Küresel petrol piyasasında arz akışında toparlanma işaretleri görülürken, tüketilen stokların yeniden oluşturulmasının uzun zaman alabileceği belirtiliyor. Aramco Başkanı ve CEO’su Amin Nasser, küresel petrol sisteminin güvenlik tamponunun ciddi ölçüde zayıfladığını ve mevcut stokların yeniden doldurulmasının iki yılı bulabileceğini söyledi.
Nasser, Londra’da düzenlenen Energy Intelligence Forum’da yaptığı değerlendirmede, petrol fiyatlarında son günlerde görülen gerilemenin piyasanın tamamen normalleştiği anlamına gelmediğine dikkat çekti.
Küresel Petrol Stokları Hızla Azaldı
Nasser’in verdiği bilgilere göre dünya, mevcut krize yaklaşık 10 milyar varillik toplam petrol stoku ile girdi. Orta Doğu’daki çatışmaların başlamasından bu yana yaklaşık 3 milyar varillik brüt petrol arzı kaybedilirken, arz açığının etkisini sınırlamak amacıyla stoklardan 1 milyar varilden fazla petrol kullanıldı.
Bu tablo, küresel petrol piyasasının yeni arz kesintilerine karşı daha düşük bir güvenlik marjıyla hareket ettiğini gösteriyor.
Aramco CEO’su, piyasadaki arz güvenliğinin yeniden güçlendirilmesinin kısa sürede gerçekleşmeyeceğini vurguladı.
Stokların Yeniden Dolması İki Yılı Bulabilir
Nasser’in açıklamalarında öne çıkan başlıklardan biri, kriz sona erse dahi petrol stoklarının eski seviyelerine dönmesinin uzun zaman alacağı değerlendirmesi oldu.
Hürmüz Boğazı’nın tamamen açılması ve piyasalarda güvenin yeniden sağlanması halinde bile günlük petrol tüketiminin karşılanmaya devam edeceğini belirten Nasser, bu süreçte boşalan stokların yeniden oluşturulmasının iki yılı bulabileceğini ifade etti.
Bu nedenle jeopolitik gerilimlerin azalması, petrol piyasasının arz şoklarına karşı hemen eski dayanıklılığına kavuşacağı anlamına gelmiyor.
Yaklaşık 3 Milyar Varillik Arz Kaybı
Aramco’nun hesaplamalarına göre Orta Doğu’daki çatışmaların başlamasından bu yana yaklaşık 3 milyar varillik brüt petrol arzı piyasadan çekildi.
Söz konusu miktarın, aynı dönemde normal koşullarda Hürmüz Boğazı üzerinden taşınması beklenen ham petrol ve petrol ürünlerinin yaklaşık yarısına denk geldiği belirtildi.
Arz kaybını telafi etmek amacıyla küresel stoklardan 1 milyar varilden fazla petrol kullanıldı. Kullanılan petrolün önemli bölümünün stratejik kamu rezervlerinden değil, kara üzerindeki ticari stoklardan karşılandığı kaydedildi.
Kullanılabilir Stok Miktarı Daha Düşük
Dünyada halen milyarlarca varillik petrol bulunduğu görülse de bu miktarın tamamı kısa sürede piyasaya sunulabilecek durumda değil.
Aramco’ya göre küresel ticari petrol stoklarının 6 milyar varilin altına gerilediği tahmin ediliyor. Ancak bu stokların önemli bir bölümü boru hatlarının işletilmesi için gerekli miktarlardan, depolama tanklarının asgari çalışma seviyelerinden veya kısa sürede kullanıma sokulamayacak petrol rezervlerinden oluşuyor.
Dolayısıyla açıklanan toplam stok miktarı ile yeni bir arz şokunda gerçekten piyasaya sunulabilecek petrol arasında önemli bir fark bulunuyor.
G7’den Yeni Rezerv Kullanımı
Petrol ve özellikle motorin piyasasındaki sıkışıklığın sürmesi üzerine G7 ülkeleri 2 Ekim’de yeni bir rezerv kullanım kararı aldı.
Uluslararası Enerji Ajansı koordinasyonunda alınan kararla dört aylık dönemde toplam 100 milyon varil petrol ve petrol ürününün piyasaya sunulması planlandı. Motorin piyasasındaki sıkışıklığın azaltılması amacıyla ilk 20 günlük dönemde daha hızlı rezerv kullanılması öngörüldü.
