nedeniyle dengeli beslenme içerisinde farklı şekillerde tüketilebileceği belirtiliyor.
Meyvede bulunan C vitamini de beslenme açısından dikkat çeken bileşenler arasında yer alıyor. Bunun yanında lif içeriği, meyvenin sindirim sistemi açısından beslenmeye katkı sağlayan özelliklerinden biri olarak değerlendiriliyor.
Kalp Ve Sindirim Sağlığıyla İlişkilendiriliyor
Aronya tüketiminin kalp ve damar sağlığı açısından da araştırıldığı biliniyor. İçeriğindeki polifenol ve antosiyaninler nedeniyle kan basıncı ve kolesterol gibi bazı göstergeler üzerindeki olası etkileri bilimsel çalışmalara konu oluyor.
Lif içeriği ise bağırsakların düzenli çalışmasına ve günlük lif ihtiyacının karşılanmasına katkı sağlayabiliyor. Ancak aronya veya aronya suyunun herhangi bir hastalığı tedavi ettiği ya da tek başına kan şekeri, tansiyon veya kolesterolü düzenlediği düşünülmemeli.
Özellikle kronik hastalığı bulunan, düzenli ilaç kullanan veya özel bir beslenme programı uygulayan kişilerin aronya ürünlerini düzenli ve yüksek miktarlarda tüketmeden önce sağlık uzmanına danışması önem taşıyor.