Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) Çin ile Pasifik Okyanusu’nda olası bir çatışmaya girmesi durumunda, ABD Ordusu’nun en kritik katkısı uzun menzilli füze teknolojisi olabilir. Kısa menzilli Hassas Vuruş Füzesi, Typhon Stratejik Orta Menzilli Atış Sistemi ve Dark Eagle Uzun Menzilli Hipersonik Silah gibi mühimmatlar, 1.000 ila neredeyse 3.000 kilometre uzaklıktaki Çin limanları gibi stratejik hedefleri vurma yeteneğine sahiptir.
Ancak bu yetenek, ABD askeri stratejisi içinde ilginç bir ikilemi gündeme getiriyor: Düşmanın stratejik altyapısını yok etmek mi, yoksa savaş sonrası barış ve küresel ekonomi için korumak mı?
Limanları Vurmak Yerine Korumak: Tartışmalı Bir Teori
Ulusal Muhafız Ordusu subayı Yüzbaşı Micah Neidorfler, Military Review dergisinde yayımlanan makalesinde bu geleneksel stratejiyi sorguluyor. Neidorfler, Çin limanlarına zarar vermenin veya ekonomik tesislerine el koymanın kötü bir fikir olduğu konusunda uyarıyor ve Ordunun, “Çin’in deniz taşımacılığı altyapısını çatışma sırasında korumalı ki savaş sonrasında da kullanılabilsin” tezini savunuyor.
Bu tezin temel dayanağı, ABD’nin onlarca yıldır Çin’den ekonomik olarak ayrılma çabalarına rağmen, hâlâ iPhone’lardan nadir toprak elementlerine kadar birçok alanda Çin ekonomisine bağımlı olmasıdır. Küresel imalat sanayiinin büyük bir kısmı Çin sanayisine dayanmaktadır. Neidorfler’e göre, Çin limanlarının tamamen tahrip edilmesi, herhangi bir ABD zaferini boşa çıkaracak şekilde küresel veya ABD ekonomisini çökertme riski taşıyor.
İkileme Çözüm: Geçici İşlevsizlik
Neidorfler, limanları hedef almama tezini desteklerken, bir limanı geçici olarak işlevsiz hale getirecek, ancak uzun vadeli hasara yol açmayacak belirli hedeflerin vurulabileceğini öne sürüyor. Limanlar, vinçler, iskeleler ve depolama tankları gibi çok sayıda hassas bileşenden oluşan karmaşık yapılardır. Neidorfler, bu alt bileşenlerin yok edilmesinin, limanın uzun vadeli işlevselliğini tehdit etmeden, savaş sırasında işlevselliği engelleme veya azaltma stratejik amacına hizmet edeceğini belirtiyor.
Bu yaklaşım, aynı zamanda, limanları tamamen yok etmenin yaratacağı tırmandırıcı doğayı önemli ölçüde azaltır ve savaş sonrası ticaretin hızla yeniden canlandırılmasına olanak tanır.
Ordunun Pasifik’teki Daha Geniş Rolü
Neidorfler’in görüşleri, Ordunun Pasifik’teki bir çatışmadaki rolüne ilişkin daha geniş bir tartışmayla bağlantılıdır. Neidorfler, Ordunun son on yılda odaklandığı uzun menzilli atışlar, müşterek kuvvetin komuta ve kontrolü, sürdürülmesi ve hava savunması gibi niş yeteneklerinin Pasifik’teki bir savaş için hayati önem taşıdığını savunuyor.
Neidorfler ayrıca, askeri ve istihbarat üssü olarak kullanılmalarını engellemek veya pazarlık kozu olarak kullanmak amacıyla, Ordunun kuvvetlerinin büyük bir kısmını Çin’in denizaşırı liman altyapılarını ele geçirmek için kullanabileceği alternatif bir strateji sunuyor. Çinli şirketlerin hisse sahibi olduğu veya operasyonlarında yer aldığı tahmini 129 proje olduğu düşünüldüğünde, bu küresel bir etki yaratabilir.
Ancak, Dış Politika Araştırma Enstitüsü araştırmacısı Lonnie Henley gibi Çin uzmanları bu fikirlere kuşkuyla yaklaşıyor. Henley, Çin limanlarına saldırı yetkisinin kesin olmadığını ve Ordunun uzun menzilli füzelerinin varlığının, Hava Kuvvetleri ve Donanma’nın elindeki mevcut füze envanterine kıyasla ek bir fayda sağlayıp sağlamayacağının tartışmalı olduğunu belirtiyor. Henley ayrıca, üçüncü ülkelerdeki limanlara el koymanın ek bir faydası olmadığını da düşünüyor.
Neidorfler, önerilerinin “sezgisel bir strateji olmadığını” kabul etse de, nükleer bir savaş çıkmadığı sürece Çin-Amerika savaşının kaçınılmaz olarak bir müzakere ile sonuçlanacağını vurguluyor ve “kalıcı olması için herhangi bir çözümün karşılıklı olarak kabul edilebilir olması gerektiğini” savunarak tezini noktalıyor.