Uluslararası Enerji Ajansı, mart ayında duyurulan 400 milyon varillik tarihi acil stok kullanımının yaklaşık 325 milyon varillik bölümünün piyasaya ulaştığını açıkladı.
Rezervlerin kullanılması kısa vadede fiyat baskısını sınırlayabilse de piyasaya sürülen petrolün ilerleyen dönemde yeniden yerine konulması gerekiyor.
Stok Yenileme Yeni Talep Yaratabilir
Petrol piyasasındaki dengeler açısından kritik noktalardan biri de stokların yeniden doldurulması süreci olacak.
Ekonomik faaliyetlerin devam ettiği ve günlük petrol tüketiminin sürdüğü bir ortamda ülkeler ile şirketlerin kullandıkları stokları yeniden oluşturmaya başlaması, normal tüketimin üzerine ilave petrol talebi getirebilir.
Bu nedenle çatışmaların sona ermesi veya Hürmüz Boğazı’ndaki ulaşımın normale dönmesi, petrol piyasasında arz ve talep dengesinin kısa sürede eski haline geleceği anlamına gelmeyebilir.
Stok yenileme sürecinin başlaması, petrol fiyatlarının gerilemesini sınırlayan yeni bir unsur olarak öne çıkabilir.
Petrol Akışı Toparlanırken Ürün Sıkışıklığı Sürüyor
6 Ekim itibarıyla Brent petrol 100 dolar civarında işlem görüyor. Fiyatların son zirvelerin altında kalmasında Orta Doğu’dan petrol ihracatının toparlanması ve G7 ülkelerinin yeni rezerv kullanımını açıklaması etkili oldu.
Eylül ayında Körfez ülkelerinin ham petrol ihracatı savaş öncesindeki seviyenin yüzde 90’ının üzerine çıktı. Ancak rafine ürünlerde aynı ölçüde bir toparlanma gerçekleşmedi.
Özellikle motorin ve jet yakıtı gibi ürünlerin ihracatı ham petrol akışının gerisinde kaldı. Bu nedenle piyasadaki sorun artık yalnızca ham petrol arzıyla sınırlı değil. Rafineri kapasitesi, taşımacılık, sigorta giderleri ve petrol ürünlerinin ihtiyaç duyulan pazarlara ulaştırılması da fiyatlar üzerinde belirleyici oluyor.
Türkiye’de Akaryakıt Fiyatları İçin Risk Sürüyor
Küresel petrol stoklarındaki gerileme Türkiye açısından da yakından takip edilmesi gereken bir gelişme olarak öne çıkıyor.
Petrol ve petrol ürünlerinde dış piyasaya bağımlı olan Türkiye’de Brent petrol fiyatı, rafine ürün maliyetleri ve döviz kuru akaryakıt fiyatlarının oluşumunda önemli rol oynuyor.
Özellikle motorin arzındaki sıkışıklığın ham petrol piyasasından daha uzun sürmesi halinde petrol fiyatları gerilese dahi motorin fiyatlarında aynı ölçüde düşüş yaşanmayabilir.
Yüksek enerji maliyetlerinin uzun süre devam etmesi ise Türkiye’nin ithalat faturası ve enflasyon üzerindeki baskının sürmesine neden olabilir.
Kriz Sonrasında Da Stok Sorunu Gündemde Kalacak
Aramco’nun değerlendirmesi, petrol piyasasındaki risklerin yalnızca devam eden çatışmalarla sınırlı olmadığını ortaya koyuyor.
Hürmüz Boğazı’nın yeniden tamamen açılması, üretimin toparlanması ve sevkiyatların normale dönmesi durumunda dahi son aylarda kullanılan ticari ve stratejik stokların yeniden oluşturulması gerekecek.
Bu süreç tamamlanmadan yeni bir jeopolitik gerilim, üretim kesintisi veya rafineri sorununun yaşanması, küresel petrol piyasasının geçmişe kıyasla daha düşük bir güvenlik tamponuyla karşı karşıya kalmasına yol açabilir.
Bu nedenle piyasaların önündeki temel soru yalnızca petrol arzının ne zaman normale döneceği değil, boşalan stokların ne kadar sürede yeniden doldurulabileceği olacak.