İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB), kentin tarihi ve kültürel hafızasını kamusal alanlarla buluşturan çalışmalarına bir yenisini ekledi. İki kıtayı birbirine bağlayan İstanbul Boğazı’nın geçmişine ve dönüşümüne ışık tutan İstanbul Boğaz Müzesi ile “Mehtabı Sürükledik Sularda: Bir Boğaziçi Hikâyesi” sergisi, Kabataş Transfer Merkezi’nde düzenlenen törenle ziyaretçilere açıldı. Programa İBB Başkanvekili Nuri Aslan, İBB Genel Sekreter Yardımcısı Mahir Polat, meclis üyeleri, siyasi parti temsilcileri, muhtarlar, sanatçılar ve çok sayıda İstanbullu katıldı.
Kabataş’ta Şehir Hafızası Yeniden Canlanıyor
Açılışta konuşan İBB Başkanvekili Nuri Aslan, Kabataş Transfer Merkezi’nin yalnızca ulaşım sistemlerini bir araya getiren bir merkez olarak değil, İstanbulluların kentle bağını güçlendiren bir kamusal alan olarak tasarlandığını belirtti. Merkezde yer alan seyir terasının da bu anlayışın önemli parçalarından biri olduğunu ifade eden Aslan, vatandaşların burada İstanbul manzarasını izlerken Boğaz’ın hikâyesini de keşfedebileceğini söyledi.
Aslan, Kabataş’ın İstanbul’un geçmişiyle bugününü buluşturan önemli noktalardan biri olduğunu vurgulayarak, Boğaz Müzesi’nin kent sakinlerine yalnızca bir manzara sunmayacağını, aynı zamanda bu manzaranın arkasındaki tarihi ve kültürel birikimi anlatacağını dile getirdi.
Boğaziçi Hem Güzelliğin Hem De Değişimin Aynası
Boğaziçi’nin yüzyıllar boyunca İstanbul’un sosyal ve kültürel yaşamında önemli bir rol üstlendiğine dikkat çeken Aslan, bölgenin yalnızca iki kıtayı birbirine bağlayan bir su yolu olmadığını ifade etti. Yalılar, iskeleler, mesire alanları, kayıklar ve vapurların şekillendirdiği yaşam kültürünün özellikle 18. ve 19. yüzyıllarda Boğaz çevresinde belirginleştiğini belirtti.
- yüzyılda ise hızlı göç, sanayileşme, nüfus artışı ve kentleşmenin Boğaziçi’nin görünümünü ve kullanım biçimini değiştirdiğini söyleyen Aslan, yeni yerleşimlerin ortaya çıktığını, yeşil alanların yapılaşma baskısıyla karşı karşıya kaldığını ve insanların kıyıyla kurduğu ilişkinin dönüşüme uğradığını kaydetti. Aslan, bu nedenle Boğaziçi’nin İstanbul’un güzelliklerinin yanı sıra geçirdiği değişimlerin de aynası olduğunu ifade etti.
Sergide Boğaziçi’nin Yüzyıllık Dönüşümü Anlatılıyor
Küratörlüğünü Ali Kayaalp’in yaptığı “Mehtabı Sürükledik Sularda: Bir Boğaziçi Hikâyesi” sergisi, Boğaz’ı yalnızca seyredilen bir manzara olarak değil, insanların yaşadığı, deneyimlediği ve hayal ettiği bir mekân olarak ele alıyor.
Sergide tarihi haritalar, gravürler, fotoğraflar, kartpostallar, kitaplar ve süreli yayınların yanı sıra Türk resminin önemli sanatçılarının eserleri de yer alıyor. Farklı dönemlere ve bakış açılarına ait çalışmalar aracılığıyla Boğaziçi’nin geçirdiği değişim ziyaretçilere aktarılıyor. İBB Atatürk Kütüphanesi ve resim koleksiyonundan eserlerin yanı sıra özel koleksiyonlardan getirilen çalışmalar da sergide bir araya getirildi.
Serginin Kabataş’ta açılmasının da özel bir anlam taşıdığı belirtilirken, bölgenin İstanbul’un ulaşım tarihinde önemli duraklardan biri olduğuna dikkat çekildi.
İmamoğlu’nun Kent Vizyonuna Vurgu Yapıldı
Nuri Aslan konuşmasında, projenin hayata geçirilmesindeki katkıları nedeniyle İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’na da teşekkür etti. İmamoğlu’nun kültürel miras, kamusal alan, kültür ve sanatı bir bütün olarak değerlendiren kent vizyonunun İstanbul’un farklı noktalarında uygulanmaya devam ettiğini savunan Aslan, Kabataş’taki müze ve serginin de bu anlayışın bir yansıması olduğunu söyledi.
Aslan, İmamoğlu’nun uzun süredir özgürlüğünden mahrum bırakıldığını ifade ederek, başlattığı çalışmaların ve oluşturduğu ekiplerin İstanbul’da hizmet üretmeye devam ettiğini dile getirdi.
Tarihi Eserler İçin Çalışmalar Sürecek
İBB’nin geçmiş dönemde çeşitli tarihi yapıların restorasyonunu gerçekleştirdiğini belirten Aslan, çeşmelerin yeniden kullanılabilir hale getirildiğini, müze ve sergi alanlarının kente kazandırıldığını söyledi. Bazı tarihi eserlerin Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne devredilmesine ilişkin eleştirilerde bulunan Aslan, bu durumun İBB’nin kültür ve sanat çalışmalarını durdurmayacağını vurguladı.
Yerebatan Sarnıcı ve Şerefiye Sarnıcı üzerinden örnek veren Aslan, İstanbul’un kara surları, Çubuklu Siloları ve Haliç Tersanesi gibi alanların da kültürel mirasın korunması açısından önem taşıdığını belirtti. Aslan, tarihi ve Cumhuriyet dönemi eserlerine yönelik çalışmaların devam edeceğini ve kültürel mirasa sahip çıkmaktan vazgeçmeyeceklerini söyledi.
İBB Müzelerinde 1 Liralık Giriş Önerisi
Aslan ayrıca İBB’ye bağlı müzelere Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının 1 liraya girebilmesini sağlayacak bir düzenlemeyi İBB Meclisi’nin gündemine taşımayı planladıklarını açıkladı.
Yerebatan Sarnıcı’nda uygulanan 1 liralık giriş ücretini örnek gösteren Aslan, Şerefiye Sarnıcı için de aynı uygulamanın hayata geçirileceğini belirtti. Aslan, İBB’ye bağlı tüm müzelerde Türk vatandaşlarının giriş ücretinin 1 lira olması yönündeki teklifin meclise sunulacağını ve meclis üyelerinin desteğiyle kabul edilmesini beklediklerini ifade etti.
Polat: Dört Yıllık Çalışmanın Sonuna Gelindi
Açılış programında konuşan İBB Genel Sekreter Yardımcısı Mahir Polat ise İstanbul Boğaz Müzesi projesinin yaklaşık dört yıllık titiz bir çalışmanın sonucunda ortaya çıktığını belirtti. Projenin hazırlanma sürecinde çok sayıda kişinin fikirleri ve kültürel katkılarıyla ortak bir emek ortaya koyduğunu ifade eden Polat, uzun süren hazırlıkların ardından İstanbul Boğaz Müzesi’nin ve serginin İstanbullularla buluşmasından duyduğu memnuniyeti dile getirdi.